Categories: Sanat

Çağdaş Sanata Varış 98|Fransız Yeni Dalga Sineması 2|Chabrol, Truffaut, Resnais

  • Jean-Luc Godard, François Truffaut, Claude Chabrol, Eric Rohmer, Jacques Rivette önce Cahier du Cinéma dergisinin yazarları, sonra Yeni Dalga’nın ünlü yönetmenleri olmuşlardır. Louis Malle ve Alain Resnais yönetmenliğe eleştirmen olarak başlamadılar ama paralel tutumlar sergilediler.
  • Yeni Dalga, sinemaya özgürlük getiren bir akım olmuştur.
  • Fransız sineması Yeni Dalga ile çok köklü bir değişime uğrar. 1950-1965 yılları arası Fransız sinemasının yükseliş dönemidir.
  • ABD filmleri, Fransız Sinematek’i, Bazin ve Cahiers du Cinéma dergisi ile auteur kuramı, Fransız Yeni Dalga akımının oluşmasında etkili olmuş gelişmelerdir. Yönetmenler bir sinema kültürüne ve sinema mirasına sahiptiler.
  • Dolayısıyla hiçbir  zaman örgütlü bir hareket haline gelmemiş olan Yeni Dalga’da her film ayrı bir sanat manifestosu olmakla birlikte:

    *Yeni Dalga, film üzerine düşünen film yapar.
    *deneysel anlatım özellikleri taşır,
    *klasik film formunu reddetmesi,
    *toplumsal ve siyasi değişimlere filmlerde yer vermesi,
    *burjuva karşıtlığı,
    *öteki ben (alter ego),
    *non-diagetic ses kullanımı,(kameranın çektiği alan içindeki herşey diagetic; kameranın çektiği alan dışından gelen sesler non-diagetic olarak adlandırılır. Örneğin üst ses non-diagetic’tir.)
    * doğrudan ses kaydı,
    *tabuları yıkma cesareti,
    *kurgu, görsel biçim ve sinematografik anlatımlarda farklılıklar yaratması,
    *dışarıda çekim,
    *açık bırakılmış senaryo,
    *lineer olmayan kurgu,
    *jump-cut (kameranın açısı değişmeden sahnenin, aksiyonun değişmesi)  kullanımı,
    *sesle görüntü arasında eşzamanlılık olmayışı ortak noktalar olarak belirtilebilir.
    * Fransız Yeni Dalga akımı kültürel nostaljiyi bayrak yaptığı için, edebiyattan, eski filmlerden alıntılar, göndermeler yapar.
    *50’li yıllar TV’nin Batı’da yaygınlaştığı, popüler kültürün yayıldığı ve entelektüellerin bu durumu sorgulamaya başladıkları bir dönemdir.

 

İlk Yeni Dalga filmleri:
1958  Louis Malle, İdam Sehpası
1958  Claude Chabrol, Yakışıklı Serge
1959  François Truffaut,  400 Darbe
1959 Alain Resnais,  Hiroşima Sevgilim
1959 Jean-Luc Goddard,  Serseri Aşıklar

Yakışıklı Serge’in afişi.
Fotoğraf:www.tersninja.com

Claude Chabrol (1930-2010)

  • Yeni Dalga’nın kimi özelliklerini ilk kez perdeye getiren Yakışıklı Serge (1958), Chabrol’ün filmi.
  • Yeni Dalga’nın en verimli yönetmenidir.
  • Hitchcock’tan çok etkilenmiştir.
  • Burjuva değerlerini yeren filmler yaptı.
  • Konulara mesafeyle, akılcı biçimde yaklaşan bir yönetmen oldu. Bu tavır onu Hitchcock ve Truffaut’dan ayırt eden başlıca özelliklerden biriydi.
  • 60’ların sonlarında, sinemada lezbiyen bir ilişkiyi ele alan ilk filmlerden birini yapmıştır.

François Truffaut, Alfred Hitchcock ile.
Fotoğraflar:thehitchcockreport.wordpress.com ve www.goodreads.com

François Truffaut (1932-1984)

