Louvre Müzesi’nde sergilenmekte olan, romantik resmin doruk yapıtlarından biri olarak kabul edilen, Théodore Géricault’nun en ünlü tablosu Medusa’nın Salı.
Tablo, bir Fransız gemisinin kayalara bindirerek batışı sonucunda bitkin düşmüş ve deliliğin sınırlarına varmış kazazedelerin ufukta bir yelkenli gördükleri duygusal anı yansıtmaktadır.
Yapıtlarındaki piramit biçimli hareket, ters ışık uygulamaları, dehşet ve çılgınlık sahneleri, ayrıntıların gerçekçiliğine rağmen onu Romantizm’in temsilcilerinden biri yapmıştır.
Medusa’nın Salı, yıkım, acı ve yoksunlukla biçimsizleşmiş vücutlar ve yüz ifadeleri, kalın ve yoğun boya tabakalarındaki yalın ve gerçekçi tekniği ile Goya’ya yaklaşır.
Eugéne Delacroix’nın Avrupa’nın en önemli diplomatlarından, Fransız Dış İşleri Bakanı Talleyrand’ın evlilik dışı oğlu olduğu söylenir.
Sakız Adası Kırımları adlı tablosunda 1822 yılında kılıçtan geçirilen Yunanlıların trajik öyküsünü dile getirir. Bu yapıt, yalnızca bir siyasal tavır alış değil, aynı zamanda gerçek bir romantizm bildirisi ve o yıl asiler arasında can veren Byron’a bir sungudur.
Halka Yol Gösteren Özgürlük, Fransız resim sanatının başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. 1830 senesinde Kral X. Charles’in devrilişine yol açan üç günlük halk ayaklanmasının anısına yapılmıştır. Tüm dünyada Fransız Devrimi’nin simgesi kabul edilmektedir.
Resimde, özgürlüğü simgeleyen bir kadın, bir elinde Fransız bayrağı, diğer elinde ise bir tüfek taşıyarak yürümekte, peşinden gelen devrimci insanlara barikatları aşmada öncülük etmektedir. Elbisesi yırtıktır, göğsü ve ayakları çıplaktır, başında özgürlük simgesi olan Frigya başlığı vardır. Bir yanında yoksulları temsil eden, her iki elinde de birer tabanca taşıyan bir çocuk, öbür yanında burjuvaları temsil eden, eli tüfekli, başında silindir şapka olan bir adam vardır. Çatışma içindeki bir şehirde, yerdeki yaralıların ve ölülerin arasından geçmektedirler. Bu tablo, modern resim sanatının ilk politik çalışması olarak kabul edilmektedir. Louvre Müzesi’nde sergilenmektedir.
Resimdeki eli tabancalı çocuk figüründe Victor Hugo’nun Sefiller romanındaki Gavroche karakterinden esinlenildiği düşünülmektedir. Silindir şapkalı adamın kim olduğu konusu tartışmalıdır. Bazıları ressamın kendisini çizmiş olduğunu söylemektedir, bazı iddialara göre ise bu figürü çizerken ressam tiyatro yönetmeni Etienne Arago’yu model almıştır.
Delacroix, bu resmi 1830 yılının sonbaharında yapmıştır. İlk olarak Mayıs 1831’de sergilenmiştir. Eleşirmenler, resimde özgürlüğün kıllı, yarı-çıplak ve pis bir kadın olarak simgelenmesini eleştirmişlerdir. Fransız hükümeti tarafından 3000 frank ödenerek satın alınmıştır. Krala kendisini tahta getiren Temmuz Devrimi’ni ve devrimi yaratan halkı hatırlatacak bir eser olarak Lüksemburg Sarayı’nda sergilenmesi uygun görülmüştür. Ancak kışkırtıcı nitelikte bir politik mesaj taşımakta olan bu tablo, sadece birkaç ay Saray Müzesi’nde kalabilmiş, başlangıçta eseri çok seven Kral Louis Philippe, siyasi geleceğinden endişe etmeye başlayınca bu tablodan rahatsız olup onu sarayından atmak istemiştir. Ressamın tabloyu geri almasına ve teyzesine göndermesine izin verilmiştir. 1848 devrimi sonucunda Kral Louis Philippe devrilip III. Napolyon başkan seçildiğinde, Halka Yol Gösteren Özgürlük yeniden sergilenebilmiştir. 1848 ve 1855’te kısa süreli olarak sanat sergilerinde yer alan eser, 1874’ten itibaren Louvre’da sergilenmeye başlanmıştır. 1990lar’ın başında bu resim, Fransa’da 100 franklık paraların üzerine işlenmiştir.
New York’taki Özgürlük Anıtı, Delacroix’in tablosundaki kadın örnek alınarak yapılmış, Fransa tarafından Amerika’ya hediye edilmiştir. Ancak, Amerikalı yetkililer kadının yarı-çıplak vaziyette olmasını uygun bulmadıklarından, heykelde değişiklik yaparak kadının açıkta kalan göğsünü kapatmışlardır.
Halkın yoksulluğuna, yönetici sınıfların adaletsizliğine ve zulmüne tanık olan Honoré Daumier, gerçekçi romantizmi ile yeteneklerini ezilenlerin hizmetine sunup öfkesini dile getirir. Mevcut iktidara karşı, adalet örgütüne karşı, keyfi baskılara karşı yaptığı siyasi karikatürleri, taş baskıları ya da resimleri bütün romantik kavramları kapsar. Özgür ifade tarzı, coşkun üslubu ve dinamizmi de romantiktir.
Armut biçiminde, Gargantua adını verdiği, 1831 tarihli taş baskısında kralı, Louis Philippe’i çizdi. Bunun sonucu olarak altı ay hapse mahkum oldu. Mevcut iktidarı destekleyenlere, yani burjuvalara karşı tavır aldı. Jürilerin sürekli düşmanlığı karşısında öcünü taş baskılarla aldı. Hapishaneden çıkınca parlamenterlerin bir dizi renkli pişmiş toprak büstlerini yaptı. Bu çalışmalar 1930’larda bronza döküldü.
Fransız – İspanyol Savaşı’na katılan Francisco Goya (1746-1828), toplumsal çalkantıların çözümleyicisi, savaşların iğrençliklerinin yansıtıcısı olarak yaptığı tablolardan biri olan Üç Mayıs adlı eserinde ve diğer eserlerinde aşırı kişiselleştirme, portrelerindeki dışavurumculuk, kösnül bakış açısı, düşsel koreografiye dönüşen toplumsal çözümleme, savaşın suçlanması ile Goya’nın yapıtları tümüyle romantizmden kaynaklanır. Resim tekniği bilinçaltına inmeyi amaçlar. Çizgiler giderek ortadan kalkar, yüzler buruşuk maskelere, karikatüre, ölüye dönüşür. Goya, düşsel dışavurumculuğun sanatçısıdır.
Devrim öncesinde yazdığı romanlarında devrim davasını destekleyen Maksim Gorki, 1917’deki şiddet ve kaos yüzünden hayal…
“Hindistan’da, raga adı verilen müzik türünde, günün farklı zamanlarında farklı gamlar kullanıldığı, do majör tonunun…
O dönemde (15. yüzyıl) İtalya'da, Avrupa'nın her yerinde olduğu gibi ilk cinsel ilişkinin halka açık…
Alman edebiyat araştırmacısı ve filolog Ernst Robert Curtius (1886–1956), Fransız edebiyatı ve kültürü üzerine önemli…
In 1912 at Kalimpong, she met with the 13th Dalai Lama in exile. She met…
By the time she reached Sikkim in 1912, Alexandra was forty-four years old and already…