Edebiyat

Anlatı ve Zaman İlişkisi 1

Bir birim zaman, bir birim mekan – Tolstoy

İki ve daha fazla birim zaman, bir birim mekan – Proust

Yarım birim ve daha az zaman, bir birim mekan – hızlı kurgu içeren bütün metinler.

Yazarların ilk iki seçeneği kullanmaları, yani zamanı mekana eşlemeleri veya zamanı uzatmaları, onların zor okunan şeyler yazdıklarını düşündürür.

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Tiflis, 2025.

Lawrence Durrell, İskenderiye Dörtlüsü’nde bir birim mekanda yaşanan olayı dört kez anlatır. Yani dört zaman vardır.

Dostoyevski, değişik öznelerin eşzamanlı bakış açısını verir. Kişiye göre değişen zaman ve mekan kullanımı yönünden Durrell’in tekniğine benzer.

Tolstoy, hikayelerinde anlatım yönünden romanlarına göre daha hızlıdır; olayı kısaltıp anlatmayı yeğler, süreyi yazarın gözünden belirler. Tolstoy, Newtoncu zaman kuramına uyar. Newton’a göre zaman mutlaktı ve evrenin her tarafında aynı şekilde ilerlerdi; zamanın akışı mutlak ve tek yönlüydü; zaman hep aynı hızda akar, herhangi bir şeyden etkilenmezdi. Tolstoy, herkesçe bilinen, dışsal zamana uygun davranırdı.

Dostoyevski’de ise zaman, anlatılan kişinin sübjektif zamanıdır; anlatılan kişinin zamanı süre bakımından daha uzundur. Dostoyevski’nin birçok eserinde (Karamazov Kardeşler, Suç ve Ceza, Budala) zaman öznenin, Tolstoy’da ise mekanın zamanıdır. Budala ve Suç ve Ceza’da karakterin zamanı ile anlatıcının zamanı çoğu kez karışır, anlatı zamanı sübjektif zaman olur. Okuyucu için roman yavaşlar. Dostoyevski de öykü ve novella yazdığında (Tolstoy gibi) hızlı zaman akışını kullanır; anlatı, gerçek yaşamdan hızlıdır.

Prens Mişkin (Budala) ile Raskolnikov’un (Suç ve Ceza) zamanı söz konusu olduğunda pek çok bakış açısı ve anlatım olanağı devreye girer (Budala’da bir gazete yazısını yazanın, okuyanın ve dinleyicinin devreye girmesi gibi) ve Rus düşünür ve edebiyat kuramcısı Mihail Bakhtin’in (1895-1975) karnavalesk dediği anlatım tarzı belirginleşir. Bakhtin bu anlatım tarzına başlıca örnekler olarak Rönesans yazarı François Rabelais’yi ve Dostoyevski’yi göstermiştir.

Proust, çağrışımlar ve eşyalar üzerinde yoğunlaşır. Proust’un metni, nesnelerin gözlemi, olayların nesnelerle birlikte çağrışım dizisi içinde anlatılması ve nesnelerin belli bir ilinti içinde sıralanması temeline oturur. Onun anlatımı, gerçek zamandaki çağrışımların da devreye girmesiyle iyice genleşir. Tolstoy’un zamanı nesnel gerçekliğe, Proust’unki öznel gerçekliğe dayanır. Proust’un zaman kavramı, Bergson’un süre kavramına uygundur. Joyce da Proust gibi, uzamdaki zamana göre yazmaz, Bergsoncu süre kavramını kullanır ve bilinç akışını geliştirir. Joyce’da zaman o kadar geniştir ki neredeyse zamandışılığa varır.

Fransız filozof Henri Bergson (1859-1941), zaman ile süre ayrımı yapar. Zaman saatin ölçtüğü objektif bir gerçekliğe karşılık gelirken süre, öznenin yaşadığı zamandır. Gerçek süre, bilincin algıladığı süredir. Süreyi anlamak için bilinç hallerinin akışını bilmek gerekir. Bilinç hallerinin akışında hiç kesinti bulunmaz. Gerçek zaman, bilinç halleridir, yaşanan zamandır, süredir (1)(2).

Mekanlar arasındaki geçişlerde zaman, öznenin durumuna göre hızlanıp yavaşladığında pitoresk zaman’dan bahsederiz. Gürsel Korat’a göre, zaman somuttur, duyularla gösterilebilir. Fakat aynı zamanda zaman diye bir şey yoktur, gösterilemez. Bu ikisi arasında zihnimizde kalan şey pitoresk (görselleşmiş) zamandır.

Romanlarda konuşmaların tuttuğu ağırlık diyaloji kavramıyla açıklanmıştır. Aynı şeyi iç konuşma ve gözlem biçiminde yapan Proust, nesnelliğe değil, öznelliğe ulaşmıştır (3).

 

Yararlanılan Kaynaklar

(1) Bergson’un Zaman Anlayışı, Süre ve Zaman Ayrımı, Ömer Yıldırım, felsefe.gen.tr, 2022.

(2) Çağdaş Felsefe II, Anadolu Üniversitesi Yayını 4175, sayfa 7.

(3) Romanda Zaman ve Dostoyevski, Gürsel Korat, Hece Dostoyevski Özel Sayısı, Cilt 2, 2022. Sayfa 732-735.

 

admin

Önceki Yazılar

Roma İmparatorluğu’nda Kölelik 1

Antik köleliğe en az uzakta (yakın denebilir herhalde) duran psikolojik örnekseme ırkçılıktır. Kölelik, ekonomi dışı…

11 saat ago

Çin 184 Çin’de Kadın 7

İmparatorluk döneminde kadına karşı ön yargılı bakış açısı dul kadınların tekrar evlenmesini istememek, bedensel hareket…

1 gün ago

Çin 183 Çin’de Kadın 6 Çin Tarihinin Üç İmparatoriçesi

7. yüzyılda, imparatorluk sarayına Wu Zetian (saltanatı 690-705) hükmediyordu. Çin tarihinde Hükümran İmparatoriçe unvanını alan…

3 gün ago

Çin 181 Çin’de Kadın 4 Çin’in Dört Güzeli

Kadın güzelliğini anlatan bir Çin atasözü “Balıklar batmış, yaban kazları düşmüş,” der. Eski Çin’de güzellik…

5 gün ago

Çin 180 Çin’de Kadın 3

Evdeki en yaşlı erkek hane halkının başıydı ve ailesinin ona itaat etmesi gerekirdi. Evi karısı…

5 gün ago

Çin 179 Çin’de Kadın 2

Eski Çin’de nişanlılar evlenmeden önce birbirlerini göremezlerdi. Her yasal Çin evliliğinde altı tören vardı: İsteme,…

7 gün ago