Categories: Eski Kültürler

Bizans İmparatorluğu 41 | Ekonomi 1

  • Konstantinopolis ekonomisinin doğası ve geçirdiği evrim üzerinde üç etmen büyük rol oynamıştır:
    *Karadeniz ile Akdeniz’i birbirine bağlayan su yolu ve Asya ile Avrupa arasındaki en dar boğazlardan biri üzerinde yer alması,
    *Bizans İmparatorluğu’nun başkenti olarak işlevi,
    *Nüfusunun büyüklüğü.
  • Nüfusuna dair elimizdeki kısıtlı bilgileri daha önce paylaşmıştık. Ancak nüfusu ne olursa olsun Konstantinopolis, imparatorluğun daima en kalabalık şehri, dolayısıyla en büyük tüketim merkezi olmuştur.
  • Konstantinopolis için hem taşradan hem de yabancı ülkelerden gıda maddesi, hammadde, yarı mamul ve mamul ürünlerin kesintisiz olarak temin edilmesi gerekiyordu. Şehir ekonomisini harekete geçiren, büyük ölçüde, taşradan başkente doğru gerçekleşen sürekli para ve mal akışıydı.
  • Saray şehirdeki en önemli işveren ve servetin yeniden dağılımının ana etmeni konumundaydı. Sarayın taşradaki özel arazilerinden ve imparatorluk çapında topladığı vergilerden oluşan gelir, imparatorluğun ileri gelenleri ile saray erkanına ipek dokuma ve altın olarak yapılan yıllık bağışları, saray hizmetkarları, devlet memurları, askeri birlikler ile şehirde konuşlanmış donanma birliklerinin maaşlarını karşılıyor, büyük inşaat işlerine kaynak sağlıyordu.
  • Manastırların taşradaki mülklerinden şehre aktardıkları gelir kısıtlı da olsa, birer işveren olarak onlar da servetin yeniden dağılımında rol oynuyorlardı.
  • Vakıf bağışları ve sosyal yardımlaşma daha küçük çapta da olsa aynı etkiye sahipti.
  • Bizans’ın fetihleri veya toprak kaybetmesi gibi imparatorluk boyutlarında yaşanan dalgalanmalar da, kaynakların miktarına ve bu kaynakların Konstantinopolis’e akışına tesir ediyordu.
  • Devlet Konstantinopolis ekonomisinin işleyişine, taşradakine yaptığından daha fazla müdahale ediyordu. Müdahalenin esas amacı, toplumsal bir kargaşaya meydan vermemek için erzak teminini sürekli kılmak ve temel ürünlerin perakende satış fiyatlarındaki aşırı dalgalanmaları önlemekti.
  • Kimi loncalar gıda maddesi ve hammadde, diğerleri çoğunlukla yerel tüketime yönelik imalatla uğraşıyordu. Loncalar üzerindeki devlet gözetimi, ihraç edilmesi yasak veya sıkı denetim altında olan belirli bazı ipek türleri, giğer lüks tüketim mallarının, orduya mahsus deri imalatına ilişkindi. Ancak yasakların ve tedbirlerin verimliliği ve etkiler bürokratik yozlaşma yüzünden zaman içinde azalmıştı.
  • Devlet, ister taşralı olsun ister yabancı, şehirde yerleşik olmayıp ticari faaliyetlere katılan şahısları da gözetim altında tutmuştur. 10. yüzyılda  Rusların şehre girişi ve şehir içinde dolaşmaları güvenlik gerekçesiyle yasaklanmıştı. Şehirde kalış süreleri üç ayla sınırlı tutulan Ruslar ve diğer yabancı tüccarlar, kendilerine tahsis edilmiş yerlerdeikamet etmeye mecbur ediliyordu.
  • Müslüman tüccarların Konstantinopolis’teki ekonomik faaliyetlerinde yoğunlaşma oldu.
  • Konstantinopolis Suriye ve Anadolu’dan sürekli göçmen akınına uğruyordu.  İmparator IX. Konstantin 1044’te son 30 yılda kente gelen tüm yabancıların şehirden sürülmesini emretti ama emrin etkisinin ne olduğu bilinmiyor.
  • Sosyal mevkileri sebebiyle lonca üyesi olmalarına izin verilmeyen ileri gelenler ve yüksek rütbeli memurlar 10. yüzyıl başlarında girişimlerde bulunmaktaydı. Çiftliklerinden ve şehirdeki mülklerinin kira gelirinden biriken sermayeyi imlathanelere yatırıyor, zanaatkarlar ve köleler çalıştırıyorlardı.
  • 10. yüzyıldan başlayarak Ruslar ve Bulgarlar kürk, balmumu, bal ve köle ticareti yapıyordu. Ruslar ayrıca keten getiriyordu.

7. yüzyıl yapımı Aziz Demetrius Bazilikası’nın içinden. Selanik, Yunanistan.

11. ve 12. YÜZYILLARDA  BİZANS

Komnenos ve Dukas Hanedanı Dönemi
(1057-1185)

  • 7.-9. yüzyıllar arasında Bizans kentlerinin çoğu küçük kasabalar, kaleler, veya ekonomik açıdan köyden ayrılması güç yönetim merkezleri halindedir.
  • 9. yüzyılda zanaat ve ticaretin yeni bir atılım içine girmesi, her şeyden önce Konstantinopolis’i etkilemiştir.
  • Baharat, ıtriyat ve boya Hint Okyanusu ve Uzakdoğu’dan geliyordu. Malların rotaları siyasi istikrarın sağlanamadığı Basra Körfezi’nden Kızıldeniz’e doğru değiştiriliyordu. 11. yüzyılda bu ürünlerin ticaretinde İskenderiye’nin konumu yükseldi, Trabzon itibarını kaybetti. Bu yönelim, imparatorluğu Fatımiler’in hakim olduğu Mısır’dan gelen yüksek maliyetli Doğu ürünlerine bağımlı kıldı. Bu yeni yönelim Bizans’ın Akdeniz’e yeniden ihraç ettiği malların çeşitliliğini, miktarını ve değerini düşürdü.
  • 11.ve 12. yüzyıllarda taşra kentlerinin gelişimi özellikle aşikar hale gelmiştir. Bu gelişimin nedenlerinden başlıcası, zanaat ile tarım arasındaki iş bölümünün yoğunlaşması ve mal/para ilişkilerinin artmasını; ayni ve emek rantın nakde dönüşmesine yol açmıştır.

 

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Göçmenler 27 Kavram Göçü

Kavramlar, farklı disiplinler, tarihsel dönemler ve kültürel bağlamlar arasında seyahat eder.  Ona göre kavramlar yalnızca…

9 saat ago

Göçmenler 26 Bilgi Göçü, İstemli ve İstemsiz Göç

Bilgi göçü, bilginin insanlar, topluluklar, kurumlar, ülkeler, disiplinler ve dönemler arasında hareket etmesi olarak düşünülebilir.…

1 gün ago

Göçmenler 25

Göç, yalnızca hareketle tanımlanamaz; mekan değişimini ve hane bağlarının kopmasını da kapsar. Çingenelerin hareketi, kültürel…

2 gün ago

Göçmenler 24

Irklar ve halklar arasında var olan kültürel farklılara yargıç, tarihçi ve politik düşünür Montesquieu (1689-1755)…

3 gün ago

The Sami People 2

There are nine Sami languages, all of them endangered. Three of the Sami languages are…

4 gün ago

The Sami People 1

The Northern part of the Lapland Region, belongs to the subarctic climate zone. The number…

5 gün ago