“Derin bir hasret çekiyorlardı. Orada ne işleri vardı? Öylesine özlemini çektikleri şey doğdukları kent değil, oradayken cepte saydıkları bir şeylerdi. Bunların ne olduğunu bilmiyorlardı ama o eksikliğin gündelik hayatlarının yoğunluğu kadar harcadıkları enerjiyi de arttırdığını, haliyle yaşamlarını zaman zaman daha heyecan verici ama en nihayetinde daha çetin kıldığını hissediyorlardı.”
“Oysa artık 2015 yılının yazında uluslararası basın hemen her gün kazazedelerle ve Kuzey Afrika kıyısında bulunan gözaltı kamplarındaki insanlık dışı koşullarla ilgili haberler yayınlıyordu. Bilgilendirme grafikleri dört ya da beş haneli sayılar veriyor, Moritanya ile Cezayir, Sudan ile Libya arasında kırmızı ile çizilmiş rotalar ve merkezinde Suriye ile Afganistan’ın olduğu çember şeklinde piktogramlar gösteriyordu. Görüntülerde fırtınada denizde yan yatmış şişme botlar görülüyordu; kayışları rüzgarda salınan eski püskü can yelekleri takmış ya da hiç can yeleği takmamış onlarca, yüzlerce insan yığılıydı bu botlarda. Yolculuktan sağ kalanları kabul eden merkezler güneşe maruz kalan ve etrafı galvanizli dikenli telle çevrili çadır kamplardan, hazır konteyner garajlarından ibaretti. Zamanla gri askeri deniz devriyelerinin karşısında küçük şişme botlara yığılmış göçmenlerin görüntüsü de bilgi edinme yelpazelerinde sabit bir yer edinmişti.
Bu durum denizde boğulmuş olan çocuğun fotoğrafıyla değişti.
Denizi Geçmek, Ai Weiwei, 2017.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, S. Sabancı Müzesi, 2017.
Kıyıda yüzükoyun yatmış, kolları iki yana uzanmıştı. Dalga başına değiyordu; su kurşuni mavi, kumlar koyuydu. Lacivert bir şort ve sıyrılıp karnını açıkta bırakmış kırmızı bir tişört giymişti. Bazı kadrajlara bakınca uyuyor sanılabilirdi. Ama en çok dolaşımda olanlar bunlar değildi. En çok dolaşımda olanlar suyun çocuğun yüzünü sıyırdığı, haliyle duruşunun doğal olmadığına, refleksinin bulunmadığına dikkat çeken fotoğraflardı. Gevşek yumruklardan kasların kendini bıraktığı seziliyordu. Ayakkabı tabanlarını öne çıkaran bir yakın plan çekimi, ama özellikle de art alanda kıyı kesidini de içine alan uzun odaklı bir çekim vardı. İkincisinde, yığılıp kalmış minik bedenin silueti orta açının hafifçe kenarındaydı ve biraz ötede, anlaşılmaz bir şekilde çocuğunkilerle aynı kırmızı ve lacivert tonunda askerliği bere takmış ve resmi yelek giymiş bir adam vardı. Arkası dönük olan adam morumsu, petrol rengi güneşin vurduğu dalgaların köpüğü botlarına değmeden hemen önce durmuştu. Denizde boğulmuş çocuğa sanki fotoğrafını çekmek ister gibi, elinde telefon tutarak bakıyordu. Adamın duruşundaki aşikar kopukluk, ayaklarının dibinde duran ve dalga tarafından kumsala püskürtülmüş diğer artıklardan büyük olmayan, oraya fırlatılıverilmiş minnacık bir şey gibi duran cesedin pozisyonundan da anormal görünüyordu.
O görüntü tarih yazan fotoğrafların sembolik gücüne sahipti ve sosyal medyada, gazetelerin ana sayfalarında, televizyonlarda ve gösteri yürüyüşleri sırasında izinsiz asılan afişlerde inanılmaz bir hızla yayılıyordu.”
“Kimse expat kısaltmasının nasıl olup da sadece bazıları için geçerli olduğunu, başkaları içinse geçerli olmadığını netlikle ortaya koyamıyordu.”
Kusursuzluk, Vincenzo Latronico, YKY, 2026. Sayfa 50-55.
“Daire günde 118 avroya, kısa dönemli olarak kiralanıyor; bu fiyata vergi dairesi İrlanda'da bulunan Fransız…
20. yüzyılın sonlarında diktatörlüklere otokratik rejimler, diktatörlere de otokrat denmeye başladı. Princeton Üniversitesi profesörlerinden Stephen…
Ev İçi Tabloları (Interiors) Kopenhag’da, on yıl yaşadığı evini, sarı ve leylak rengi duvarlarıyla 60…
İsmini ilk defa bu yıl Madrid’de duydum. Sergisini hayranlıkla gezdim. Kendi bildiğini okumasına bayıldım. Tablolarındaki…
En yoğun Kelt kalıntıları kategorisini yeraltı mezarları oluşturur. Her mezarda kişisel giysiler ve cenaze sunguları…