Mantarlar asla naylon torbaya konmazmış. Mantar, hava geçirmez ortamda bozulur, zehirleyebilirmiş.
Pek çok mantar zehirlemesi ölümcül değildir. Kimi mantarlar belli koşullar altında zehirler: Bazı türler sadece alkolle beraber yenirse, bazı türler iyi pişirilmezse vb…
Mantarları böcekler yiyorsa insanlar da yiyebilir diye düşünmek yanıltıcıdır.
Mantarlarda bulunan bir tür şekeri çözümleyen enzim bazı insanlarda bulunmadığından kültür mantarı dahil hangi mantarı yeseler rahatsızlanırlar.
Uygun koşullarda saklanmayan, çürümüş, küflenmiş, yaşlı, okside olmuş her mantar, cinsi ne olursa olsun ciddi zehirlenmelere yol açar.
Hiçbir mantar anında zehirlemez. Bazı tür mantarların zehirleme belirtileri 2-3 ay içinde ortaya çıkabilir. Bir hafta hatta beş ay sonra gerçekleşen ölümler de olabilir.
İlkbaharda ve sonbahar sonunda zehirli mantar olmayacağı; taze, küçük ve beyaz mantarların zehirlemediği; çayırda çıkanlar, pembe lamelliler, ağaçların üzerinde çıkanların yenebileceği inancı yanlıştır.
Pişirirken gümüş kaşıkla karıştırılması tavsiye edilip, kaşık kararmazsa sorun olmadığı düşünülür. Ancak, bazı mantar türlerinin toksinlerinin okside edici özelliği yoktur.
Sirkenin toksinleri aldığı görüşü doğru değildir. Sirkenin hiçbir mantar türü üzerinde etkisi olmadığı deneylerle ispatlanmıştır.
Gübrede çıktıysa, üstü cıvıksa, sütü akıyorsa zehirli olduğu görüşü doğru değildir.
Pek çok zehirli mantarın toksinleri şapkasında yoğundur.
Bazı mantar türleri betonu ve asfaltı delerek çıkabilir.
Dünyanın en pahalı mantarı trüftür. Trüfün tarihteki ilk izine Hitit tabletlerinde rastlanmıştır.
Fotoğraf: Vikipedi
Tarihte mantarların yol açtığı pek çok olay olmuştur:
MÖ 6000’lerde sert ve lifli bir ağaç mantarının kurutularak ateş yakmak için kav olarak kullanıldığı düşünülüyor.
Bir söylenceye göre Buda mantar zehirlenmesinden ölmüş.
1534 yılında Papa, yediği mantardan zehirlenip ölünce yerine gelen Papa III. Paul engizisyonu başlatıyor.
1846’da İrlanda’da bir mantar türü ülkenin patates ürününü yok etmiş, açlık beş yıl sürmüş, bir milyon kişi ölmüş, iki milyon kişi Amerika’ya göç etmiş.
1915’te bir mantar türü Almanların tarım ürünlerine saldırıyor. Bir bakır karışımını kullanarak bu mantarla baş etmek mümkün olmasına rağmen Almanlar bakırı savaş ihtiyaçları için kullanmayı tercih ettiklerinden askerler aç kalıyor, ordunun morali bozuluyor. Tarih, Almanların yenilgisinde bu mantar türünün büyük rol oynadığını kabul ediyor.
Vücudumuzda, havada, suda, yiyeceklerimizde, evlerde toprakta olduğu gibi bulunup, çoğalan mantar türleri konumuzun dışında tutuldu.
Panama‘da yürütülen yeni bir araştırma (Panama Rainforest Changes with Experimental Drying), tropik ormanlarda ağaçların sürekli kuraklık koşullarında kök mimarilerini değiştirdiğini gösterdi: Yüzeydeki ince kökler azaldı ve daha derine doğru yeni ince kökler gelişti. Kuraklığın yalnızca köklerin yönünü değil, yeraltı işbirliklerini de değiştirdiği; yüzeyde kalan köklerin mantarlar tarafından daha yoğun biçimde kolonize edildiği; bu mantarların, bitkilerle simbiyotik ilişki kurarak su ve besin alımını artırdığı; ağaçların sınırlı sayıda kalan yüzey kökleri üzerinden mantarlarla işbirliğini güçlendirerek besin kaybını azaltmaya çalıştığı tespit edilmiş.
Mantar toplamaya gitmek, sahada bu işi yapmak çok istiyorum ama henüz yapamadım.
Yararlanılan Kaynaklar
Mantar: Ne Hayvan Ne Bitki, Başka Bir Alem, Jilber Barutçiyan, Yemek ve Kültür, Sayı 12.
Anadolu Üniversitesi (AÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Yücel’in AA ile yaptığı söyleşi.
Kuraklığa Kökleriyle Direniyorlar, Cumhuriyet, 12 Şubat 2026.