Categories: Geziler

Japonya 41|Sinema

KENJİ MİZOGUCHİ  ( 1898 – 1956 ) 

Görsel açıdan etkileyici filmlerinde gerçekliğin doğası, modern ve geleneksel değerlerin çatışması, kadındaki sevginin arındırıcı niteliği gibi konuları işlemiştir. Üç yıl oyunculuk yaptıktan sonra yönetmen olmuştur. 1930’larda Japon sinemasında gelişen gerçekçiliğe öncülük etmiş, dönemin toplumsal sorunları ile geleneksel değerlerin modern Japon toplumunca reddedilmesini işleyen, kadınları konu alan filmler çekmiş, Japon sinemasının en güzel filmlerinden biri sayılan 1953 yapımı Yağmurdan Sonraki Soluk Ayın Öyküleri, savaş sonrası Japonya’sı üzerine alegorik bir yorumdur. Şiirsel anlatımı ve eşsiz dekor anlayışıyla çektiği filmleri ile en önemli Japon yönetmenlerden biridir.

 

YASUJİRO OZU   ( 1903 – 1963 )

Yalın, esasa dönük anlatımı vardır. Konu hep çözülen Japon ailesidir. Filmlerinde dramatik olaylar olmaz. Kamerası hareketsizdir, uzun sabit planlar kullanır. Kamerası yastıkta oturan bir Japonun göz hizasından çekim yapar: Bu yepyeni bir açıdır. Japonlar filmlerini fazla Japon bulup festivallere yollamamışlar. İçkiye düşkünmüş, karaciğer kanserinden ölmüş. 27 filminin senaryosunu aynı kişi yazmış. İmamura birkaç filminde asistanlığını yapmış. Filmleri Zen uygulayıcısı.

Japon filmleri iki tür: dönem filmi  ve modern zaman sorunları. Ozu hep ikinci türü çekmiş, Kurosawa her iki türde de film yapmış.

 

I was Born But.. Doğdum Ama  1932

Sessiz film. Tokyo’nun banliyösünde dört kişilik bir aile. Baba patronuna yaranmak peşinde. Çocuklar mahalle çetesine katılıyorlar, patronun oğlu da çetede. Patron kamera ile film çekmeye meraklı. Patronun oğlu filmi seyrettirince oğlanlar babalarının kamera karşısında şaklabanlık yaptığını görüyorlar ve babaları gözlerinden düşüyor. Elektrik telleri, tren, projektör makinası, film makinası, batı tipi döşeli ev… Batı, Japonya’ya gelmiş. Ozu hep yatay hatlar kullanarak, daha hiç yokken, alan derinliği yaratıyor.

Tokyo Hikayesi 1953

Küçük kentte oturan karı-koca evli çocuklarını görmek için Tokyo’ya gelir. İşleri ile meşgul olan büyük oğlan ( doktor ) ve büyük kız ( güzellik salonu var ) onlarla pek ilgilenemezler, onları bir kaplıcaya yollarlar. Anne-baba hiç rahat edemezler, Tokyo’ya dönerler. Baba sarhoş olur, anne son geceyi savaşta ölen küçük oğlunun karısı ile geçirir ve en büyük yakınlığı ondan görür.

An Autumn Afternoon 1962 Son Filmi

Dul baba, ona bakan bekar kızı. Kızı evlendirmeli mi?

İngilizce levhalar, viski, İngilizce laflar, caz, vs. Marşlar, savaşı kaybetme muhabbeti, sanayi bacaları, atıkları.

Yapıyı tekrarlar üzerinden kuruyor, forma çok bağlı. Babayı Ozu’nun filmlerinde hep aynı kişi oynuyor.

 

AKIRA KUROSAWA ( 1910 – 1998 )

“İmparator” diye çağrılır. Japon sinemasını Batı’ya açan yönetmendir. Bir samuray ailesinden geliyor. Bir süre resim eğitimi görmüş. Resim para getirmediği için sinemaya girmiş. Filmlerin planlarını önceden çiziyor. Batı kültürünü iyi biliyor. Filmlerinde şiddet ulusal kimliğin bir parçası olarak işleniyor. Babasının samuray savaşları üzerine araştırması varmış.

Rashomon, 1951 Venedik Film Festivali En İyi Film Altın Aslan, En İyi Yabancı Film Oscarı.

11. yüzyıl Japonya, Başkent Kyoto. Rashomon Kapısı’nda sağanaktan korunmakta olan oduncu, rahip ve köylü, asil bir kadının ormanda kocasının  gözü önünde tecavüze uğradığını, kocanın ölü bulunduğunu, bunu yapanın ise azılı bir haydut olduğunu konuşurlar. Oduncu mahkemede şahit olarak dinlenmiştir. Hikaye oduncunun, kadının, haydutun ve kocanın ruhunun ağzından 4 farklı yorumla dinlenir. Güvenilmez anlatıcılar, birbiriyle çelişen, pek çok flashback bize gerçeğin göreceliğini, hafızanın kaçınılamaz sübjektifliğini ve yaratıcılığını anlatır. Hikayenin anlatımı, modern bir yapım olduğunu gösteriyor. Kurosawa filminde yağmur çiselemez, sağanaktır. Ormanı çekerken kamerayı doğrudan güneşe tutar, lensi parlatır, koyu gölgeler yansıtır. Oduncu yalan beyanda bulunmuştur mahkemeye, ama terkedilmiş bebeği halihazırda 5 çocuğunun bulunduğu evine götürmeye karar vermesiyle sağanak da durur: Sevgi dolu davranış dünyayı değiştirir.

