Categories: Sanat

Jerzy Skolimowski

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2004

Aktör, şair, yazar, yönetmen, amatör boksör, ressam ve tasarımcı. Yaptığı görselliği yoğun, şiirsel kurgulu filmler ile Polonya sinemasının yetiştirdiği Andrzej Wajda, Roman Polanski, Raul Ruiz gibi uluslararası üne sahip bir büyük rejisör. Polonya Yeni Dalgası’nın yetenekli sesi, 1938 doğumlu Jerzy Skolimowski meşhur Lodz sinema okulundan mezun.

Direnişçilerden olan babası savaşta Naziler tarafından öldürülüyor, annesi ise Savaş sonrasında Polonya’nın Prag’daki kültür ataşesi oluyor. Böylece 10 yaşındayken  Çekoslovakya’ya gelmiş oluyor. Okuldaki arkadaşları Miloş Forman ve Vaclav Havel. Forman için yatakhanenin yöneticisiydi, Havel benim Latince ve Yunanca ödevlerime, ben ise onun resim ödevlerine yardım ederdim, diyor. Gençliğinde  caz orkestrasında bateri çalıyor, şiir yazıyor, şiir yazmak gibi maskülen olmayan bir işi dengelemek için de boksa başladığını söylüyor. 18 yaşında Polonya Yazarlar Birliği’ne kabul edildiğinde,  o sırada ülkesinin en önemli film yönetmeni  Andrzej Wajda ile tanışıyor, sinema okuluna başladığında ise Roman Polanski ile. Polanski’nin Polonya’da çektiği tek film olan Sudaki Bıçak filminde birlikte çalışıyorlar (1961-2). 1967 yılında yaptığı filmi komünist rejimle ters düşünce, Gizli Servis tarafından sorgulanıyor,  filmi yasaklanıyor ve Polonya’yı terk etmeye zorlanıyor.  Film, 1981’e, Dayanışma’ya kadar yasaklı kalıyor. Bir süre Londra’da yaşıyor. 1981 yılında Polonya’da sıkıyönetim ilan edilince o hırsla dört günde yazıp, birkaç hafta içinde mali kaynağını temin ettiği Moonlighting (Kaçak İşçiler) filmini 18 günde çekip Cannes Film Festivali’ne yetiştiriyor. İngiltere’de çektiği Success is the Best Revenge filmi başarısız olunca Kaliforniya’ya gidiyor.

Ferdydurke (1991) adlı filminin kendisini tatmin etmemesi ile 1990’ların başında sinemaya ara verip zamanını “ikinci mesleğim” dediği resim çalışmalarına ayırıyor. Başta niyetinin 3-4 yıl ara vermek olduğunu, ancak aranın 17 yıl sürdüğünü, çünkü tablolarının tüm dünyada sergilenmeye başlayıp, müzeler ve şahıslar tarafında satın alındığını, ressam olarak da ün kazandığını anlatıyor.  Film çekmenin bir ekip işi olduğunu, yönetmenin tüm çalışmaları koordine ederken, bütçeyi de yönetmesi, sponsorların yaptığı yatırımı da gözetmesi gerektiğini, oysa resim yaparken tek başına çalıştığını, bunun bir “Zen” deneyimi olduğunu söylüyor. Şiir yazmanın ona metafor yapmayı öğrettiğini, bunun da hem filmlerinde hem de tablolarında kendini gösterdiğini söylüyor. İnsanları yönetmeyi sevmediği için resim yapmanın karakterine daha çok uyduğunu dile getiriyor.

20 yıl Malibu’da yaşadıktan sonra Polonya’ya dönüyor ve 2008 ve 2010 yıllarında iki ses getiren filmle (Four Nights with Anna – Anna ile Dört Gece ve Essential Killing – Ölümüne Kaçış) tekrar karşımıza çıkıyor..

Filmlerini ( Deep End, The Shout, Moonlighting, Essential Killing) beğendiğim Skolimowski’nin ressamlığından, tablolarını Krakov’u gezerken gittiğim Wieliczka Tuz Madeni’ndeki sergiyi görünce haberim oldu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2004

Yararlanılan Kaynaklar

  • The Guardian, 11.03.2009
  • Finding Zen in Poland:An Interview with Jerzy Skolimowski, Ben Sachs, 2011.

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Böceklerde Yüksek Antioksidan

  Kanser riskini artırdığı bilinen serbest radikallerin reaksiyonlarını azaltmada yararlı olan antioksidanların taze portakal suyu ve zeytinyağından daha fazla çekirge,…

2 gün ago

Likya Işık Ülkesi 29 Elmalı Hazineleri 2 Elmalı Sikkeleri

1984 yılında Antalya'nın Elmalı İlçesi'nde kaçak kazılar sonucu bulunan ve “yüzyılın definesi” diye anılan Elmalı Sikkeleri, o bölgede bulunan bütün…

2 gün ago

Dünyada WC Durumu

  BM verilerine göre, bir milyar insanın, yani dünya nüfusunun %15’inin tuvalete hiç erişimi yok. 4.5 milyar insanın, yani dünya…

5 gün ago