Mantar bilimi mikoloji 19.yüzyıldan itibaren ciddi şekilde incelenmeye başlanmış nispeten yeni bir bilim dalı.
Mantar, 550 milyon yıl önce, sudan karaya çıkan ilk canlı biçimlerinden biri. Mantarların bitki oldukları sanılır. Oysa mantarlar, canlılar aleminde başlı başına bir gruptur ve fotosentez yapamadıklarından, bitki sayılamazlar. Hayvanlar ve bitkiler alemi arasında yer alır ve fungus diye bilinen kendi alemlerini oluştururlar.
Günümüzde, bir milyon kadar mantar çeşidini bilimsel olarak tanımlamak mümkündür. Yaklaşık sekiz yüz elli bin çeşit mantar iki milimetreden küçüktür. Yaklaşık yüz elli bin tür ise makro-mantar denen iki milimetreden büyüktür ve büyük çoğunluğu tropik bölgelerde yaşar. Türkiye’de bunlardan on bin çeşit mevcuttur. Yani Türkiye mantarlar konusunda zengin bir ülke.
Makro-mantarlar, yerin altında yaşayan ve bütün yıl boyunca faaliyet gösteren miselyum adlı ağacın, mevsimi geldiğinde ve uygun koşullar oluştuğunda meyvelerini vermesiyle oluşur. Bu ağaç gözümüze görünmez ama yer altında bir örümcek ağı gibi ince yapılıdır, bir metreküp orman toprağındaki miselyum yaklaşık 400 bin kilometredir. Hala mantar veren bazı miselyumların 1500 yaşında olduğu tahmin edilmektedir.
Mantarlar spor (tohumcuk) üretir. Mantarların üreme organlarında genelde dört spor olur. Bu sporların büyüklüğü 2-200 mikron arasındadır. Orta boy bir kültür mantarı üç dört günde 16 milyar spor üretir. Kimi mantarlar ise günde 1 trilyon spor üretebilirler.
Mantarlar ekosistemlerde önemli roller üstlenirler.
Bir grup mantar ölü organizmaları parçalayarak, ölü yaprakların, dalların, ağaçların parçalanmasını sağlar. Aksi takdirde çok kısa bir süre içinde gezegenin bitki örtüsü, çürümeyen atıklarının altında hapis kalır, boğularak ölürdü.
Parazit grubu mantarlar canlı organizmalardan besinlerini alır, çoğu zaman onların ölümüne neden olurlar. Zayıf, yaşlı, yaralı, hasta bitkileri öldürerek genç ve sağlıklı bitkilere yer açarlar.
Bir başka grup mantar ise, birlikte yaşadığı bitkilere vitamin, mineral, antibiyotik ve azotlu maddeler verir, karşılığında şeker ve diğer karbon esaslı maddeler alır. Bu tür mantarlar belli ağaçların dibinde bulunur. Bu mantarların yok olması beraber yaşadıkları ağaçların hastalanmasına ya da ölmesine yol açar. Tabii tersi de aynen geçerlidir.
Yağışsız dönemlerde kuruyan bazı mantar türleri, yağış olunca tekrar canlanma özelliğine sahip. Yalnız her canlanışta hazmedilmeleri güçleşir.
Bugün Türkiye’de hiçbir üniversitede kurulmuş bir mikoloji kürsüsü yok, açılan bazı kurslar ve dernekler var. İsviçre’de Sağlık Bakanlığı’nın onayıyla mantar uzmanı diploması veriliyor. Orada mantarcılar meralarını birbirlerinden özenle saklarlarmış. Bazı meralar babadan oğula geçermiş; her köyde bir mantar uzmanı olur, toplanan mantarları kontrol edermiş; hem toplananlar arasında zehirli mantar olmasın diye, hem de günde bir kilodan fazla toplama hakkı olmadığı için. İsviçre mantar bilimi konusunda en gelişmiş ülkelerden biri. Fransa, Almanya, Avusturya’da eczacılık eğitimi sürecinde mantar konusunda da eğitim veriliyor.
Avrupa’da kasabalarda mantar kulüpleri varmış, teori dersleri veriyorlarmış, sezon geldiğinde de hep beraber araziye çıkıp mantar topluyorlarmış.
Mantarın ekonomik değeri de çok önemli. Fransa’da sadece trüf mantarları elli bin kişiye istihdam sağlıyor (2007 rakamlarına göre). Türkiye de son yıllarda Avrupa’ya mantar ihrac etmeye başladı.
Mantarlar protein bakımdan son derece zengindir.
Anadolu Üniversitesi (AÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Yücel’in belirttiğine göre:
- Mantarda sütteki kadar protein bulunuyor: Hayvansal proteinden daha sağlıklı proteini, çok sayıda vitamin ve minerali bünyesinde barındırıyor.
- Yapılarındaki şeker ve yağ miktarı yok denecek kadar azdır. Beslenme için en ideal gıdalardan birisidir. Mantarlar sağlıklı beslenmeyi hedefleyen kişi ve toplumlar tarafından bolca tüketilen ürünlerdendir.
- Bazı türleri, kansızlık tedavisinde de kullanılır.
