“Doğu Almanya var olduğu 40 yıl boyunca 120.000 genci yurtlara tıktı. Bu yurtlara alınırken gençler muayeneden geçiriliyor, bedendeki delikler kontrol ediliyor, saçlar kesiliyordu. Gençler önce içinde tabure, tahta karyola ve kova bulunan tek kişilik bir hücreye hapsediliyor, sonra koğuşa alınıyorlardı; inatçılar vahşilerin, kültür ya da siyaset konusunda kafa tutanlar canilerin, şiddet kurbanları şiddet faillerinin, tecavüz kurbanları tecavüzcülerin yanına konuluyordu. Yatağını düzgün toplamazsa ya da diş fırçasını kabının içine yanlış koyarsa ya da susulması gereken yerde konuşursa, ya da bir şey söylemesi gerekirken susarsa, yönetim kolektifi, kolektif de onu cezalandırıyordu. Salıverildikten sonra bellek yitimi, klostrofobi, agorafobi çekiyorlar, ruhsal ve bedensel sıkıntılar baş gösteriyor ya iktidarsız ya cinsel açıdan soğuk oluyorlar ya da çocuk düşürüyorlar, alkolik oluyorlardı. Doğu Almanya’daki yurtlarda gençlerin dirençlerinin kırılması gibi, 1945 öncesi Almanya yurtlarında da gençler terbiye ediliyor, dirençleri kırılıyordu, hatta 1945’den sonra da uzun zaman…” (1).
“Doğulu Ajan da bir James Bond’du ama daha kaba sabaydı, basit giyimliydi, teknik açıdan daha kanaatkar, yeme içme açısından mütevazı, mizahtan yoksun.” (2).
“Batı’daki fabrika Doğu’daki fabrikadan daha hiyerarşikti, amir daha önemliydi, tavır daha sertti, süreçler daha hızlıydı.” (3).
“‘Arkadaşımı Taciz Etme’ ırkçılığa ve aşırı sağa karşı çıkan bir sendikal girişimdir. 1986’da kurulan girişim, Almanya’daki en eski ırkçılık karşıtı örgütlerden biridir. Diğer adı da ‘Sarı El’dir.” (4).
Atlas Sineması’nda sevgili hocamız Mehmet Sindel’i dinliyoruz.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu
“‘Topluluğun ne olduğunu bir tek kabileler, Müslümanlar ve başörtülü kadınlarla aileleri biliyor. Almanya’yı kendilerine almak, memleketimizi kendi memleketleri yapmak istiyorlar. Ama buna izin vermeyeceğiz. Savaşmaya hazırız. Biz Alman toprağında büyüyoruz, gücümüzü Alman toprağından alıyoruz. Almanya’nın geleceği bizim ulusçu topluluğumuza aittir.’” (5).
“‘Dönerci büfesi yakıldı. O ikisi Afrikalı ve Müslümandı. Onlara ihtiyacımız yok. Dönerlerini Afrika’da satsınlar.’” (6).
“Irma Grese, on dokuz yaşında Ravenbrück’te gözcüydü. Ravensbrück Toplama Kampı, Berlin’in kuzeyinde, Nazilerin kadınlar için kurduğu kamptı. Sonra Auschwitz‘te, zaman zaman 30.000 kadına gözcülük etmiş, nihayetinde Bergen-Belsen’e yapılan ölüm yolculuğunu yönetmişti. Olağanüstü gaddardı, insanları dövüyor, kırbaçlıyor, üzerlerine köpekleri salıyor, kampın en berbat kadını olarak tanımlanıyordu, ona ‘Auschwitz Sırtlanı’ deniyordu. Mahkemeye çıkınca anavatanına karşı görevini yerine getirdiğini gururla söylemiş, idam sehpasında da istifini bozmamıştı.” (7).
Yararlanılan Kaynak
(1) Torun, Bernhard Schlink, Doğan Kitap, 2023. Sayfa 22.
(2) A.g.e., sayfa 29.
(3) A.g.e., sayfa 97.
(4) A.g.e., sayfa 146.
(5) A.g.e., sayfa 165.
(6) A.g.e., sayfa 182.
(7) A.g.e., sayfa 184.
Walter Benjamin, edebiyatta bütün büyük yapıtların ya yeni bir tür kurduğunu ya da bir eskisini…
Alman siyaset teorisyeni Karl Loewenstein 1930’larda ABD'de sürgünde yaşarken militan demokrasi önermişti. Militan demokrasi olarak adlandırdığı…
Mantarlara dair genel bilgileri paylaşalım: Mantarlar asla naylon torbaya konmazmış. Mantar, hava geçirmez ortamda bozulur,…
Türkiye'de müstakil bir Mikoloji Kürsüsü yok. Mikoloji çalışmaları genellikle biyoloji, botanik veya tıp fakültelerinin mikrobiyoloji…
Mantar, 550 milyon yıl önce, sudan karaya çıkan ilk canlı biçimlerinden biri. Mantarların bitki oldukları…
Okumanın dijital ortama taşınması, farklı çözümler üretilmesini de gündeme getirdi. Dijitalden okumayı, dijitalden dinleme takip…