Irklar ve halklar arasında var olan kültürel farklılara yargıç, tarihçi ve politik düşünür Montesquieu (1689-1755) iklim ve fiziksel çevreyi; ırksal demografi kavramını tanıtan Arthur de Gobineau (1816-1882) biyolojik kalıtımla aktarılan özelliklerine bağlamıştır.
Etkilerin en önemlileri arasında göçler ve bu göçlerin yol açtığı tüm rastlantısal insan ve kültür çatışmaları, anlaşmazlıkları ve kaynaşmaları vardır.
Alman iktisat tarihçisi, ekonomist ve akademisyen Karl Bücher (1847-1930), kültürdeki her ilerleme, yeni bir gezginlik dönemiyle başlar, demiştir.
Göçler, uzun vadede, halkların ırksal niteliklerini de belirlemiştir.
Coğrafyacı, jeolog, antropolog ve kaşif Griffith Taylor (1880-1963), melez ırka sahip halkların istisna değil kural olduğunu; her milletin bir eritme potasına sahip olduğunu söylemiştir. Irkların ve halkların sürekli olarak karışmasına beşeri coğrafyacılar tarihsel hareket adını verir. Taylor’a göre bu hareket, yazılı tarihin ekseriyetinin temelini, yazılı olmayan tarihin ise ana bölümünü oluşturur.
Irktaki değişimler, belirli bir zaman aralığı ile kültürdeki değişimleri etkiler. Gelenekler ve alışkanlıklarda hızlı, ani ve genellikle yıkıcı değişimlere sebep olurken zaman içinde mizaçta ve beden yapısında bunları takip eder. Irksal niteliklerde ve kültürel özelliklerde meydana gelen değişimlerin biyolojik olarak her zaman aktarılmadığı ya da aktarımın hafif boyutlarda kaldığı görülmüştür.
İstanbul ‘74’ün hazırladığı İnsan ve Doğa Arasında adlı karma sergi, Temmuz-Eylül 2022’de Bodrum’da Maça Kızı’nda idi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu
Göçü bir ilerleme vasıtası olarak görenler, diğerleriyle temas içinde yaşamayan bir halkın, sosyal ve politik açıdan herhangi bir değişimi imkansız kılan bir durağanlık, zihinsel bir atalet içinde olmasını kaçınılmaz bulur. O zaman savaşın bile kurtarıcı bir melek gibi görünebileceğini; milli ruhu uyandıran ve tüm güçleri daha esnek hale getiren bir işlevi olacağını öne sürerler. Devrimin de göç ya da savaş kadar etkili bir şekilde mevcut alışkanlık rutinini kesmeye ve gelenekleri yıkmaya hizmet edebileceğini; göçte toplumsal düzenin yıkımının dıştan gelen bir kitlenin etkisiyle başlatılıp yerli ve yabancı halkların teması ve kaynaşmasıyla tamamlandığını; devrimci mayanın köklerinin ise toplumun içinde olduğunu veya öyle göründüğünü belirtirler.
Bücher, göçlerin karakter değiştirdiğine dikkat çeker. Kavimler Göçü, yüzyıllar boyunca doğudan batıya yaşanmış; Haçlı Seferleri, Ortaçağ göçlerinin önemli sebeplerinden biri olmuştur. Modern göçler ise genel olarak kişisel birer meseledir, örgütsüzdür, daha olumlu yaşam koşulları arayan insanların mekan değiştirme meselesidir. Halkların göçü, bireylerin barışçıl hareketliliğine dönüşmüştür, denir.
İnsan Göçü ve Marjinal İnsan, Robert E. Park, Yabancı, Heretik Yayınları, 2016. Sayfa 69-74.
There are nine Sami languages, all of them endangered. Three of the Sami languages are…
The Northern part of the Lapland Region, belongs to the subarctic climate zone. The number…
Gizli sömürgecilik (hortlak sömürgecilik - stealth colonialism), karşılıklı fayda kılıfı adı altında ortaklıklar, yatırım anlaşmaları,…
Dans Çin’de uzun bir geçmişe sahiptir. Arkeolojik kazılarda 5000 yıllık renkli çanak çömlekler üzerinde dans…
Mandolinin (veya ud) İran’da icat edildiğine inanılır. Şamanlar tarafından büyü seansı esnasında kullanılır. Şekli, şans…
Eski Çin kültüründe müzik, kalbin sesi ve evrenin imgesi olarak görülür (1). Eski Çin müziği…