Categories: Eski Kültürler

Eski Mısır 7 | Eski Mısır’da Heykel/Resim

Heykel

Berlin Mısır Eserleri Müzesi

  • Heykelci “ yaşamı koruyan kişi” demekti.
  • Heykeller son derece ayrıntısız yapılırdı.
  • Tanrılar, firavun, yüksek dereceli memurlar ve saygın kişiler iki poza sahiptiler: Ya yürüyüşe başlamak üzere ayakta, ya da oturan.

Abu Simbel’de Champollion’un da aralarında bulunduğu akademisyenler ilginç birşey keşfetmişler. Yılda iki kere, gündönümünde, güneş, beş dakika ,Ptah’ın heykeli hariç tüm tapınağı aydınlatıyormuş. Ptah, daha önce bahsettiğimiz gibi karanlığın tanrısı.
Fotoğraf, Gülüm Ilgaz

Abu Simbel’de II. Ramses zamanında yapılan, Amon-Ra’ya, Harmakes ve Ptah’a adanmış tapınağın girişindeki dört büyük II. Ramses heykelinden biri.
Fotoğraf, Gülüm Ilgaz

  • Oturan heykellerin  elleri mutlaka dizlerine konmuş olurdu.
  • Kurallara göre,  firavunun oturan heykelinde başı, Horus’nun  kanatlarına dayalı olurdu.
  • Bağdaş kurma, okumuş insanlara özgü bir pozisyondu.
  • Orta Krallık döneminde daha realist  bir bakış açısı geldi, yüzler de son derece bireyselleşti. Yüzlerde çizgiler, gözlerde çukurlaşmalar, insanoğlu olma belirtileri firavunların heykellerinde görülmeye başladı.
  • Yeni Krallık döneminde, eski döneme oranla daha sık, memurların ve mimarların da büstleri yapılmaya başlandı.
  • Yeni Krallık’ta firavunların kusurlarını bile işleme cesareti filizlenmeye başladı. Akhenaton’un emri tam bir gerçekçiliğin uygulanması yönündedir. Emre göre, herkes sadece gördüğünü yapacaktır.
  • Akhenaton ile Amarna Dönemi başlar. “ Doğallık “ (Natüralizm) ön plana çıkar, firavun ve ailesinin heykellerinde her türlü kusur sergilenir.
  • Akhenaton’dan sonra, Tutankamon devrinde eski dönemin kuralcılığı geri gelmiştir.
  • Göbekli, büyük kalçalı, düşük göğüslü kadın tipi moda olmuştu: Nefertiti Modası.  Nefertiti, ‘’gelen güzel ‘’ demektir. Tutankamon’un kaynanası, güneşin sevgilisi Akhenaton’un karısı, Mezopotamyalı Mitanni prensesi idi.

Charlottenburg’daki Berlin Mısır Eserleri Müzesi’ndeki Nefertiti büstü Tel el-Amarna’da 1912 yılında Almanlar tarafından bulunmuş. Büst, 3300 yıl önce, heykeltraş Tutmes tarafından kireç taşından yapılmış. Nefertiti’nin nerede ve ne zaman öldüğü bilinmiyor. Nefertiti’nin büstünün hem bir yüz hem de maske olduğu düşülmektedir.

Resim

  • Resimlerde  de hiç bir şey rastgele yapılmaz, patron, karısından ve uşağından büyük çizilirdi.
  • Her şey, en özgül görüş açısına göze sunulmalıydı:  Yüz profilden,  göz önden görülürmüşçesine çizilirdi. Omuzlardan kalçaya kadar karşıdan, bacaklar  yeniden profilden görülür: Çünkü baş yandan daha iyi , göz ise karşıdan daha iyi görülür diye düşünüldüğü için böyle bir yöntem uygulanırdı. Kolların bedene nasıl bağlandığını görebilmek için vücudun üst bölümü karşıdan çizilir vb.
  • Erkeklerin tenleri, kadınlarınkinden daha koyu olmalı idi. Renklendirme kuralında erkeğin teni kiremit kırmızısı, kadının ki ise dore sarısı, açık sarı veya pembedir. Eski Mısır’da kadının yeri evi olduğu için, duvar resimlerinde tenleri erkeklerinkinden daha açık bir renge boyanarak zamanlarının çoğunu içeride geçirdikleri belirtilmiş olurdu.
  • Kullanılan fırça  ucunda püsküller çıkana  dek çiğnenmiş bir kamıştı.
  • Sarı ve kahverengi topraktan, beyaz kireçten, mavi ve yeşil cam hamurundan, siyah ise yağlı karadan elde edilirdi. Kobalt ve bakır renklendirici olarak kullanılırdı.
  • Parlak renkler çok gözde idi. Mısırlılar antikçağda kum, potas ve bakır karışımı ile yapay mavi pigmentler elde etmeyi biliyor ve kötü güçleri uzaklaştırdığına inandıkları bu rengi çok kullanıyorlardı. Eski Mısır’da kırmızı kaosun, çölün, tehlikenin, Karanlık ve Kötülük Tanrısı Seth’in rengi. Güneş her akşam çölde battığı için çöl yeraltı dünyasının girişi olarak kabul edilir ve çöl rengi olan kırmızı ölümle ilişkilendirilirdi. Fakat hayat veren kan ve ateşten ötürü hayatın ve korunmanın da rengi olarak kabul edilir, bu yüzden koruyucu muskalar kırmızı yapılırdı.
  • Rölyeflerde, yazılarda ve mimaride renk kullanımı çok yaygındı.
  • Eski Krallık zamanında fonlar genelde beyazdı.Yeni Krallık zamanında sarı da kullanılmaya başlandı.
  • Orta Krallık’ta renk kullanımı Eski Krallığa göre daha özgürdür. Bu dönemde tahta sakofaj (mezar sandukası) üzerine resim de başlar.
  • Yeni Krallık döneminde “ Şirin Stil” doğmuştur. Figürlerin davranışları çok yumuşamıştır. Geçmişin kuralcı anlayışından kurtulunmuştur.
  • Akhenaton’ dan sonra Amarna Dönemi öncesinin akademik formlarına dönülür.
  • Resim sanatında belirlenmiş olan kurallar yüksek düzeydeki kişilerin geleneksel pozlar vermesini emrediyorsa da, işçiler için böyle bir kısıt yoktu.
  • Rölyefler ve duvar resimleri, daima olayı anlatan yazılarla çerçevelenmiştir.