  • Çok önemli ve etkili bir yönetmen olmadan önce, yazıları yankılar yapan, makaleleri önemsenen bir sinema yazarı idi.
  • 1954’te, Cahiers du Cinéma dergisinde 22 yaşında iken yazdığı, yönetmenin filmin tek ve son sahibi olduğunu söyleyerek auteur kuramının temellerini güçlendirmiştir.
  • Filmlerindeki ana amaç, o gün yaşananları en uç noktaya taşıyarak, böyle devam edilirse neler olabileceğini anlatmak, toplumun farkındalığını korkutarak artırmaktır. İçinde bulunulan duruma yabancılaştırıp, dışardan bakmayı sağlayarak, toplumu uyarmaya çalışır. TV onun görüşüne göre beyin yıkayan bir alettir.
  • Yenisini alınca eskisini atan tüketim toplumunu eleştirir.
  • 1959’da ilk uzun metraj filmi olan 400 Darbe ile Cannes Film Festivali’nde ödül aldı. Bu film ile Yeni Dalga’nın belki de en etkileyici ve manifesto filmini yapmış oldu.
  • Truffaut 400 Darbe’de seyirciye bir tuzak kurar. Seyirciyi bir beklenti içine sokar, sahne ansızın biter. Bu tuzak ile, kentsoylu ahlakının ikiyüzlülüğünü sergileyerek seyircinin kendisiyle yüzleşmesini, bilinçli bir özeleştiri yapmasını ister.
  • Piyanisti Vurun (1960), Amerikan sinemasına ve polisiye romanına olan hayranlığının yansıdığı bir film olmuştur.
  • Farklı olanın dışlanmasını; kurumların görev alanlarının gerektirdiğinin tam ters yönde faaliyet göstermesini işlemiştir.
  • Fahrenheit 451 (1966) adlı filmde, toplumsal hafızanın kasası olan kitaplar yok edilmektedir. Filmde jenerik, filmin özüne uygun olarak, yazılı değil sözlüdür; yakılan kitaplar Truffault’nun kendi sevdiği kitaplardır. İlk yakılan kitap Don Kişot’tur. Filmde kitapların yasaklanma nedeni, kitapların insanları mutsuz etmesidir. (Ignorance is bliss)
  • Ray Bradbury’den yaptığı bu uyarlamadan sonra başka edebiyat uyarlamaları da yaptı.
  • Bazı filmlerinde kendisi de rol aldı.
  • 1973 yılında yaptığı La Nuit Américaine ile En İyi Yabancı Film Oscarı’nı aldı.
  • Onun için Fransa’nın yeni Renoir’ı dendi.
  • Ölümü, Fransa’da neredeyse ulusal matem havası yaratmıştır.

 

Alain Resnais (1922-2014)

  • Fransa’da 1953-1963 arasında denenen Yeni Roman’ı sinemaya taşıdı. (Yeni Roman, 24.9.2013 tarihinde bloğumuzda yayımlanmıştı.) Romancılarla yakın bir iş birliği içinde çalıştı.
  • Çağdaş sorunlar karşısındaki kaygısını yansıttığı, 1959 yılında ilk uzun metraj filmi Hiroşima Sevgilim, Marguerite Duras’nın aynı adlı eserinin uyarlamasıdır.
  • Hiroşima Sevgilim’de, bir iç monoloğu leit-motiv olarak kullandı: “Sen Hiroşima’da hiçbir şey görmedin”.
  • Sinemaya, yaşanan zaman ile geçmişin yer aldığı, zaman içinde bir yolculuğa çıkmayı; bellek sahibi olmayı, hatırlama ve geçmişe uzanmayı öğretti. Düşünme eyleminin karmaşık mekanizmasına dikkat çekti.
  • 1961’de Alain-Robbe Grillet’nin eserinden uyarladığı Geçen Yıl Marienbad’da adlı filmde bir kadınla bir erkek geçmişi arıyorlardı.
  • Hem şiirsel, hem toplumsal, siyasal bilinç taşıyan filmler yaptı. Zeki, düşünen, öğretici ve sürükleyici yapıtlar ortaya koydu.
  • Filmlerinin, seyircinin bilinçaltının toplanma yeri olduğunu yazdı.
  • Biçimi önemsediğini, ancak biçim aracılığıyla seyirciyle iletişim kurulabileceğine inandığını belirtmişti.
Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Scriptoriums

The Library of Haghpat Monastery, often called a manuscript repository, was one of the most…

5 saat ago

Göçmenler 30 Mübadele

6 Şubat 1923’te Lozan Antlaşması’nın eki olarak Türk-Yunan Zorunlu Nüfus Değişimi Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma…

1 gün ago

Göçmenler 29 Sağlıklı Göçmen Teorisi ve Göçmen Paradoksu

Yapılan çalışmalar sağlıklı göçmen teorisini desteklemiştir. Bu teori, ülkelerin göç almayı tercih etme nedenlerinden biridir.…

2 gün ago

The Arena of Arles

From the 3rd century BC, gladiator combats were organized in Rome when important funerals took…

3 gün ago

Göçmenler 28

Sömürge dönemi boyunca Britanya’da Avrupalı olmayan nüfus azdı, fakat dekolonizasyon sonrası, özellikle de 1960’ların sonundan…

4 gün ago

Types of Burials 5 Punic Ibiza 1

In the sixth century BC, Baal Hammon and Tanit gained increasing importance in Carthage and…

5 gün ago