Categories: Edebiyat Sanat

Çağdaş Sanata Varış 31 | Sembolizm 6

SEMBOLİST EDEBİYAT

  • Realizmin şiire yansımış biçimine Parnasizm denir. Fransa’da 1860′ta “Çağdaş Parnas” adlı şiir dergisinin çevresinde toplanan sanatçılara “Parnasyen” adı verilmiş, bunların oluşturduğu şi­ir akımı da Parnasizm olarak nitelenmiştir. Kısa­ca, Parnasizm, “şiirde gerçekçilik” demektir, Realizm ilkelerinin şiire yansımasıdır. Parnasyen sanatçılar “sanat için sanat” ilkesi ile şiiri yalnızca güzellik olarak görmüşler, onun toplumsal bir amacı olmasını kabul etmemişlerdir. Güzelliği yakalayabilmek için, biçim kusursuzluğuna önem vermişler, ölçü, uyak ve sözcüklerin uyumuna dikkat etmişler, şiiri oluşturan sözcükleri titizlikle seçmişler, şiirleri ile seçkinlere seslenmişlerdir. Şiirde biçim önde, duygu ve düşünce daha geridedir. Romantizm’in duygu ve hayal yüklü lirik şiirine tepki göstermişler, yaşamı ve doğayı nesnel bir bakışla kavramayı hedeflemişlerdir. Tabiat tasvirlerine çok yer verilmiştir. Parnasizm Antik Yunan edebiyatı ve Roma edebiyatına yeniden geri dönüştür. Sanatçılarında karamsar bir ruh hali vardır. Parnasizmle birlikte, bilim ve fenle ilgili konular, felsefi düşünceler şiire girmiş, dilin açık ve yalın olmasına özen göstermişlerdir. Parnasizm’in önemli temsilcileri arasında Theophille Gautier, Thedore De Bonville, Leconte De Lisse, Jose Maria De Heredia ve François Cooppe sayılabilir. Parnasizm’i Türk edebiyatına tanıtan ve temsil eden ilk sanatçı Cenap Şehabettin daha sonra Sembolizm’i benimsemiştir. Parnasizm’in Türk Edebiyatındaki en önemli temsilcileri Tevfik Fikret (1867-1915) ve Yahya Kemal Beyatlı’dır (1884-1958).

www.edebiyatkonulari.com

  • Sembolist edebiyat ise Romantik edebiyatın bir türüdür.
  • Sembolist akımda roman değil şiir önemlidir. Bu dönemde romanın da dili şiirselleşmiştir.
  • Sembolistler şiiri sessiz bir şarkı olarak tanımlamışlar ve müziği şiirin amacı durumuna getirmişlerdir. Şiirde sözcüğün sesi anlamına yeğ tutulmuştur.
  • Sembolistlere göre şiir düşüncelere değil duygulara seslenmelidir; çünkü şiir bir şey anlatmak için yazılmaz. Şiirde anlam kapalı olmalıdır ve herkes kendince yorum getirebilmelidir. Sözcüğün anlam değerinden çok müzikal değeri önemlidir. Anlam kapalılığı ve farklı çağrışımlar yaratabilme amacı, bol bol mecaz ve istiarelerin kullanılmasına yol açmış, dolayısıyla dil de ağırlaşmıştır. Durgun sular, ay ışığı, alacakaranlık, tan ağartısı, perdede gezinen gölgeler ve ölüm Sembolist şiirin başlıca temalarıdır. Lirizm, bu anlayışın en önemli ögesi durumundadır.
  • Parnasyenlerin genellikle “sone” nazım biçimini kullanmalarına karşın, Sembolistler daha çok serbest nazım biçimlerine yönelmişlerdir.
  • Bireyin duygusal yaşantısını dolaysız bir anlatım yerine simgelerle yüklü ve örtük bir dille anlatmayı amaçlar.
  • Sembolist şiir, geleneksel Fransız şiirinin uyulması gereken  teknik ve tematik kurallarına bir tepkidir.
  • Sembolistler, sezgi ve izlenimleri,  gerçekliğin belirsizliğini  ve karmaşıklığını canlandırır. Gerçek değil, gerçeğin insanda uyandırdığı izlenim verilir. Gerçek örtüktür.
  • Sembolizm’in müzikteki etkinliği edebiyata da yansımış, şair Mallarmé, Wagner’in leitmotiv kavramından etkilenerek, şiirde Sembolizm’in öncülüğünü yapmıştır.
  • Şairler bu temaları özgür ve kişisel  eğretileme ve imgeler aracılığıyla aktarmaya çalıştı.
  • Yeni kelimeler üretildi. Semboller ve mecazlar kullanıldı.
  • Sembolleri izah eden Sembolizm lügatı çıkarıldı.
  • Edebiyatta bireycilik öne çıktı.
  • Anlatılamayanın sezdirilebileceğini savundular.
  • Şiirde renk, bilinçaltına inme, ironi önemli oldu.
  • Matematiksel ritm yerine, psikolojik ritm önemsendi, serbest nazım kullanıldı, hece sayısına dikkat edilmedi.
  • Bitki örtüsü, Sembolist yazar ve ressamların gözde temalarından.
  • Akımın önemli edebiyatçılarından bazıları Baudelaire’den etkilenen Mallarme (1842-1898), Rimbaud (1854-1891), Verlaine (1844-1896), Gide (1869-1951), İbsen (1828-1906), Valery (1871-1945), Wilde (1854-1900), Maeterlinck’dir (1862-1949). Türk edebiyatında Sembolizm, genellikle Servet-i Fünun döneminde görülür.  Ahmet Haşim (1884-1933) bu akımın en büyük temsilcilerindendir.

admin

Recent Posts

Postmodern Edebiyat 2

19. yüzyılın gerçekçi edebiyatında, yazar her şeyi bilir ve güvenilirdir. Romandaki karakterlerin davranışları ve motivasyonları rasyoneldir. Olaylar neden-sonuç ilişkisinde gelişir…

21 saat ago

Yemek Kültürü 8 | Ön Asya Mutfağında Yemek Çeşitleri 6

Pilav     Eski Yunanlılar pirinci, Büyük İskender’in Hindistan’a düzenlediği seferden sonra tanıdılar. Romalılar hiçbir zaman pirinç ekmediler ve yemediler.…

21 saat ago

Postmodern Edebiyat 1

Postmodern bir dönüşün ilk tespitlerinin yapıldığı alanlar edebiyat ve mimari olduğu için önce bu alanlara odaklanacağız ve edebiyat ile başlayacağız.…

4 gün ago

Yemek Kültürü 7 | Ön Asya Mutfağında Yemek Çeşitleri 5

BALIK Sümerlerde yaygın olan balıkçılık hem denizde hem nehirlerde yapılıyormuş. Eski Yunan’da tuzlu balık mutfağın önemli bir parçasıymış. Taze balık…

4 gün ago

Siyaseten Doğruculuk

Siyaseten doğruculuk, yeni entelektüel ahlakçılığın bir düşüncesidir. 2006 yılında Noel arifesindeki haftalarda, İsa Peygamber’in temsili doğum sahnesine ait malzemeleri bazı…

1 hafta ago

Yemek Kültürü 6 | Ön Asya Mutfağında Yemek Çeşitleri 4

  ETLER Antik Yunan’da et pahalı olduğundan tanrılara kurban verilen dinî günlerde yenebilirdi. Hem Eski Yunanlılar hem günümüz Yunanlıları sakatata…

1 hafta ago