Sanat

Çağdaş Dönemde Sergileme 3

  • Google müzelere internet üzerinden erişim imkanı sağladı. İnsanlar bundan böyle diledikleri müzeye evlerinde girebilecek, diledikleri yapıtı, çeşitli boyutlarda, kesit ve düzeylerde izleyebileceklerdi. Artık yapıtlar sadece o şehrin, o ülkenin değil, tüm insanlığın malı oluyor, yapıtlar bu anlamda küreselleşiyordu.
  • Müzelerin demokratikleşmesi anlamına gelen bu gelişme ile izleyici, yapıtların müze tarafından sıralanmasının baskısından da arınmış oluyor.
  • Müzeler de ileri teknoloji ile donatıldılar. Floransa’da Michelangelo’nun Davut heykelinin yanında duran bilgisayar, üç boyutlu olarak, yüzlerce açıdan o heykele bakma olanağı veriyor.
  • Online sanat platformları açılmaya başladı. Böylece kullanıcıların kendi galerilerini oluşturabileceği ve dünyanın dört yanından farklı arşiv ve sergilerin gezilebileceği dev sanal, yeni nesil müzeler oluştu.
  • Sosyal medyanın hayatımıza kattığı sanat trendlerinden biri de Instagram’a konan fotoğrafların galeriye taşınması.
  • Giyilebilir teknoloji de sergi deneyimlerinin bir parçasına dönüştü. Ziyaretçiler, Google Glass yardımıyla baktıkları eser hakkında direkt olarak bilgi alabilmeye başladılar.
  • Müze turlarının sesli rehber cihazları nerede olduğunuzu, neye baktığınızı ve hatta bakarken ne düşünmeniz gerektiğini bile söylemektedir. Bakma deneyimimizin çevre tarafından bu kadar koşullandırılması ve belirlenmesinin ne kadar doğru olduğu da sorgulanmaktadır.

 

Yahudi Müzesi, Berlin, Almanya.
Müzeyi 2004 yılına kadar iki milyon kişi gezmişti.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2004.

 

Berlin’de yapılacak Yahudi Müzesi için açılan yarışmaya 165 mimar katılmış. Yarışmayı Polonya Yahudi’si ABD’li Daniel Libeskind (1946-) kazanmış. 2001 yılında kapılarını izleyiciye açan müzenin giriş kat planı şimşek şeklinde ve kaplama malzemesi çinko. Beş katlı, on bin metrekare alanı olan zikzak biçimli bina labirent gibi. Bazen yüksek tavanlı büyük odalara, koridorlara, bazen çok küçük odalara, boş ve işlevsiz gibi gözüken yerlere giriliyor. Boşlukların amacı anma. Müze, Berlin’deki Yahudi tarihini “üç kader çizgisi” ile anlatıyor. İlki, ağır bir demir kapının arkasında yer alan, çıkışı olmayan Soykırım Kulesi’ne gidiyor. Burası soğuk ve karanlık, 20 metre yüksekliğindeki zindan Eski Mısır mezarlarına benziyor. İkinci yol, 49 ağaçlı E.T.A. Hoffmann Bahçesi’ne gidiyor ve Yahudilerin sürgünlerini sembolize ediyor. Üçüncü yol ise Alman-Yahudi ortak yaşamı yolu ve bizi sergilerin bulunduğu katlara götürüyor. Binanın biçimi, kırılmış ve esnetilmiş Davut Yıldızı’na da benzetiliyor. Soykırıma uğrayan Yahudilerin isimleri bir duvarda yazılı. Müze bir başyapıt olarak kabul ediliyor.
Libeskind eserlerinde tarih, edebiyat ve felsefeyi araç olarak kullandığını ifade ediyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2004.

 

 

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Faşizm Diktatörlük 53 Faşizm ve Totaliter Diller 2

Spinoza (1632-1677), kutsal kitap dilinin insanlara kendi hakikatlerini, beklentilerini, isteklerini vererek onların aklına değil, deneyim…

17 saat ago

Faşizm Diktatörlük 52 Faşizm ve Totaliter Diller 1

Milliyetçilik, ‘ilerici’ bir kisveden 18. yüzyıl sonlarında tutucu bir ideolojiye dönüştü. Neo-nasyonalizm, ‘bastırılmış milliyetçiliklerin geri…

2 gün ago

Faşizm Diktatörlük 51

“Estonya, Sovyetler’e katıldığında radyodan duyulan yaşasın çığlıklarının ‘tamam artık yeter’ işareti verilene kadar sürdüğünü, bu…

3 gün ago

Umami ya da Derin Lezzet

Tatlı, tuzlu, ekşi ve acı dört temel lezzet. Tatlı damağın her tarafına yayılırken ekşi canlılık…

4 gün ago

Çin 171 Edebiyat 4

Ming Hanedanı döneminde (1368-1644) edebiyat gelişti, yayıncılık işi patlama yaptı. Çin’de yaşayan İtalyan Cizvit misyoner…

5 gün ago

Çin 170 Edebiyat 3 Roman

Song Hanedanı döneminde (960-1279) öyküler önemini yitiriyor, drama ve roman gelişiyor, bu durum Moğollar döneminde…

6 gün ago