- Ticarete konu olanların sayısı da 10-15 civarındadır. Çayır, çörek, domalan, imparator, istiridye, kanlıca, kayın, kuzu göbeği, kuzu, öküz ve sütsüz mantarlarının ticari getirisi yüksektir. Bu türler, doğadan toplanır ya da tarımı yapılır. Kontrolsüz toplamanın tehlikeli olduğunu, bu yolla bazı mantarların neslini tüketebileceğimize dair uyarıda bulunuluyor. Şu anda Türkiye, Morchella ailesinin Avrupa’daki en büyük tedarikçisi olma yolunda.
- Biyolojik çeşitliliği son derece zengin olan Türkiye, mantar üretimi bakımından dünyada ilk 20 ülke arasında yer alıyor. Hollanda, Fransa ve ABD, mantar üretimi konusunda dünyada söz sahibi ülkelerdir. Türkiye’de mantar ihracatı hacmi gittikçe artıyor. Mersin ve Kocaeli’ndeki serbest bölgelerden önemli miktarda mantar ihracatı yapılıyor. Türkiye’de doğal olarak yetişen mantarlar, Avrupa, Uzakdoğu ve Arap ülkelerine ihrac ediliyor. Doğal mantarlarımız diğer ülkelere göre daha fazladır.
Mantarlara dair genel bilgileri paylaşalım:
- Mantarlar asla naylon torbaya konmazmış. Mantar, hava geçirmez ortamda bozulur, zehirleyebilirmiş.
- Pek çok mantar zehirlemesi ölümcül değildir. Kimi mantarlar belli koşullar altında zehirler: Bazı türler sadece alkolle beraber yenirse, bazı türler iyi pişirilmezse vb…
- Mantarları böcekler yiyorsa insanlar da yiyebilir diye düşünmek yanıltıcıdır.
- Mantarlarda bulunan bir tür şekeri çözümleyen enzim bazı insanlarda bulunmadığından kültür mantarı dahil hangi mantarı yeseler rahatsızlanırlar.
- Uygun koşullarda saklanmayan, çürümüş, küflenmiş, yaşlı, okside olmuş her mantar, cinsi ne olursa olsun ciddi zehirlenmelere yol açar.
- Hiçbir mantar anında zehirlemez. Bazı tür mantarların zehirleme belirtileri 2-3 ay içinde ortaya çıkabilir. Bir hafta hatta beş ay sonra gerçekleşen ölümler de olabilir.
- İlkbaharda ve sonbahar sonunda zehirli mantar olmayacağı; taze, küçük ve beyaz mantarların zehirlemediği; çayırda çıkanlar, pembe lamelliler, ağaçların üzerinde çıkanların yenebileceği inancı yanlıştır.
- Pişirirken gümüş kaşıkla karıştırılması tavsiye edilip, kaşık kararmazsa sorun olmadığı düşünülür. Ancak, bazı mantar türlerinin toksinlerinin oksidan özelliği yoktur.
- Sirkenin toksinleri aldığı görüşü doğru değildir. Sirkenin hiçbir mantar türü üzerinde etkisi olmadığı deneylerle ispatlanmıştır.
- Gübrede çıktıysa, üstü cıvıksa, sütü akıyorsa zehirli olduğu görüşü doğru değildir.
- Pek çok zehirli mantarın toksinleri şapkasında yoğundur.
- Bazı mantar türleri betonu ve asfaltı delerek çıkabilir.
- Dünyanın en pahalı mantarı trüftür. Trüfün tarihteki ilk izine Hitit tabletlerinde rastlanmıştır.
Tarihte mantarların yol açtığı pek çok olay olmuştur:
- MÖ 6000’lerde sert ve lifli bir ağaç mantarının kurutularak ateş yakmak için kav olarak kullanıldığı düşünülüyor.
- Bir söylenceye göre Buda mantar zehirlenmesinden ölmüş.
- Roma Kralı karısı tarafından mantarla zehirleniyor, yerine Neron geçiyor, Roma’nın kötü günleri başlıyor.
- 1534 yılında Papa, yediği mantardan zehirlenip ölünce yerine gelen Papa III. Paul engizisyonu başlatıyor.
- 1846’da İrlanda’da bir mantar türü ülkenin patates ürününü yok etmiş, açlık beş yıl sürmüş, bir milyon kişi ölmüş, iki milyon kişi Amerika’ya göç etmiş.
- 1915’te bir mantar türü Almanların tarım ürünlerine saldırıyor. Bir bakır karışımını kullanarak bu mantarla baş etmek mümkün olmasına rağmen Almanlar bakırı savaş ihtiyaçları için kullanmayı tercih ettiklerinden askerler aç kalıyor, ordunun morali bozuluyor. Tarih, Almanların yenilgisinde bu mantar türünün büyük rol oynadığını kabul ediyor.
- Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nda 1774 yılında İngilizlerin gemilerinin tahtaları, sporları yüz yıldan fazla canlı kalabilen bir tür mantar tarafından büyük bir hızla çürütülüyor ve İngilizler, yüzden fazla geminin ancak otuz tanesini kullanabiliyorlar. İngilizlerin “Yenilmez Armada”sını mantar yeniyor.
Vücudumuzda, havada, suda, yiyeceklerimizde, evlerde toprakta olduğu gibi bulunup, çoğalan mantar türleri konumuzun dışında tutuldu.
Yararlanılan Kaynaklar
- Mantar: Ne Hayvan Ne Bitki, Başka Bir Alem, Jilber Barutçiyan, Yemek ve Kültür, Sayı 12.
- Anadolu Üniversitesi (AÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Yüce’nin AA ile yaptığı söyleşi.






Leave A Reply