Berlin’de Fayyum portrelerine bir örnek

  • Fayyum bölgesinde, Orta Mısır’ın batısında Libya Çölü’nün başında, bulunmuş Eski Mısırlıların ağaç üzerine balmumu eriterek yaptıkları  resimler Roma portre sanatına ve daha sonra da Bizans ikonalarına örnek olmuştur.  Yeraltı mezarlıklarında bulunan ve Fayyum Portreleri olarak adlandırılan bu portreler, Mısır’ın Roma İmparatorluğu egemenliği altında olduğu dönemde; MS 1–3. yüzyıllar arasına tarihlenmektedir. Mısır’daki yerli gömme törenlerinde kullanılan ve eski geleneklerin bir uzantısı olan üç boyutlu mezar masklarının yerini alan bu portreler, çoğunlukla ıhlamur ağacından ahşap panolar ya da keten kefenler üzerine gerçekleştirilip mumyaların yüz kısmını örtecek şekilde lahitlerin üzerine yerleştirilmekte idi. Fayyum Portrelerinde, portresi yapılan kişinin geleneksel Mısır resminde olduğu gibi profilden değil de tam, ya da dörtte üç oranında cepheden tasvir edilmesi “doğalcı” uslubu açıkça gösterir. Ancak gözlerin betimlenmesinde bunun dışına çıkılmış; bu portrelerde gözler, yüzün geri kalan bölümüne oranla daha büyük resmedilmiştir.  Fayyum Portreleri, ileride Batıdaki portre sanatı geleneği içinde göreceğimiz örneklerden farklı olarak ölümle ve gömme törenleriyle ilgilidir. Bu portreler, ölüyle birlikte gömülmek üzere yapılmışlardı. Uygulanan  Ankostik resim tekniğinde renk verici maddelerle sıcak balmumu karıştırılarak elde edilen boyalar kullanılırdı. Tüm renkler bir ahşap panoya sürüldükten sonra, fırça izlerinin eriyip düzgün bir tabaka oluşturacak şekilde birbiriyle kaynaşması için üzerlerinden ısıtılmış bir metal geçirilir, resme doku ve kabarıklık veren bu yöntem, renklerin daha kalıcı ve canlı olmasını sağlardı. Bu portrelerin Yunanlı sanatçıların eserleri olduğunu da savunanlar vardır.
  • Resim ve heykellerde gösterilen peruklar belirli dönemleri işaret ederler. Dışa doğru açılarak genişleyen peruklar Eski Krallık dönemine aittir. Kare biçimli peruk 18. Sülale döneminin özelliğidir.
  • Türkiye’deki Mısır eserleri Kavalalı’nın büyük oğlu İbrahim Paşa, II. Abbas Hilmi Paşa ve Osman Hamdi’nin babası Ethem Eldem sayesinde gelmiş.
  • Mehmet Akif, Kahire Üniversitesi’nde Türk Edebiyatı dersleri vermiş. Hüseyin Rahmi turist olarak, Neyzen Tevfik ise Abdülhamit’ten bıkıp gelmiş Kahire’ye.
Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Ticaret Hayatı 11 Hititler 2

MÖ 1650-1200   Eski Hitit mühür geleneği imparatorluk çağında da devam etmiş, yüzük ve düğme…

1 ay ago

Tarihin Virajları ve Değişiklikler

“Eskiden Büyük Ağaçlıklı Yol, ardından Hinderburg Yolu, ondan sonra Stalin Yolu adını taşıyan Grundwaldzka, kısa…

1 ay ago

Ticaret Hayatı 10 Hititler 1

MÖ 1650-1200     Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nın son safhalarında, Anitta, şehir beylikleri halinde yaşayanların…

1 ay ago

Urartular 12 Siyasi Durum 3

    Ekrem Akurgal’a göre, Hurriler’in ahfadı olan Urartuların kralları şunlardır:   Aramu      MÖ 860-840…

1 ay ago

Elea’lı Zeno ile Zeno’nun Bilinci 5

    Zeno’nun Bilinci adlı romandan seçilmiş bazı Reductio ad absurdum örnekleri:   *“Benim yerime…

1 ay ago

Ticaret Hayatı 9 Asur Ticaret Kolonileri Çağı 4

MÖ 1950-1750     Paranın, MÖ 7. yüzyılda Lidyalılar tarafından icat edildiği düşünülüyor. Asur para…

1 ay ago