“Baş keşişin özel bahçesi de aynı sade mantıkla, sadece üç taş, bir çam ağacı, gri bir kum şeridi ve dibi yosun tutmuş bir fenerden ibaretti ama eski bir geleneğe uygun olarak bu sahne, insanın gözünü Doğu dağlarının engin manzarasına yönlendiriyordu.” (1)
“Japon bahçesi, cehennem güzelliğe dönüşsün diye tasarlanmıştır.” (2)
“Japonya’da, sonbaharda ağaçların (bilhassa akçaağaçların) kızıl yapraklarını seyretmek gelenektir, buna güz sefası denir.” (3).
“Zen bahçeleri, tırmıkla çizilmiş spiral desenler, birkaç kaya ve bonsai eşliğinde şehir ortasında zaman dışı bir alan yaratır. Doğa burada susarak konuşur. Japonya’da her ayın çiçeği ayrıdır ve çiçekler de farklı şeyleri temsil eder: Bambunun direnci, şakayığın ihtişamı, ayçiçeğinin gençliği temsil etmesi, krizantemin sonbaharı göstermesi gibi (4).
Japonya’da ağaçlar inşaata engel olduklarında kesilmiyor, dikkatlice taşınıyorlar. Uzmanlar ilerleme uğruna doğayı yok etmek yerine kökleri bağlayıp ağacı gelişmeye devam edebileceği yeni bir yere taşıyor. Bu uygulama, Japonya’nın doğaya derin saygısını ve sürdürülebilirliğe olan bağlılığını yansıtır. Ağaçları koruyarak hem yeşili ve çevreyi koruyor hem de kentsel kalkınmayı sağlıyorlar. İlerleme ve koruma arasında bir denge: dünyanın öğrenebileceği bir ders (5). Doğa Japonya’da ortak bir sorumluluk gibi yaşanır.
Japonya’da aylara göre çiçekler şöyledir:
Ocak’ta kamelyalar, erik çiçekleri,
Şubat’ta nergis ve erken kiraz çiçekleri,
Mart’ta kiraz çiçekleri ve laleler,
Nisan’da şakayıklar, saçaklı irisler, azalealar/rododendronlar, nemophilia’lar,
Mayıs’ta mor salkım, iris, gül, gelincik,
Haziran’da ortanca,
Temmuz’da lavanta, sabah sefası, lotus,
Ağustos’ta ayçiçekleri, yalancı anemon,
Eylül’de örümcek zambağı, gümüş çim,
Ekim’de kochia, kozmos çiçekleri, kinmokusei,
Kasım’da krizantem, ginkgo yaprakları (sararıp iki ay sarı kalıyor, hava çok soğuyunca yaprağını döküyor),
Aralık’ta akçaağaç yaprak dökümü oluyor (6).
Japonlar 700 yıldan beri ağaç kesmeden ağaç yetiştiriyorlar. 14. yüzyılda daisugi denen tekniği keşfettiler. Ağaçların gelecek nesiller için dikildiğini, kesilmeyip iri Bonsai ağaçlarıymış gibi budanabileceğini düşünüp bunu dağ selvilerine uyguladılar. Bu şekilde elde edilen ağaçlar bir örnek, düz ve budaksız, yani kullanım için ideal oldu. Daisugi, ağacın filizlenmesine, büyümesine izin verirken ahşabının da kullanılabildiği, olağanüstü bir budama sanatı.
Yararlanılan Kaynaklar
(1) Esrik Bir An, Muriel Barbery, Kırmızı Kedi Yayınevi, 2022. Sayfa 35.
(2) A.g.e., sayfa 202.
(3) Bir Kedi Bir Adam İki Kadın, Cuniçiro Tanizaki, İthaki Yayınları, 2022. Sayfa 115.
(4) Zen’in Kumunda Kimononun Deseninde, Fem Güçlütürk, Oksijen, 27 Haziran-3 Temmuz 2025.
(5) Architectanddesign, https://www.instagram.com/p/DIjfRw7srpj/?igsh=a3Ezc29qZmxrcHB5
(6) matcha—jp-com
6 Şubat 1923’te Lozan Antlaşması’nın eki olarak Türk-Yunan Zorunlu Nüfus Değişimi Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma…
Yapılan çalışmalar sağlıklı göçmen teorisini desteklemiştir. Bu teori, ülkelerin göç almayı tercih etme nedenlerinden biridir.…
From the 3rd century BC, gladiator combats were organized in Rome when important funerals took…
Sömürge dönemi boyunca Britanya’da Avrupalı olmayan nüfus azdı, fakat dekolonizasyon sonrası, özellikle de 1960’ların sonundan…
In the sixth century BC, Baal Hammon and Tanit gained increasing importance in Carthage and…
The grave goods from Puig des Molins consist of objects for personal use, such as…