Kadın Başı, Paolo Vetri (1855-1937).
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Napoli Capodimonte Müzesi, 2019.
İlyada (y. MÖ 9. yüzyıl), Şark ile Batı arasına konan ilk sınırdır.
Aiskhylos (MÖ 6. yüzyıl) Perseus’ta Asya’yı “boşluk, kayıp, yıkım duygusu” ile tanımlar.
Euripides, Bakhalar adlı trajedisinde (MÖ 5. yüzyıl) uygar ile içgüdüsel tarafın karşı karşıya gelmesini canlandırır.
Şarkiyatçılık, 1312’de Viyana’da toplanan Kilise Şurasının kararı ile Paris, Oxford, Bologna, Avignon, Salamanca Üniversitelerinde Yunanca, Arapça, İbranice, Süryanice kürsülerinin kurulması ile başlar.
Fransız Oryantalist Anquetil-Duperron (1731-1805), 1759 yılında Zend Avesta’nın tercümesini, 1786’da Upanişadlar’ın tercümesini bitirdi (1). Anquetil-Duperron, Oryantalist bilginin emperyalizme hizmet edeceğini söylemiştir.
Oryantalizm sözcüğü akademik anlamda ilk kez 1811’de Lord Byron tarafından Doğulu dillerin bilgisi anlamında kullanılmıştır.
Doğulu milletlerin nitelikleri, adetleri, düşünce ve ifade tarzları anlamındaki kullanımı ise daha eskidir (1769).
Napolyon’un Mısır İstilası 1798, Modern Şarkiyatçılık açısından ilk deneyimdir. Güçlü bir kültürün bir başka kültürü salt bilimsel yoldan kendine mal edişi yaşandı. 1809-1828 yılları arasında 23 ciltlik Mısır’ın Tasviri hazırlandı. Said bu eserin Şarkiyatçılığa bir sahne ya da dekor sağladığını; önce Mısır’ın sonra da diğer İslam ülkelerinin Şark’a ilişkin Batı bilgisinin gerçek dünyadaki çalışma alanı, laboratuvarı, tiyatrosu olduğunu yazar (2). Fransa 1801’de bölgeyi tahliye etmiş, 1806’da Napolyon Rus Ortodoksluğuna karşı “Müslüman fanatizmi”nin kışkırtılabileceğini öne süren manifestosunu yayınlamıştı: İlk Yeşil Kuşak! (3).
(Napolyon’un Mısır İstilası ve yol açtığı gelişmeler hakkında geniş bilgi için: Tanrılar Mezarlar ve Bilginler, C. W. Ceram, Remzi Kitabevi adlı eserin Piramitler Kitabı bölümüne bakabilirsiniz.)
Erken dönem Şarkiyatçılar arasında Silvestre de Sacy (1758-1838), Edward William Lane’i (1801-1876) ve Ernest Renan’ı (-1892) da saymak gerekir.
Modern Şarkiyatçılık (18. yüzyıl sonu- 19. yüzyıl başı)
Şark Rönesansı Şark ilk kez bu dönemde Avrupa’ya metinlerinin, dillerinin, uygarlıklarının somutluğunda gösterildi (4). Şark metinlerinin tercüme edilmesiyle Şark dillerinin olağanüstü zenginliği anlaşılır biçimde ortaya çıktı (5). Filoloji çalışmaları listesi Arapça, Hintçenin sayısız lehçesi, İbranice, Pehlevi dili, Asur dili, Babil dili, Moğolca, Çince, Birman dili, Mezopotamya dili, Cava dili vb. çok uzundu. Bilinen tüm Asya ve Kuzey Afrika uygarlıklarına ilişkin parabilim, antropoloji, arkeoloji, sosyoloji, iktisat, tarih, yazın ve kültür çalışmalarına kadar her yönü kapsıyordu (6). Raymond Schwab, Şark Rönesansı adlı eseriyle 1765-1850 arasını kapsayan ansiklopedik Şarkiyatçılık betimini yaptı. Bu dönemde Avrupa’da gizil bir Şark merakı salgını vardı (7). 19. yüzyıl Şarkiyatçısı ya bir akademisyendi (Sinolog, İslam veya Hint-Avrupa mütehassısı), ya yetenekli bir Şark hayranıydı (Şarklı Kadınlar, Victor Hugo; Doğu-Batı Divanı, Goethe vb.), ya da ikisi birdendi (Richard Burton, Edward Lane, Friedrich Schlegel) (8). 1857’de Edgar Quinet’in Dinlerin Dehası (1832), Şark Rönesansı’nı ilan eden, Şark ile Batı’yı birbiriyle işlevsel bir ilişkiye sokan bir çalışma olmuştu. Quinet’in formülü, Şark’ın öneren, Batı’nın tasarrufta bulunan olduğuydu (9).
Yararlanılan Kaynak
(1) Şarkiyatçılık, Edward W. Said, Metis Yayınları, 1999. Sayfa 86.
(2) A.g.e., sayfa 52.
(3) A.g.e., sayfa 134.
(4) A.g.e., sayfa 87.
(5) A.g.e., sayfa 60.
(6) A.g.e., sayfa 61.
(7) A.g.e., sayfa 60.
(8) A.g.e., sayfa 61.
(9) A.g.e., sayfa 147, 148.
Kasım 1855’te yerlilerden hep duyduğu şelaleye vardı. Çavlana hayran kaldı ve ona Kraliçe Victoria’nın adını…
“Kaşif” tartışmalı bir unvandır. “Keşfettiği” yer, yereller tarafından uzun zamandan beri bilinir; bu bilgi kendisi…
Paranoyak milliyetçilik, vatandaşın korkularını istismar ederek, güvensizlik ve nefreti körükleyerek kendilerine yarar sağlamaya çalışan siyasetçilerin…
Kaya sanatı, Paleolitik dönemin en önemli kültürel dışavurumudur. Kendini, mağara duvarlarında, sığınılan kaya altlarında göstermiştir.…
Almanya’daki sığınmacıların üniversite eğitimi alamıyor, çalışamıyor ve yaşadıkları yerden ayrılamıyorlar. Barakalarda yaşıyorlar ve yaşadıkları barakalar…
19. yüzyılda demiryolu bir yenilik simgesiydi; yeni bir hayat getiriyor ve eskisini yok ediyordu. Bu…