Kültür

Abdulrazak Gurnah ve Renkler

Roots (Kökler), Maria Bedoian, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 14. İstanbul Bienali, Depo, Tophane, 2015.
“İngiliz haritalarındaki kırmızı renk İngiliz bayrağını, görev için fedakarlıkta bulunmaktan çekinmemeyi ve İmparatorluk için dökülen kanı temsil ediyordu. Güney Afrika bile o dönemde kırmızıdan pembeye doğru işaretlenmişti; Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi, Avrupalıların dünyanın yarısını dolaşarak huzur ve refah bulmak için gittikleri bir dominyondu. Koyu yeşil alanlar Fransızlara yapılmış soğuk bir şakaydı, Cennet vadeden yeşil bölgeleri akla getiriyordu, halbuki hakimiyet kurdukları alanların büyük kısmı çöller, kurak bölgeler ya da ekvatoral ormanlardan oluşuyordu, bunca işe yaramaz bölgeyi görkemli kibirleri ve silahlarıyla ele geçirmişlerdi. Mor kısımlar Portekizlilerin kendileri hakkındaki ikircikli algılarını ve kraliyetle, din ve imparatorluk sembolizmleriyle ilgili saplantılarını gösteriyordu, yüzyıllardır bu bölgeleri sömürgeci işgalleriyle vahşice yağmalıyor, tahrip edip ateşe veriyor ve milyonlarca bölge sakinini Brezilya’daki köle çiftliklerine götürüyorlardı. Ve kahverengi bölgeler de Belçikalıların hissiz, kinik işgüzarlıklarını gösteriyordu, onlar bu şenliğe geç intikal etmişlerdi fakat hükmettikleri halklara hediyeleri o kötücül dönemin diğer Büyük Güçlerinden geri kalmamıştı. Kongo ve Ruanda’ya bıraktıkları miras nehirleri ve gölleri epeyce bir süre daha bulandıracaktı. İspanyolların da kendi bölgeleri vardı elbette, buralar İngilizlerin haritalarında onların ulusal renklerine, yani aslında talan ettikleri altınların rengine gönderme yaparak sarı işaretlenmişti. Bu on yıllık sürecin sonlarına doğru, bu renkler soluk pembe, açık yeşil, leylak ve beje doğru açılmaya başladı. Sömürgeci yönetimin yavaş yavaş geri çekildiğini gösteriyordu bu, belki de özerk yönetime doğru bir değişimin, her şeyin kontrol altına alındığının, bugün var yarın yokun işaretiydi.”
Hem 2021 yılının Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Gurnah’ın ana konusuna ve anlatımının güzelliğine bir örnek olarak, hem de benim Renkler dizime önemli bir ilave olacağını düşündüğüm için romanın bu bölümünü paylaşmak istedim.
Terkediş (Desertion, 2005), Abdulrazak Gurnah, İletişim Yayınları, 2016. Sayfa 194, 195.

 

 

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Çin 184 Çin’de Kadın 7

İmparatorluk döneminde kadına karşı ön yargılı bakış açısı dul kadınların tekrar evlenmesini istememek, bedensel hareket…

9 saat ago

Çin 183 Çin’de Kadın 6 Çin Tarihinin Üç İmparatoriçesi

7. yüzyılda, imparatorluk sarayına Wu Zetian (saltanatı 690-705) hükmediyordu. Çin tarihinde Hükümran İmparatoriçe unvanını alan…

1 gün ago

Çin 181 Çin’de Kadın 4 Çin’in Dört Güzeli

Kadın güzelliğini anlatan bir Çin atasözü “Balıklar batmış, yaban kazları düşmüş,” der. Eski Çin’de güzellik…

3 gün ago

Çin 180 Çin’de Kadın 3

Evdeki en yaşlı erkek hane halkının başıydı ve ailesinin ona itaat etmesi gerekirdi. Evi karısı…

4 gün ago

Çin 179 Çin’de Kadın 2

Eski Çin’de nişanlılar evlenmeden önce birbirlerini göremezlerdi. Her yasal Çin evliliğinde altı tören vardı: İsteme,…

5 gün ago

Çin 178 Çin’de Kadın 1

Batılılar insanoğlunu yaradılışın merkezi olarak görürken Çinliler, insanı doğanın içinde oldukça küçük bir figür olarak…

6 gün ago