Categories: Kültür

Bilinçaltı Bilinçdışı Kolektif Bilinçdışı

BİLİNÇALTI (subconscious, alt bilinç, alt şuur, şuur altı, tahtelşuur)

  • Kişinin denetim altına soktuğu, kişinin açığa vurmayı göze alamayıp bastırdığı, arzu ve anıların biriktiği bir “depo” işlevi görür. Çok güçlü bir uyarı üzerine bellekten/bilinçaltından çıkıp apansız akla gelirler.
  • Rüyalarda, dil sürçmelerinde, nevrozlarda kendilerini gösterirler.  Bilinçaltının incelenmesi demek olan ruh çözümlemesi de (psikanaliz) ruhsal bir süreçtir.
  • Bilinçleşmemiş veya bilinç yüzüne çıkmamış ruh hallerinin niteliği olarak tanımlanabilir.
  • Hakkında belirsiz bilinç edindiğimiz şeyin taşıdığı özellik, bilinçte yer almayan veya henüz yerleşmeyen zihin etkinliği. Aydınlık olmayan bilinç. Yarım bilinç.

Trabzon, Maçka, Sümela’ya çıkış.

BİLİNÇDIŞI (unconscious, gayri şuuri)

  • Bilinçdışı eylemler iki kümede toplanabilir;
    1) “Organik alışkanlıklar” (soluk alma, kalp atışı vb), “edinilmiş alışkanlıklar” (yürüme vb) ve refleksler (korunma refleksi vb) gibi otomatik olanlar;
    2)  Bilincin ortadan kalkması sırasında (uyku, sarhoşluk, hipnotizma, uyurgezerlik) oluşanlar.
  • Bu ikinci tür eylemlerin gerisinde yatanlar, aslında kimi zaman “bilinçaltı” olarak adlandırılan bölgede bastırılmış olarak yer alırlar. Bir başka deyişle, kişinin bilinçaltında sakladığı gizli arzular, niyetler bazen uykuda sayıklama ya da sarhoşluk sırasında taşkınlıklar biçiminde bilinçdışı eylemler olarak açığa çıkarlar.
  • Zihin ve kişiliğin, kişinin farkında olmadığı kısımları. Bu anlamda bilinçdışı ile bilinçaltı birbirleriyle çok yakından ilintilidir. Hatta bazı Batı dillerinde günlük kullanımda, halk arasında “bilinçdışı” sözcüğü ile “bilinçaltı” sözcüğü birbirlerinin yerine kullanılırlar.
  • Davranış üzerine etki yapan, fakat bilinçdışında yer alan süreçlerin tümü. İnsan ruhunun baskılanmış isteklerle, bunlara bağlı düşüncelerden meydana gelen ve bilince ulaşamayan kısmı olup, bilinçte aksamalara yol açarak düş, fobi gibi halleri doğurur.
  • Bilinçdışı, sinirsel ve fizyolojik süreçleri içerir.
  • İnsanlar yüzyıllardır bilinçdışı fikrinin farkındaydı. Freud bilinçdışını ciddi bilimsel araştırmanın konusu haline getiren ilk kişi olmuştu.
  • Freud bilinçdışını ilkel, çocuksu ve hayvanca olan her şeyin, sözgelimi, bastırılmış cinsel güdülerin, karanlık çöplüğü olarak görüyordu. Koşullanmamızın izin vermediği bütün fikirleri ve düşünceleri koyduğumuz yerdir. Bilinçdışındaki bilgilere kolay erişilmez. Geçmiş hayatımızın büyük bir bölümü burada yer alır, bunun bir kısmı hipnoz altında hatırlanabilir.
  • Jung’a göre kişisel bilinçdışı bastırılmış arzulardan ve dürtülerden, unutulmuş deneyimlerden oluşur. Egonun bilmediği ya da dolaysız yoldan erişemediği iki tür ruhsal içerik vardır: Birinci tür içerik, bilinç aktif olarak bu içerikten çekildiği için bilinçdışı hale gelmiştir ve egoyu tehdit eden malzeme içerir. İkinci tür içerik, hiçbir zaman bilince ulaşacak yoğunluğa ulaşmamıştır; duyu izlenimlerinden birçoğunu içerir. Jung için bilinçdışı zengin bir yaratıcılık kaynağıydı. Gizemliydi, geçmiş olaylar ve fikirlerin yanı sıra gelecekteki olay ve fikirlerin tohumlarını içeriyordu.
  • Freud’un bir kuramına göre, istenmeyen ve rahatsız edici düşünceler, Freud’un bastırma adını verdiği bir süreçle, bilinçli zihinden uzaklaştırılıp, bilinçdışına atılıyordu.
  • Jung birçok kişinin kendi bilinçdışlarını irdeleyip anlamayı çok güç bulduklarını, ama bu irdeleme ve anlama ile “bütün” hale gelebileceğimizi vurguluyordu. Yogayı, egonun bilinçdışı üzerindeki hakimiyetini esnetmenin yararlı bir aracı olduğunu düşünmüştü.
  • Freud, çocukluktaki cinsel travmayla bağlantılı bilinçdışına bastırılmış anılara erişmenin, nevrotik bozukluklarla mücadelenin anahtarı olduğunu düşünüyordu.
  • Jung’a göre bilinçdışı, insan doğasının bütün yönlerini içine alıyordu: aydınlık ile karanlığı, güzel ile çirkini, iyi ile kötüyü, derin ile yüzeyseli. Jung, bilinçdışına iki temel içgüdünün egemen olduğunu söyler: cinsellik dürtüsü ve güç dürtüsü. Bu iki temel dürtü birbiriyle çatışır. Cinsellik türün korunmasıyla ilgilidir, güç dürtüsü bireyin korunmasıyla.
  • Freud’un kuramına göre rüyalar bilinçdışından yükselir.
  • Jung’un kuramına göre de rüya bilinçdışının söylemek istediği şeyi dile getirir. Gerçekliğe ilişkin algımızın önemli bir bölümü bilinçaltı düzeyde sürüp gider, bir rüyada bilinçdışından yüzeye çıkar. Rüya, bilinçdışı kökenli bir iletidir. Bilinçdışı sembollerle iş görür. Bilinçdışının bir şey ya da bir yer değil, bir süreç olduğunu öne sürmüştür.
  • Jung, atalarının mitsel hakikatlerinden yoksun kalan ve doğadan kopan insanlarda, ego ile bilinçdışı arasında çok büyük boşluk oluştuğunu öne sürer.
  • Ruhun içindeki bilinçli tutumlar, her zaman bilinçdışı tutumlarla dengelenir. Bilinçdışı, fikirlerini rüyalar, düşlemler, kendiliğinden beliren imgeler, dil sürçmeleri vb aracılığıyla dile getirir. Bilinçdışı ileti göz ardı edilirse, nevroza, hatta fiziksel rahatsızlığa yol açabilir.
  • Çocukluk ve yaşlılık evresinin bilinçdışı dünyasına dalma gibi ortak bir yanları vardır.
  • Davranışçılık, Varoluşçuluk gibi felsefe akımları ise bilinçdışının varlığını yadsıyarak bunun yalnızca bir varsayım olduğunu, yalnızca bilinç alanının tanınabileceğini savunurlar.
  • Bilinçdışının insanların düşünme ve davranma tarzını ve genel sağlık ve esenliklerini etkilediği, artık büyük ölçüde kabul ediliyor.

