Edebiyat

Yeminli Bakireler

Bazen okunan ile izlenen birbirini çok güzel tamamlıyor. Yine yaşadım bu tamamlanmışlık hissini ve onun getirdiği mutluluğu.

Booker Ödüllerini takip etmeye çalışırım her sene. Bu yılın finalistlerinden, kısa listeye kalanlardan Rene Karabash’ın Geriye Kalan Kadın (She Who Remains – 2018) adlı romanını okurken Arter’e davet edildim. En yetkin ağızlardan dinlediğim eserlerin bir kısmı ile kitabım örtüştü.

Mesele gelenekler ve kimlik; biyolojik ve toplumsal cinsiyet.

Biyolojik cinsiyet, kadınlar ve erkekler arasındaki biyolojik ayrımlara, toplumsal cinsiyet ise onları ayıran kültürel farklılıklara işaret eder. Toplumsal cinsiyet (gender), cinsel kimliğin kültürel tanımıdır; toplumsal temelli değer, rol ve beklentilerin tümüyle ilişkilidir (*).

Irena Ivanova (1989-), kendisine Rene Karabash yazarlık adını seçmiş.  Aynı zamanda oyuncu imiş. Oyunculuğu ile de En İyi Kadın Oyuncu ödülü almış. Zaten romanı Booker’dan önce, orijinal dili Bulgarca ile de Elias Canetti Ödülü gibi prestijli bir ödüle layık görülmüş. Takma isim kullanma ve rol yapma becerisi de romanının omurgası ile tam bir uyum içinde, diye düşünüyorum.

Birdirbir, Mehtap Baydu, 2015-2017, Arter, 2026.
Geriye Kalan Kadın’ın 121. sayfasında ‘saçlarımız bir örgü gibi birbirine dolanıyor’ cümlesini okur okumaz Mehtap Baydu ve bu eser aklıma düştü.
Sanatçının bu serisini oluşturan heykeller, kimlikler arası geçiş ve dönüşümün metaforu olarak düşünülmüş. Baydu, kimlikten kimliğe sıçramanın; kendi bedenine başka bedenler ve hayatlar ekleyerek farklılık üretmenin; farklı cinsiyetlere atfedilen kıyafetlerle, her sıçrayışta ne tamamen bir tarafta ne de diğerinde olunan çoğul kimlikleri mümkün kılmış (**)

Karabash, Arnavutluk’taki yeminli bakireler geleneğini işliyor eserinde. Bazı noktalar tanıdık gelse de bazılarını ilk kez duydum. Bu, kadınların erkek kimliğini benimseyerek, ostaynitsa olarak, toplumsal özgürlük kazanması geleneği imiş. Ostaynitsa, yeminli bakire demek. Kuzey Arnavutluk, Kosova, Makedonya, Sırbistan, Karadağ, Hırvatistan ve Bosna’daki ataerkil toplumlarda geçerli bir gelenekmiş. Ostaynitsa’ya muşkara, virgineşa, muşkobanya, harambasa, zavetli kız, sadık da deniyormuş. Hatta Türkçesi de varmış, burneşa imiş. Ostaynitsa, yemin ederek erkek ve ailenin reisi olarak yaşamaya başlayan, anayasal olarak da kabul edilen bir cinsiyet değişimi imiş. Bu kanunun geçerli olduğu yerlerde kan davaları yaygınmış. Balkan, Kafkas ve Türk mutfağında ortak olan yemekler gibi kan davaları da mı ortak? Bu yemin sonrasında kadın, daha önce mahrum olduğu erkek haklarını elde ediyormuş. Günümüzde topluluklar dağılmaya başladığı için az yeminli bakire kalmış. Gelenekten kaçmadan kurtuluş yok mu?

Otoportre: Karakter Bürünmek serisinden, Mehtap Baydu, 2015-2017.
Bu eser bir performansa dayanır. Performans süresince farklı meslekler ve sosyal çevrelerden kadınların gündelik elbiselerini üst üste giyen sanatçı, ardından kıyafetleri çıkararak bu katmanlı kumaş yığınına heykelsi bir varlık kazandırmıştır. Baydu, 2010 yılından bu yana kimliği sabitlemek yerine, onu çoğaltan, askıya alan bir pratiğe Osman adlı kurgusal karakter ile işaret etmektedir. Bedensel izler ve toplumsal beklentiler birbirinden ayrılmaz şekilde kesişmektedir. (***).
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, İstanbul Modern, 2023.

Romanda o kadar çok detay var ki insan şaşırıyor. Her duruma karşı ne yapılacağı belirlenmiş. Doğacak çocuğun erkek olması isteniyor; düğün gecesi kızın bakire çıkması lazım; kurşun ile ölmek sıradan ölümden daha üstün; misafir onurlandırılıyor; bunları biliyoruz mesela, ama ilk kez duyduğum ve hayret ettiğim çok detay okudum.

Gelenek denen şey nasıl ortadan kalkar? Yasa ile olmadığı kesin. Etrafından dolaşma yolu hep bulunmuş. Uygulayanı kalmayınca mı? Peki uygulamanın durması için illa o gruptan kimsenin (yerinde) kalmaması mı gerekir, yoksa ortak bir karar alınabilir mi? Bir sürü soru….Cevaplar kimde?

130 sayfalık bu kitap çok ilginç, ama dili ve anlatımı da çok güzel. Bulgarca aslından çeviren Sevcan Kence de okumayı çok zevkli ve kolay kılmış.

Yararlanılan Kaynaklar

Geriye Kalan Kadın, Rene Karabash, İthaki Yayınları, 2026.

(*) Cinsel Kimliklerin Sonu, Judith Butler, Aklın Sol Yarısı, İletişim Yayınları, 2016. Sayfa 268-271.

(**) (***) Mehtap Baydu, Seni Sevmek Çok Zor, Arter yayını, sayfa 24 ve 26, 27.

 

admin

Önceki Yazılar

Çin 183 Çin’de Kadın 6 Çin Tarihinin Üç İmparatoriçesi

7. yüzyılda, imparatorluk sarayına Wu Zetian (saltanatı 690-705) hükmediyordu. Çin tarihinde Hükümran İmparatoriçe unvanını alan…

1 gün ago

Çin 181 Çin’de Kadın 4 Çin’in Dört Güzeli

Kadın güzelliğini anlatan bir Çin atasözü “Balıklar batmış, yaban kazları düşmüş,” der. Eski Çin’de güzellik…

3 gün ago

Çin 180 Çin’de Kadın 3

Evdeki en yaşlı erkek hane halkının başıydı ve ailesinin ona itaat etmesi gerekirdi. Evi karısı…

4 gün ago

Çin 179 Çin’de Kadın 2

Eski Çin’de nişanlılar evlenmeden önce birbirlerini göremezlerdi. Her yasal Çin evliliğinde altı tören vardı: İsteme,…

5 gün ago

Çin 178 Çin’de Kadın 1

Batılılar insanoğlunu yaradılışın merkezi olarak görürken Çinliler, insanı doğanın içinde oldukça küçük bir figür olarak…

6 gün ago

The Talayotic Culture (900-123 BC) 2 Funeral Rites and Shrines

The advent of the Talayotic period (900 BC) ushered in new burial rituals. In Mallorca…

1 hafta ago