Throne of Blood 1957

Macbeth uyarlaması. Abartılı oyunculuğu ile Toshiro Mifune, Kurosawa’nın her filminde rol alan erkek aktördür.

Kurosawa’nın 1961’de çektiği The Bodyguard’da 19. yüzyılın ikinci yarısında, düzen değişince zor durumda kalan samuraylar anlatılır. Köye gelen ronin düzeni sağlar ve gider. Aslında gidecek yeri de yoktur; sopayı havaya atar, nereyi gösteriyorsa o tarafa gider. Sergio Leone bu filmi tekrar çekti: A Fistful of Dollars, Bir Avuç Dolar İçin.

Dersu Uzala 1975

Sibirya’da geçer. Kurosawa bu filmi iki yılda çekmiş. Doğa ve çevrecilik destanı. Çevre araştırması yapmakta olan Rus askerleri Dersu Uzala’ya rastlarlar o da gruba katılır. Bilgeliği ve bilgisi filmi şiire dönüştürür. Film Rus yapımı.

Ran  1985 En İyi Kostüm Oscarı .

Ran: Kaos. 16. yüzyılda geçer. Kral Lear’dan esinlendiği söylenir. Derebeyi Hidetora domuz avında yaşlandığını görüp en büyük oğluna topraklarını bırakır. En küçük oğul itiraz eder ve mirastan yoksun bırakılır ve oğulluktan çıkarılır. Büyük oğul babaya saygı göstermez. Baba ortanca oğlun kalesine gidince babanın muhafızları kale içine alınmaz. Ortanca oğul büyüğü öldürtür. Büyüğün karısı ortanca ile evlenmek için karısının başını ister. Baba delirir, sokakta kalır. En küçük oğul babayı almaya gelince ortanca, en küçüğü tuzakla öldürtür. Baba da ölür. En küçük oğlun ordusu ortancaya saldırır. Büyük gelin tüm aileyi birbirine düşürüp Hidetora tarafından öldürülen ailesinin intikamını almıştır ama o da ölür.

Yedi  Samuray

Kanlı Pirinç adıyla oynamış Türkiye’de. Haydutlar tarafından her yıl basılan köy bu defa boğaz tokluğuna 7 samuray kiralar ve köyü savunur. John Sturges, The Magnificient Seven’da  bu filmin tekrarını çeker.

Kurosawa’nın diğer uluslar arası ödülleri: Berlin’den İkira ile 1952’de Gümüş Ayı; Venedik’ten Yedi Samuray ile 1954’te Gümüş Aslan;  Berlin’den, The Hidden Fortress ile 1958’de Gümüş Ayı ve En İyi Yönetmen; Dersu Uzala ile 1975 En İyi Yabancı Film Oscarı; Moskova’dan, Dersu Uzala ile 1975’te Büyük Ödül; Cannes’dan, Kagemusha ile 1980’de Büyük Ödül Altın Palmiye; 1990’da Onur Oscarı.

Ozu tipik Japon iç mekanlarını çeker, Kurosawa doğayı.

 

SHOHEI IMAMURA (1926 – 2006 )

Ozu’nun birkaç filminde asistanlığını yapmıştır. Altın Palmiye alan ilk Japon yönetmendir ve bu ödülü iki kez kazanarak bu ödülü iki kere alan nadir yönetmenlerden biri olmuştur. İlkini Narayama Türküsü ile 1983’de almıştı. Akira Yoshimura’nın eserinden yola çıkılarak senaryo yazılmış, senaristler arasında kendisi de yer almıştır. İkinci Altın Palmiyesini ise 1998 yılında, 72 yaşında Yılanbalığı ile almıştır.

 

NAGİSA OŞİMA ( 1932 -2013 )

Yönetmenliğin yanı sıra senarist de olan, şiddet ve cinsellik temalarına yoğunlaşan filmleri ile uluslar arası ün kazanan Oşima, 1978 yılında Cannes’da Duygu İmparatorluğu adlı filmi ile En İyi Yönetmen ödülünü almıştı. 1983 yapımı İyi Yıllar Mr Lawrence ve 1971 yapımı Tören filmlerinden bazıları.

 

TAKESHİ KİTANO ( 1947 )

Kitano çok yönlü bir sanatçı. Yönetmenliğinin yanı sıra yazar, senarist, aktör, komedyen, film yapımcısı, şair, şarkıcı, ressam, TV ve radyo programı yapımcısı ve Tokyo Üniversitesi’nde hoca.

