Fotoğraf: newyorkermag
“Sömürgecilikten kurtulan ülkelerin birçoğunda ithal edilen/ metropolitan dillerde yazılan edebi metin üretimlerinde büyük artış oldu. Hindistan şimdi İngiliz dilinde birçok ünlü romancıya sahip olmakla övünüyor. İngiliz yayıncılık şirketi Heinemann’ın oldukça kabarık bir Afrikalı ve Karaipli yazarlar ve kitaplar listesi var; bu yazarlar geleneksel İngiliz roman haritasını kabul edilenin ötesinde değiştirdiler.
Fransız romanına da Kuzey Afrika müdahalesi artmıştır ama aynı derecede bir değişim yarattığı söylenemez.
Sömürge sonrası evrede İngilizce kullanımı gerilemek yerine hızla arttı. İngilizcenin sömürge dönemindeki esas kültürel iddiası, edebi olmayan bir iddia idi: Hindistan içerden o kadar parçalanmış, o kadar heterojen ve öylesine bir diller ve etnisiteler mozayiğidir ki, ulusal bütünlüğünü sürdürmesi için merkezileştirici bir dile gereksinimi vardır. İngilizcenin kullanımı, sadece Hindistan’da değil, eski sömürge Asya ve Afrika ülkelerinin hepsinde de fiilen genişledi. Ama İngilizce yazan önde gelen Hindistanlı yazarların çoğu, Karayipli yazarların aksine, Hindistan’da yaşamayı tercih etmiştir. Kozmopolit kentlerin İngilizce yazan entelijensiyasının ürünleri, Hindistan ulusal edebiyatının temel belgeleri olarak görülüyor. Demiryolları boykot edilemediği gibi, İngilizce de reddedilemez.
Sömürge döneminde, İngilizce gerçekleştirilen ulusal işlevler ile yerli dillerde gerçekleştirilen işlevler arasında hiyerarşik bölünme vardı. Bu temel bölünme, ünlü liderler arasında da vardı. Nehru, çok iyi Urduca ve Hinduca konuşabiliyordu ama sadece İngilizce yazdı; Cinnah, İngilizce kullandı; Azad, Arapça ve Farsça alimi idi İngilizceyi zor okuyordu. ‘Ulusal’ entelejensiya/aydınlar, şimdi, yerli herhangi bir dilden çok daha fazla İngilizce kullanıyor.
Hakim ideoloji gibi, bir toplumun hakim dili de her zaman egemen sınıfın dilidir. Tek başına edebi incelemelerin çok ötesindeki alanlarda başka değişiklikler olmadan, İngilizce edebi metinlerin ‘ulusal’ medya ve arşivdeki – metropolitan üniversite ve edebi kurum bir yana – ayrıcalığı değiştirilemez.
Tarih, sömürgeci deformasyondan, ondan önce İslam’ın ülkeye girişinden, daha da önce Aryan denilen kavimlerin işgalinden öncesine dönülerek düzeltilmeye açık değildir.
Ama Üçüncü Dünyacı ideoloji açıkça Batılı ülkelerin kültürel hakimiyetine karşı olduğu halde, Üçüncü Dünya edebiyatının Batı dilleri temelinde yükselmesi ironik olmuştur.”
Teoride Sınıf, Ulus, Edebiyat, Aijaz Ahmad, Alan Yayıncılık, 1995. Sayfa 89-96.
Katil çene adı da verilen zırhlı balık, yaklaşık 420-360 milyon yıl önce yaşamış, plakoderm denilen…
Pottery Techniques The first pottery vessels were shaped by hand, either directly or with the…
Our evolutionary history began over 6 million years ago in Africa. Today we are the…
1839-1842'de, Çin'le İngiltere arasında Birinci Afyon Savaşı yaşandı. İngiliz tüccarlar 19. yüzyılın başlarında Çin'e yasa…
Afyon genel olarak Myanmar, Laos ve Tayland’ın sınırlarının kesiştiği Altın Üçgen diye tanınan yerle ilişkilendirilse…
Okçuluk ve güreş Çin İmparatorluğu’nda popüler bir spordu. Soylular, avlanmayı severdi. Avlarda atlar ve arabalar…