
Azize Euphemia betimli bu mermer ikona parçası, 1942 yılında Euphemia Martiryonu’nda yapılan kazılarda ele geçmiştir. 13.-14. yüzyıllara tarihlendirilmektedir.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri.
- Euphemia, 307 yılında Khalkedon’da (Kadıköy) pagan Romalılar tarafından, işkence ile öldürülen, din şehidi (martyr)olmuş bir kadındır. Diokletianus’un Hıristiyanlara karşı 302’de başlattığı büyük takibat, yaklaşık on yıl kadar sürmüştür. Khalkedon’lu bir başka azizin ise Aziz Mikhael olduğu söylenir.
- Azize Euphemia hakkındaki ilk yazılar 9. ve 10. yüzyıllarda yazılmıştır. O yüzden hayatı hakkında ayrıntılı bilgimiz yoktur.
- Khalkedon’da, Euphemia’nın adına, onun martiryonunun da bulunduğu büyük bir bazilika inşa edilmişti.
- 399 yılında Khalkedon’daki kilise, İmparator Arcadius ile Gaines arasındaki toplantıya ev sahipliği; 451 Khalkedon Konsili’in toplanma yeri olmuştu; Azize Euphemia kültü bu toplantıdan önce de hem Doğu’da hem Batı’da tanınmakta ve saygı görmekteydi ama, Konsil toplantısından sonra daha da yaygınlık kazandı. Konsil’in toplandığı Euphemia Kilisesi, azizenin mezarına bitişik yapılmıştı.
- Khalkedon Konsili’nin burada toplanması için İmparatoriçe Pulcheria (399-453) ve eşi İmparator Marcianus büyük çaba göstermiş, Konsil kararı da onların istekleri doğrultusunda çıkmıştır. Euphemia, Pulcheria’nın koruyucu azizesidir.

6. yüzyıla tarihlenen bu kakmalı mermer sütun da Sultanahmet’te yapılan 1942 yılı kazısında Euphemia Martiryonu’nda ele geçmiştir.
Renkli mermer ya da cam kakmalı beyaz mermer sütun Euphemia’da templon sütunlarında, korkuluk levhalarında ve kiborionun kemerinde uygulanmıştır. Bu tip kakmalı sütun, 6. yüzyılda Amidia’da (Diyarbakır) bazı Bizans yapılarının sütunlarında ve Konstantinopolis’te sadece üç kilisede kullanılmıştır. Euphemia Kilisesi’nde kullanılmış olması yapının önemli ve iddialı bir yapı olduğunu göstermektedir.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri.
- Uzun zamandan beri tartışılmakta olan Hazreti İsa’nın Tanrı ve insan niteliklerini uzlaştırma çabaları Khalkedon Konsili’nde neticelenir; Monofizitlerin mahkum edildiği Konsil’de kararı azizenin belirlediğine inanılır. Piskoposların uzlaşamayınca, iki karar metnini azizenin tabutuna koyduklarına, açtıklarında monofizit karar metninin Euphemia’nın ayaklarının altında, duofizit metnin ise azizenin elinde olduğuna inanılır. Bu olay, tarihsel doğruluğu bir yana, Euphemia kültünün otoritesini ve önemini göstermesi bakımından önemlidir.
- Bu yüzden Azize Euphemia, Hıristiyanlıkta bir bölünmenin meydana gelmesinde rolü olan bir kişidir.
- Pulcheria da bu Konsil’in ardından gücünün doruğuna ulaşmış, Büyük Konstantin’in annesi Helena ile eşdeğer görülerek yeni Azize Helena olarak ilan edilmiştir. İmparator Marcianus da Khalkedon’u metropolitlik düzeyine yükseltmiştir.
- 7. yüzyıl başlarında Sasani tehlikesinin Boğaz’ın Anadolu yakasını tehdit etmesi karşısında, Euphemia’nın mezarı İmparator Heraclius’un emri ile Khalkedon’dan Konstantinopolis’e taşınmıştır. Daha sonra Khalkedon’a saldıran Sasaniler, Euphemia Kilisesi’ni tahrip etmişlerdir. Sasaniler 605 ve 626 yıllarında Khalkedon’u işgal etmişlerdir.
- Khalkedon’daki duvar resimleri ile süslü bazilikanın bugünkü Yeldeğirmeni, Duatepe Sokağı çevresinde olduğu düşünülmektedir. Khalkedon’daki bu kiliseden ve azizenin martiryonundan hiçbir arkeolojik kalıntı günümüze ulaşamamıştır.
- Sultanahmet’teki Euphemia Kilisesi, Bizans imparatorluk sarayının başmabeyincisinin (Bizans sarayındaki en yüksek rütbeli hadım), 5. yüzyıla tarihlendirilmiş sarayına, İmparator Theodosius’un 439 yılında el koyduğu, sarayın büyük kabul salonunun sonradan, muhtemelen Pulcheria tarafından, kiliseye dönüştürülen bir yapı olduğu düşünülmektedir. Kiliseye dönüştürme işinin bazı kaynaklara göre 5., 6., bazı kaynaklara göre 7. yüzyılda yapıldığı kabul edilmekte, bazı kaynaklar ise net olarak 680 yılını önermektedir.
- Burası, azizenin yaşamından sahnelerin yer aldığı bir fresk çevrimini (cycle-siklus) barındırmaktadır. Bu fresklerin önemi, Azize Euphemia’nın yaşamına ilişkin bütünsel çevrimi sunan, bilinen tek örnek olmasıdır.
- Azize Euphemia’nın bedeninin mezarından çıkarılarak, Euphemia kültünün önemli bir ziyaret merkezi olmasından rahatsızlık duyan, Birinci Putkırıcı İkonokalast İmparator diye anılan, İmparator (Çoban) III. Leon’un (685-741); bazı kaynaklara göre ise oğlu, V. Konstantin’in (741-775) emriyle denize atıldığı; tabutun yüzerek Limni Adası’na vardığı; kutsal bedenin 796’da Konstantinopolis’e geri getirilirken, dönüş yolunda üst düzeyli memurlar ve imparatorluk ailesinden kişiler tarafından yağmalandığı; geriye kalanların Konstantinopolis’teki martiryona getirildiği düşünülüyor. 796-7’de Basileus İrene’nin (752-803), Birinci İkonaklast döneminin sonunda, Euphemia Kilisesi’ni restore ettirdiği sanılıyor.
- 1203 yılında çıkan büyük yangın ve Latin İşgali (1204-1261) sırasında tahrip olan mekan, 13. yüzyılın sonlarında restore edilmiş, içerisi fresklerle bezenmiştir. Günümüze kısmen ulaşabilmiş freskler bu dönemde yapılmış olanlardır.
- Yortu günü 16 Eylül olan azizenin adına Konstantinopolis’te başka kiliseler de olduğu (3-5-6 ?) kaynaklardan anlaşılmaktadır.
- Fetih’ten sonra azizenin rölikleri Patrikhane’ye götürüldükten sonra bina işlevsiz kalmış, zaman içinde harabeye dönüşmüştür. Bölgeye bir hapishane inşa edilmiş, 1939 yılında hapishane binası yıkıldığında, üzerinde freskler olan Bizans duvarları ortaya çıkmıştır. Adliye binası yapılırken Euphemia martiryonunun yıkılmaması için kilisenin temelleri askıya alınarak beton ile takviye edilmiştir. Kalıntılar, uzun süre Adliye binasının otopark olarak kullanılan bahçesinin içinde kalmıştır. Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı’nın burayı restore etme projesi vardır.



Leave A Reply