Butan.

KOLEKTİF BİLİNÇDIŞI

  • Ortak temaların birçok halkın mitlerinde ve kültürlerinde karşısına çıkması Jung’u kolektif bilinçdışı görüşünü geliştirmeye götürdü.
  • Kişisel bilinçdışı, bir zamanlar bilinçte olmuş ve sonra unutulmuş/bastırılmış içerikten oluşur. Kolektif bilinçdışı ise, asla bilinçli olmamıştır, edinilmemiş, miras olarak devralınmıştır. Kolektif bilinçdışının iki yönü vardır: arketipler ve güdüler.
  • Bireye özgü değildir, bütün insanlarda ortaktır. Jung, kolektif bilinçdışını bilinçdışının, bireysel ruhun ötesine uzanan en derin katmanı olarak görüyordu. Arketipler, kolektif bilinçdışının bir parçasıdır ve rüyalar yoluyla bireysel ruhta ortaya çıkarlar.
  • Jung, kolektif bilinçdışının yaşamlarımızda en büyük güç olduğunu, dünyayı değiştiren ve tarihi yapan güç olduğunu; birçok dinsel sembolün kökeninin kolektif bilinçdışı olduğunu söyler.

admin

View Comments

  • Vallahi elinize emeğinize sağlık hocam! Ben de buna benzer yazıları http://www.bilincdisi.com sitesinden okuyorum bilinçaltından, metafiziğe kadar tüm konular var. Şimdi bu iki site benim göz bebeğim oldu! Kolay gelsin :)

Önceki Yazılar

Süslenmeye Dair 2

El ve Saç Çinli alimlerin çoğu el emeğiyle çalışamayacak kadar zeki ve alim olduklarını göstermek için tırnaklarının uzatırlardı. Kimisi sadece…

55 dakika ago

Aydınlanma 5

Aydınlanma Döneminde Müzik ve Edebiyat Aydınlanma çağının ilkelerine göre, bilim, sanat, din ve tüm kurumlar bireye hizmet etmeli, sıradan insana…

1 saat ago

Süslenmeye Dair 1

Japonya’nın Hokkaido Adası, Kuril Adaları ve Sahalin'in yerlisi Ainu kavmi, ağaç kabuğundan kumaş dokurdu. Erkekler körpe ağaçlardan kabuk toplar, bunları…

2 hafta ago

Aydınlanma 4

İngiliz, Fransız ve Alman Aydınlanmasında Eğitim   İngiliz Aydınlanmasında Eğitim İngiliz Aydınlanması eğitim alanında en büyük temsilcisini John Locke (1632-1704)’da…

2 hafta ago

Ortak Wi-Fi Ağların Oluşturduğu Riskler

_Sponsored advertisement_ Bir akşamüstü gidilen kahve içmeye gidilen bir kafede ya da alışveriş yapmak için gidilen alışveriş merkezinde Wi-Fi ağına…

2 hafta ago

Mitos 5

1800’lerde Alman romantikleri yeni bir mitolojinin üretimini gerekli gördüler. Schlegel, Hölderlin, Schelling ve Hegel bu düşünce için çabaladılar. Güzellik, mitoloji…

2 hafta ago