2005 yılında FEST Travel ile Faruk Pekin liderliğinde yaptığımız gezinin bilgilerini paylaşacağım. O zaman Kaddafi baştaydı, iç savaş daha çıkmamıştı, nüfus 6 milyondu, hayran kaldığımız eserler tahrip olmamıştı, ABD ambargosu kalkmıştı, ortalıkta pek kadın gözükmüyordu, etraf çok sakindi.
Libya’daki gezimizde UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan dört yer gördük: Cyrene, Sabratha, Leptis Magna ve Gıdamis. Bunlar arasında, otantikliği ile tüm grubu hayran bırakmış, Kaddafi taraftarlarının yoğun olduğu Gıdamis’ta çok çatışma olduğu, dolayısıyla en büyük tahribatın orada yaşandığı söyleniyor.
Libya’da gördüğüm antik şehirlerin o güne kadar gördüklerimin en görkemlileri olduğunu söylemeliyim. Akdeniz ile antikitenin birlikteliği nefes kesiyordu. Palmira‘nın başına gelenin bunların da başına gelmemiş olmasını diliyorum.
Ayrıca gördüğüm en muhteşem çöl de Libya’daydı. Burada çöl, “Kum Denizi”, “Kum Okyanusu” olarak anılıyor. Zaten çöllerin içinde dünyaca en ünlüsü Libya çölleri imiş. Libya dosyamın başlarında özellikle çöl fotoğraflarına yer vereceğim.
Yararlanılan Kaynaklar
Daha önce aynı konuyu Mihail Bakhtin’in değerlendirmesiyle yazmıştık. Şimdi ise Macar asıllı düşünür Györgi Lukacs’ın…
Alt-yapı kurumları toplumun ekonomik yapısını (üretim araçlarına kimin sahip olduğu, hangi toplumsal kesimin ekonomiye egemen…
From the second half of the 4th millennium BC, the so-called Kura-Araxes Culture spread throughout…
Biliyorsunuz Roma’yı Nazlı Birgen rehberliğinde Caravaggio ve Pasolini’nin izinde gezmiş, anılarımı haziran ayında paylaşmıştım. Son…
Destan (epik), şimdiki zamanla ilişki kurma imkanı sunmayan, tüketilmiş bir geçmişe hapsedilmiştir. Roman ise epiğin…
1960’ların sonlarından itibaren edebiyat kuramları metinden okura doğru kaymaya başladı. Umberto Eco, o zamana kadar…