Çektiği filmleri de türleri açısından aynı çeşitliliği taşıyor: aksiyon, dram, romantik, suç, komedi, gerilim, bilim-kurgu. Uluslar arası arenada ve ülkesinde tanınmanın ötesinde seviliyor da. Ülkesindeki tanınırlığı daha çok komedyenliği ile. Eleştirmenler,  sanatçının Kurosawa’nın ardılı olduğunu düşünüyorlar. 2008’de Moskova’da Yaşam Boyu Başarı Ödülü, 2010 yılında ise Fransa’da Sanat Nişanı aldı. Rumuzu Beat Takeshi. Şimdi filmlerinden ikisine değinelim.

Dolls- Bebekler   2002

3 öykü. Bunraku tiyatrosu bebeklerinden esinlenmiş. Patronun kızı ile evlenmeye zorlanan oğlanın sevgilisi aklını kaçırıyor, ikisi kırmızı bir ipek urganla birbirlerine bağlı Japonya’yı dolaşıyorlar. Emekli Yakuza patronu, hırsları uğruna terkettiği sevgilisini eskiden gittikleri parkta bekliyor. Ünlü pop yıldızı kaza geçiriyor, yüzü sargılı, denize bakıyor, hayranı sevgisini ona kanıtlamak istiyor.

Zatoichi   2003

2003 Venedik Film Festivali 4 dalda ödül

2003 Toronto Film Festivali Halkın Seçimi

2004 Japon Film Akademisi 5 dalda ödül.

Kitano kendi başrolde Zatoichi’yi oynuyor, sarı saçlı kör masör, bastonu kılıç, gezgin. Çok iyi kumar oynuyor. İki geyşa ( biri erkek biri kız ) ailelerini öldüren çetenin peşinde. Fimde ayrıca çetenin koruması olan genç samuray ve hasta kadın var.

 

İsimsiz, 2009.
Daha çok filmleri ile tanınan Kitano, Paris’te Fondation Cartier pour l’art contemporain’den aldığı davet üzerine açtığı kişisel sergide, enstalasyonlarını ve tablolarını sergiledi. Tabloları daha önce filmlerinde de yer almıştı. Fondation Cartier, sergileme için Kitano’yu tamamen serbest bırakmıştı. Kitano, sanatın tanımını kanıksanmışın dışına taşıyarak, sanatı daha az ukala, daha serbest, herkese ulaşabilen ve herkesin ulaşabildiği bir konuma sokmak istediği için bu sergi ile sanatın tanımını esnetmeyi denediğini ifade etmişti. (Bu ifadeler, başlattığımız “Çağdaş Sanata Varış” dosyamızın amacı ile bire bir örtüşmektedir.)
Çocuklara da hitap etmek istediği için serginin bir bölümünü oyun sahasına dönüştürmüştü.

HİDEO NAKATA     1961

Genç rejisör, bir süre Londra’da yaşadı. Karanlık Sular ve Halka adlı korku filmleriyle ün kazandı. Halka 2’nin Hollywood uyarlaması olan The Ring 2,  2005 yılında yapıldı.

 

HAYAO MİYAZAKİ  (1941)

Japon çizgi filmlerinin alt yapısını mangacılar oluşturuyor. Japonya’nın animasyon sinemasının da önemli isimleri vardır, Hayao Miyazaki bu türün yıldızıdır denebilir. Miyazaki özellikle son zamanlardaki eserlerinin büyük bir kısmının yönetmenliğinin yanı sıra metin yazarlığını da yapmıştır. Kendisinin kurduğu bir animasyon stüdyosu vardır. Ruhların Kaçışı 2002 yılında Berlin’de Altın Ayı alan ilk anime film oldu. Yine aynı filmi ile 2003 yılında En İyi Animasyon Film dalında Akademi Ödülünü kazandı.

 

Japonya dosyamızı kapatıyoruz. SAYONARA ( Hoşça kalın ).

 

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Faşizm Diktatörlük 48

20. yüzyılın sonlarında diktatörlüklere otokratik rejimler, diktatörlere de otokrat denmeye başladı. Princeton Üniversitesi profesörlerinden Stephen…

12 saat ago

Hammershøi 2

Ev İçi Tabloları (Interiors) Kopenhag’da, on yıl yaşadığı evini, sarı ve leylak rengi duvarlarıyla 60…

1 gün ago

Hammershøi 1

İsmini ilk defa bu yıl Madrid’de duydum. Sergisini hayranlıkla gezdim. Kendi bildiğini okumasına bayıldım. Tablolarındaki…

2 gün ago

Keltler 6 Gömü Usulleri

En yoğun Kelt kalıntıları kategorisini yeraltı mezarları oluşturur. Her mezarda kişisel giysiler ve cenaze sunguları…

3 gün ago

Keltler 5 İnançlar

Güneş, Ay, hayvanlar ve ormanlara taparlardı. Ayinlerinde dans edilirdi. Şehirlerde, açık havada veya mağaralarda tapınıldığı;…

4 gün ago

Keltler 4

Kelt Sanatı MÖ 400’ler – İlk La Téne üslubu ya da Ağır Üslup MÖ 300’ler…

5 gün ago