Edebiyat

Edebiyata Bakış Açıları 3 Okur Odaklı Bakış

1960’ların sonlarından itibaren edebiyat kuramları metinden okura doğru kaymaya başladı. Umberto Eco, o zamana kadar yapılan eleştirilerin üretim dinamiğini ele aldıklarını, oysa artık yorum yani okur dinamiği üzerinde durmak gerektiğini söylemiştir.

Okura ağırlık veren bu yaklaşıma Almancada Rezeptiontheorie, İngilizcede Reception Theory ya da Reader-Response Theory, Türkçede Alımlama Kuramı adı verilir. Bu kurama göre metin ancak okur tarafından anlaşıldığı, yorumlandığı zaman edebiyat metni olur. Okur, metnin temel bileşenlerinden, kurucu ögelerinden biridir.

1970’lerde konuya eğilen Konstanz Okulu’na göre okurlar, beklentileri açısından üç tiptir:

Bilgilenme peşinde olan okur, doyurucu bilgi arar. Beklentileri öykünün anlamına yöneliktir.

Yaşantı ve deneyim peşinde olan okur, kendi duygularını derinleştirecek öyküler arar, duygusaldır. Öykünün derinindeki hakikatleri, yan anlam katlarını, arar.

Estetik keyif peşinde olan okur, kendi sanat anlayışını derinleştirmek için okur. Metnin biçimsel ve kurgusal niteliklerinin farkına vararak okur. Konstanz Okulu en çok bu okur tipi üzerinde durur. Bu yüzden kuramları Alımlama Estetiği olarak anılır.

Eco okumanın dinamik, okurla metin arasında etkileşime dayanan bir süreç olduğunu söylemiştir. Ona göre okurun ilk görevi metindeki boşlukları doldurmaktır. Metnin geçtiği ortam, okurunki ile kültürel, tarihsel ve coğrafi açıdan örtüşüyorsa bu boşlukları doldurmak daha kolay olur. Çünkü somut boşlukların doldurulması sırasında okurun gerçek dünya ile ilgili bilgileri devreye girer. Ancak bazı boşlukları doldurmak daha kapsamlı bilgi gerektirebilir. Bu durumda bazı okurlar metni yanlış yorumlayabilir; Eco bu duruma uzlaşımın bozulması adını verir.

Yazar yarattığı kahramanlara eşit değer biçip, tercihi okura bırakabilir. Bu soyut boşluklardan Brecht’in metinlerinde çok vardır. Çağdaş şiirler de okura büyük bir katılım payı bırakır.

Boşlukları kolayca doldurulan metinler kapalı metinlerdir. Metnin yeterli ipucu vermediği, yazarın kendi değerlendirmesini belli etmediği, alışılmış kurgu kalıplarının ve anlatım tekniklerinin dışına çıkan metinler ise açık metinlerdir ve okurun çözümlemesini beklerler. 18. yüzyıldan 20. yüzyıla yaklaştıkça romanlarda belirsizlik alanları artmış, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren edebiyat büyük değişim geçirmiş, alışılmış kurgu ve anlatım tekniklerinin dışına çıkan pek çok eser üretilmiştir. Eserde anlatıcının kim olduğunu, onun ruh halini çözmek okuyucuya bırakılmıştır. Metinde çok fazla boşluk vardır, bu eserler her şeyin sorgulanmasını bekler. Alışılmışı reddeden, görmezden gelinenleri vurgulayan, gerçekliğin ihmal edilmiş yönleriyle ilgilenen metinlerdir (1).

Rus düşünür ve edebiyat kuramcısı Mihail Bakhtin (1895-1975) ise romanın açık uçlu bir metin olduğunu, her zaman kendinden daha büyük bir gerçekliğe işaret ettiğini söylemiştir. Ona göre, roman kapalı bir metin olamayacak kadar geniş ve zengindir (2).

Foucault, yazarın gerek toplumun gerekse kendi içselleştirdiği sansürün kolay kolay dışına çıkamayacağını öne sürmüştür (3).

Okur odaklı yaklaşımlar yazarın yaşamıyla hiç ilgilenmez, onlar için yalnızca metin ve okur vardır.

Yararlanılan Kaynaklar

(1) Edebiyat ve Kuramlar, Fatma Erkman-Akerson, İthaki Yayınları, 2010. Sayfa 189-194.

(2) Ölülerle Konuşmak, Meltem Gürle, İletişim Yayınları, 2018. Sayfa 57.

(3) Edebiyat ve Kuramlar, sayfa 193.

 

 

 

 

 

 

 

 

admin

Önceki Yazılar

Niko Pirosmani 4

Photos: Füsun Kavrakoğlu, Georgian Museum of Fine Arts, Tbilisi, 2025. Niko Pirosmani has created the…

1 gün ago

Niko Pirosmani 3

Information panels of Georgian Museum of Fine Arts in Tbilisi.

2 gün ago

Niko Pirosmani 2

Niko Pirosmani’s work is an outstanding page in the history of Georgian painting.. It is…

3 gün ago

Niko Pirosmani 1

In the 19th century, national easel painting began to take shape in Georgia. In the…

4 gün ago

Georgian Art 1900-1930 Historical and Cultural Context

The early 20th century marked a period of profound change and turbulence for Georgia. As…

5 gün ago

Sovyet Avangard Sineması

Lenin’in “Bizim için sanatların en önemlisi sinema” dediği söylenir. 1920’lerde Rusya’da beş yetişkinden sadece ikisi…

6 gün ago