Categories: Sanat

Çağdaş Sanata Varış 176| Zero

  • Zero, İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya’da ortaya çıkan ve sanatı Modernist resmin ve heykelin sarmalından, bu durağanlıktan kurtaran bir akım.
  • Savaşta yenilmiş olan Almanya’nın, sanat alanında başka ülkeleri etkilemeye başlaması 1960’ların sonunda Zero ve Fluxus akımları ile oldu.
  • Zerocular maddeyi, ışığı, hareketi, nesneyi, rengi baştan değerlendiriyorlar. Malzemeyi deliyorlar, yakıyorlar, parçalıyorlar; defileler, partiler düzenliyorlar, bir arada uyuyorlar, üretiyorlar.
  • İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyanın yaşadığı maddi ve manevi yıkıma karşı geleneksel sanat anlayışını sıfırlayarak aydınlık, ışık ve şeffaflık dolu yepyeni bir dünya vaadi ile yola çıkıyorlar. İletişim kurma ve daha iyi bir dünya yaratma ihtiyacı içindeler.
  • Zero, yani başlangıç noktasındalar. Akımın adını koyarken roketlerin geri sayımından etkilenmişler.
  • Zero/Sıfır:  Adlarını “Sıfır sessizliktir, başlangıçtır, yuvarlaktır, devingenliktir, Ay’dır, Güneş’tir, beyazdır. Çöl ve gök kubbe sıfırdır” diye tarif etmişler.
  • Bu Sıfır yaklaşımını, boş levha (tabular asa) gibi beyaz yapıtlara; ay ışığını çağrıştıran ferah ve aydınlık, ışıklı çalışmaları; dinamik, devinimli, titreşimli eserlere dönüştürmüşler.
  • Zaman, boşluk, renk, hareket akımın ana temaları. Zero, özellikle ışık ve mekana odaklanan yapıtları kapsadı.

Kara Işık Bale Tamburu, Otto Piene, 1967.
Ahşap, metal, cam, motor, elektrik ışığı.
Sabancı Müzesi, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Zero, bir avangard tavırlar çokluğudur.
  • Ressamca olandan kendilerini kurtarmak adına gündelik olandan, yaşamdan yana saf tuttular, Duchamp’tan yadigar hazır yapım seri üretim nesnelerine başvurdular.
  • Sergi mekanlarını bildik koordinatlarından uzaklaştırmak, izleyiciyi de işin içine katmak, kalıcı olmayacak, şaşırtıcı yapıtlar üretmek, deneyimin kendisini sanat konusu, nesnesi yapmaya yönelik bir yaklaşıma sahiptiler.

Dokuz Sütun Üzerindeki Gökyüzü, Heinz Mack, 2012-2014.
Karma malzemeden yapı üzerinde 850.000 mozaik taşı, 24 karat altın varak, çelik platform.
Sabancı Müzesi, 2015.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

  • 1957-1966 arasında yükselen ve daha sonraki akımları etkileyen Zero’nun ve benzeri teknolojik işlemli ve malzemeli yapıt üretiminin başlıca oluşum nedeni,  Informel ve Taşizm gibi, savaşın acılarını sağaltmayı amaçlayan duygusal ve içe dönük soyutlamaların siyasal, ekonomik, bilimsel ve teknolojik gelişmelere artık yanıt veremeyeceğini düşünmeleridir.
  • Teknoloji, İzlenimcilik akımından başlayarak, fotoğrafın yaygınlaşması, yeni boyaların üretilmesi vb sanat üretimine her aşamada etki etmiştir.
  • Akımın kurucuları Heinz Mack (1931-) ve Otto Piene (1928-2014). Günther Uecker (1930-) ise 1961 yılında aralarına katılıyor. Akımın diğer önemli isimleri Yves Klein (1928-1962), Piero Manzoni (1933-1963), Lucio Fontana (1899-1968), Armando (1929-), Daniel Spoerri (1930-), Jean Tinguely (1925-1991), Hans Haacke (1936-) .
  • Zerocular, Beuys’un aksine, kendilerini yaşarken mitleştirmeye çalışmadılar.

Sandalye, Komodin, Yan Sehpa, New Yorklu Dansçı, Günther Uecker, 1963-1967.
Sanatçının 1972 yılında yaptığı açıklama: “Artık elimde gerçek mekanın içine giren – tuval ile görünür hale gelen yanılsama mekanının değil – bir malzeme vardı. İçinde yaşadığımız mekanın içine giren, o mekanda bulunan gerçekliğin ışık ve gölgeler aracılığıyla kendini ifadesini sağlayan işte bu malzemeyi, çiviyi, ben daha da geliştirmeye çalıştım.”
Sabancı Müzesi, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Sanatı kökten değiştirmeye çalışan benzer eğilimler Hollanda’da NUL (Armando, Herman de Vries), Fransa’da Yeni Gerçekçilik (Arman, Yves Klein, Daniel Spoerri), İtalya’da Azimuth (Piero Manzoni, Enrico Castellani), Japonya’da Gutai Grubu olarak ortaya çıktı.
  • Zero akımı bitmiş değil. Ne amaçları bakımından ne de sergileri itibariyle. 2014 yılında New York’ta Guggenheim Müzesi’nde, sonra Berlin Martin-Gropius-Bau galerilerinde, 2015 yılında Amsterdam Stedelijk Müzesi’nde ve tabii Sabancı Müzesi’nde sergileri yapılmaya devam ediyor.
  • Zero’nun siyasal, kültürel bir manifestosu yoktu ancak topluma öngörü, umut ve yaratıcılık öneriyordu; esnekti, yeniliklere ve değişimlere açıktı, disiplinler arası etkileşim ve farklı akımlarla işbirliğine girme olanağı veriyordu. Bu tür sanat içeriği ve estetiği günümüzde de sürüyor.
  • Zero akımına ait eserlerin parasal değerleri de müzayede evlerinde katlanarak artmakta.

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Maksim Gorki ve Moskova’daki Evi

Maksim Gorki’nin Çocukluğum adlı eserinin Can Yayınları’ndan çıkması ile 2000 yılında Moskova’da gezdiğim Gorki müze-evini hatırladım. Toplumcu gerçekçi bir yazara…

2 gün ago

Kadınlık Halleri ve Laura Esquivel

Acı Çikolata (1990) ile tanıştığım yazarın ilk kitabını çok tatlı bulmuştum. Romanın baş karakteri Tita’nın ömrü mutfakta geçiyor, ruh halini…

2 gün ago

Kudüs

"Nobel Edebiyat Ödülü’nü otuz yıl içinde kazanacak’" "Portekiz edebiyatı ondan öncesi ve sonrası olarak ayrılacak" "Portekizli Kafka" "Philip Roth ve…

5 gün ago

Jerzy Skolimowski

  Aktör, şair, yazar, yönetmen, amatör boksör, ressam ve tasarımcı. Yaptığı görselliği yoğun, şiirsel kurgulu filmler ile Polonya sinemasının yetiştirdiği…

5 gün ago

El Simgesi

Kur'an-ı Kerim'in Ahzab suresinin 33. Ayetinin tefsirine göre, Hz. Peygamber bir gün yanına gelen Hz. Ali'yi, kızı Hz. Fatma'yı ve…

1 hafta ago

Kon-Tiki

           

1 hafta ago