Categories: Sanat

Özgün Baskı Değil Gravür 1

  • Gravür bir baskı ürünüdür (engraving, print). Bir resmin ya da desenin gravürcü (hakkak) tarafından ağaca, bakıra, taşa ya da çeliğe kazındıktan sonra üstüne mürekkep dökülerek kağıda basılması sonucu ortaya çıkan bir sanat ürünüdür.
  • Gravür yapımında genellikle iki kişi baş roldedir: ressam ve hakkak. Gravürcünün adı ile anılan gravürler de vardır. Bazen de ressam ile hakkak aynı kişidir.
  • Bir resmin çoğaltılması için kullanılan en eski yöntem ağaçbaskı tekniğidir.
  • Bu tekniğe Yüksek Baskı Yöntemi de denir (woodcut).
  • İlk ağaçbaskı örnekleri 1450’lerde verildi.  Almanya’da Gutenberg’in matbaa mürekkebi ile boyanan ahşap harflerinden yola çıkılarak geliştirildi ve 16. yüzyıl ortalarına dek tüm Avrupa’da kullanıldı.
  • Bu yöntemde hakkaklar, resmi ağaç bir levhanın üstüne kazıdıktan sonra resmin sadece yüksekte kalan bölümlerine mürekkep sürüp kağıda basıyorlardı. Böylece resmin mürekkep gören yüksek yerleri siyah, görmeyen çukur yerleri ise beyaz olarak kağıda aktarılıyordu. Tahtanın kağıdı yırtma ihtimali  de yüksekti. Bazı şekiller kullanılamıyordu, mesela bulut yapılamıyordu. Bir gravürde bulut resmi varsa ağaçbaskı olmadığı anlaşılıyor.
  • Ancak bu tekniğin olanakları sınırlıydı. En başta, kullanılan malzemeden dolayı çizgiler ancak kalın olabiliyordu; resmin ayrıntılarını gösteren ince ağaç parçaları ise baskı sırasında kolay kırılabiliyordu, dolayısıyla baskı adedi çok sınırlı kalıyordu. Bu nedenle 1570’lerden sonra baskı tekniklerinde yeni arayışlar başladı.
  • Albrecht Dürer, ağaçbaskıda renk denedi ama seri üretim için uygun olmadığını gördü.

Alman ressam, matematikçi ve matbaacı Albrecht Dürer’in (1471-1528) Melencolia 1 adlı, 1514 tarihli gravürü.
Dürer, Rembrant ve Goya ile birlikte eski gravürlerin en önemli isimlerinden biridir. Dürer, resimlerinden değil, gravürlerinden para kazanmıştır.
Sanatçının bu gravüründe ne anlatmak istediği çok konuşulmuştur.
Bir görüşe göre, Alman simyacı ve okültist Cornelius Aggrippa’nın tanımladığı üç çeşit melankoliden ilkini, sanatçıların yaşadığı yaratıcılık bunalımıyla ilgili olanını, anlatmaktadır.
Meleğin Dürer olduğu, matematikçi olduğu için elinde pergel tuttuğu da düşünülmüştür.
Bir başka görüşe göre ise, gravür simyacılıkla ilgilidir.

  • 16. yüzyıl ortalarında yeni bir baskı tekniği keşfedildi: Bakırbaskı (copper print, copper engraving).
  • Bu tekniğe Çukur Baskı Yöntemi de denir.
  • Başlangıçta mücevherciler ve gümüşçüler tarafından geliştirilen bu teknikte, istenen resim hakkak tarafından bir levhaya oyuluyor, sonra levhanın her yanı boyaya bulanıyor, en sonunda da levhanın yüzeyi silinip üzerine kağıt bastırılıyor ve oyuntularda kalan boyalar kağıda geçiyordu. Böylece oyuntulardaki çizgiler siyah, yüksekteki çizgiler de beyaz olarak basılıyordu.
  • Bakırbaskı, ağaçbaskıya oranla ince çizgilerle çalışmaya ve resimdeki ayrıntıları elde etmeye çok daha elverişliydi, ayrıca malzeme daha dayanıklı olduğu için baskı adedi çok daha yüksek, yüzlerce olabiliyordu.
  • Bakır levhayı bir uç ile oymanın yanı sıra oyma işlemi için asit de kullanılabiliyordu. Nitrik asit ile oyulan bakır levha tekniğine Fransızca eau-forte, İngilizce etching, İtalyanca acquaforte, Almanca radierung adı verildi. Bu teknik, 1800’lerden sonra sanatsal baskılar için çok kullanıldı.
  • Bu tekniğin olumsuz yönlerinden biri bakır levhanın kalınlığının kağıtta iz bırakmasıdır. Kağıdın yırtılmaması için kağıdın bakır levhadan daha kalın olması gerekir. Bakır levha kırılmıyordu ama, zamanla flulaşıyordu.
  • Renkli  bakırbaskı türüne akvatint veya lekebaskı denir (acquatinta). Gravürün iki rengini bastıktan sonra diğer renkleri fırça ile boyanır. Gravürün üstüne sonradan elle boya sürmeye reose denir.
  • 16. yüzyılda eserlere monogram konurdu, imza yoktu. İlkini yapan Dürer’dir.

Aliye Berger (1903-1974), gravürlerinde genellikle acquaforte ve acquatinta tekniklerini kullanırdı.

Süleyman Saim Tekcan (1940), Atlar ve Hatlar Sergisi’nden 1992 tarihli gravür.
Sanatçı gravürlerinde genellikle bakırbaskı+reose tekniğini kullanır.
Fotoğraf:art.arkunozan.com

 

Füsun Kavrakoğlu

Paylaş
Published by
Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Okumak 6

Klasiklerle çağdaş eserleri dengeli biçimde okumak gerektiği söylenir. ‘Hayat ne kadar yıpratıcı olursa, şiir o…

21 saat ago

Çağdaş Dönem Gerçekleri

“Daire günde 118 avroya, kısa dönemli olarak kiralanıyor; bu fiyata vergi dairesi İrlanda'da bulunan Fransız…

2 gün ago

Faşizm Diktatörlük 48

20. yüzyılın sonlarında diktatörlüklere otokratik rejimler, diktatörlere de otokrat denmeye başladı. Princeton Üniversitesi profesörlerinden Stephen…

3 gün ago

Hammershøi 2

Ev İçi Tabloları (Interiors) Kopenhag’da, on yıl yaşadığı evini, sarı ve leylak rengi duvarlarıyla 60…

4 gün ago

Hammershøi 1

İsmini ilk defa bu yıl Madrid’de duydum. Sergisini hayranlıkla gezdim. Kendi bildiğini okumasına bayıldım. Tablolarındaki…

5 gün ago

Keltler 6 Gömü Usulleri

En yoğun Kelt kalıntıları kategorisini yeraltı mezarları oluşturur. Her mezarda kişisel giysiler ve cenaze sunguları…

6 gün ago