Ellerimde Kan Var, 1984. Vücudum, Kanım, Manzaram Serisine ait bu eser, kurşun kalemle çizilmiş, renkli görülen yerler kanla boyanmış. 2017 Venedik Bienali için kendisiyle yapılan söyleşide “İnsan vücudu daima ilgi alanım oldu. Kanla yaptığım çizimlerim var,” demişti. Orada bu işlerden örnek görememiştim ama iki yıl sonra Capodimonte Müzesi’nde kan kullandığı iki seri vardı, biri dinlerle ilgiliydi ve seriye Kanım, Dinlerim adını vermişti. Ben burada diğer seriden örnekler paylaşıyorum.
Ellerindeki kanın, ülkesi Belçika’nın Kongo’daki sömürgeci geçmişine ait olduğunu başından beri eserlerine yansıttığı anlaşılıyor. İstanbul’daki 23 eserinde de sanatçının aynı eleştirel bakışını yansıttığını okudum.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu
Vücudum, Kanım, Manzaram Serisinden iki örnek.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu
Sanatçının Altın Serisi adını verdiği grupta yer alan 2011 tarihli Melek Kanatlı Altın İnsan Beyni adlı eseri. Özel koleksiyon parçası olan eser, silikon bronzdan yapılıp 24 ayar altın ile kaplanmış.
Silikon bronz korozyona dayanıklı, genellikle yüzde 96 bakırdan oluşan, kurşun pirinç alaşımı düşük olduğundan kolay dökme yeteneği yüzünden tercih edilen bir alaşım.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu
Defne Ağaçlı Altın Kutsal Bokböceği, 2016.
2017 yılında aynı adlı bir eseri Venedik Bienali’nde ama daha büyük boyutlu ve yeşil Murano camdan yapılmış olarak görmüştüm. Bir yıl önce tamamladığı bu eser yerine aynı temayı camdan işleyerek Venedik’te sergilemek ve onu serginin açılış parçası olacak şekilde yerleştirmek şehrin ruhuna çok uygun düşmüştü. Antik Mısır’ın bu kutsal hayvanı, doğan güneşle tanımlanır. Her gün yeniden doğar ve böylece dirilişin de sembolü olur. Mısır dilindeki ismi, doğmak, şekil almak, tepki vermek anlamlarına gelir. Bu böcek, dönüşüm ve diriliş sembolüdür. Arka ayaklarıyla içinde hem dışkıları hem de yumurtaları olan kocaman bir küreyi iter; geçmiş ve gelecek kalıcı bir yenilenme ile birbirine karışır. Defne ise Apollon’a adanmış bir ağaçtır, Apollon şairlerin ve müzisyenlerin koruyucusu olduğundan defne ile sanat arasında bir bağ kurula gelmiştir. Tanrıların öfkesinden koruduğu/ tanrıların korumasını sağladığı varsayılan defne, imparatorların, muzaffer generallerin, şairlerin ve sanatçıların taçlarında yer alır. Jan Fabre, bu böceği sırtında bir bastonla da, aynı yıl, yine altın serisinde çalışmıştır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu
Yararlanılan Kaynaklar
Glass and Bone, Jurriaan Benschop, DAMN Magazine, 2017.
Güzelliğin Hizmetkarıyım, Bahar Çuhadar, Hürriyet Kitap Sanat, 15 Ocak 2021.
Çağdaş Sanatı Anlamak, Graham Whitham, Grant Pooke, Optimist Yayım Dağıtım, 2013. Sayfa 6, 16, 21, 25.
Larousse Semboller Sözlüğü, Nanon Gardin, Robert Olorenshaw, Jean Gardin, Olivier Klein, Bilge Kültür Sanat, 2019. Sayfa 120, 167.
Gurkalar’ın çoğu Gurung, Magar, Rai ve Limbu etnik topluluklarından gelir. Güney Asyalı askerlerdir. Çoğu Nepal…
İngiltere, sömürgeci ve işgalci politikalarıyla etkisi bugün de süren sorunlar bıraktı: Filistin meselesi, Kıbrıs meselesi,…
İnsanlar yaşadıkça ihtiyarladıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça ihtiyarlarlar. Malezya Ne kadar alçaktan uçarsan, düştüğün zaman o…
Ortodoksluğun müzik enstrümanlarına koyduğu yasak, kilise vokal müziğinin gelişimine yol açmıştır. Rus halk şarkılarının çok…
Müzisyen bir aileden gelen ve 1660’da başlayan Restorasyon Dönemi’nde Londra’da yaşamış olan Henry Purcell (1659-1695)…
Avrupa çok sesli müziği, dini ve din dışı müzik olarak iki yönde gelişmiştir. Dini müzikte…