Kahve, ilk defa 1519 yılında, I. Selim‘in Mısır seferinden sonra İstanbul’a getirilmiştir. Hızla tüm İstanbul’a yayılmış, 16. yüzyılın ikinci yarısından sonra gündelik yaşamda da yaygınlaşmıştır. Kahve içmek çeşitli dönemlerde farklı gerekçelerle yasaklanmıştır. İlk yasak Kanuni Sultan Süleyman döneminde olmuş, Şeyhülislam Ebussuud Efendi, kömür derecesinde kavrulmuş maddeleri yemenin ve içmenin haram olduğuna ilişkin fetva vermiştir. Zaman içinde zaman içinde başka yasaklar gelmişse de bunların hepsi kısa ömürlü olmuştur. Evliya Çelebi 17. yüzyılda İstanbul’da 55 kahve dükkanı ve 300 kahve deposu olduğunu belirtir. Bu yüzyılda, kahvenin yaygın tüketimi ve ticaret yollarındaki zorluklar kahvenin pahalanmasına ve Eminönü’ndeki fırınlama tesislerinde yeniçeriler tarafından kahveye nohut karıştırılmasına neden olmuştur.
Farklı hazırlama ve pişirme metodu ile özel bir tadı, köpüğü, kokusu, pişirilişi, ikramıyla kendine has bir kimlik ve gelenek yaratan Türk kahvesi, telvesi ile ikram edilen tek kahve türüdür.
Saray mutfağında ve evlerde çok miktarda tüketilen kahve önce, çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulduktan sonra dileklerde dövülerek cezvelerde pişirilmek suretiyle içiliyor ve en itibarlı dostlara büyük bir özenle ikram ediliyordu. Kısa sürede gerek İstanbul’a yolu düşen tüccarlar ve seyyahlar gerekse Osmanlı elçileri ve özellikle İkinci Viyana Kuşatması sonrasında Türk kahvesinin lezzeti ve ünü Avrupa’ya ve tüm dünyaya yayılmıştır.
Kahve, Osmanlı saray ve konak haremlerinde misafirlere tören havasında ikram edilirdi. İçinde kahve fincanı ve zarflar bulunan tepsiyi taşıyan kız, stil örtüsünü kenardan iki eli ile önlük gibi önünde tutar, ikinci kız stil takımını taşırdı. Üçüncü kız tepsiden porselen fincanı alır, stildeki güğümden kahveyi doldurur, fincanı altın tombak, gümüş veya porselen zarfa yerleştirir, zarfın ayağından iki parmağı ile tutarak tek tek misafirlere ikram ederdi. Tiryakiler kahve ile birlikte nargile veya uzun çubuklu lülelerde tütün de içerdi.
Yararlanılan Kaynak
Sadberk Hanım Müzesi
Kavramlar, farklı disiplinler, tarihsel dönemler ve kültürel bağlamlar arasında seyahat eder. Ona göre kavramlar yalnızca…
Bilgi göçü, bilginin insanlar, topluluklar, kurumlar, ülkeler, disiplinler ve dönemler arasında hareket etmesi olarak düşünülebilir.…
Göç, yalnızca hareketle tanımlanamaz; mekan değişimini ve hane bağlarının kopmasını da kapsar. Çingenelerin hareketi, kültürel…
Irklar ve halklar arasında var olan kültürel farklılara yargıç, tarihçi ve politik düşünür Montesquieu (1689-1755)…
There are nine Sami languages, all of them endangered. Three of the Sami languages are…
The Northern part of the Lapland Region, belongs to the subarctic climate zone. The number…