Fotoğraf: Rovaniemi’deki müzeden.
Sami halkı zor koşullarda hayatını sürdürebilmesini bir anlamda ren geyiklerine borçlu. Ren geyikleri, Samilerin yaşamlarının ve ekonomilerinin temelini oluşturmuş. Doğanın sunduğu beslenme imkanlarına göre göç ederek yaşayan bu hayvanlar Samileri de peşlerinden sürüklemişler. Onlara yiyecekten giyeceğe gereksinim duydukları pek çok şeyi sağlamışlar (1). Beslenmek için etinden sütünden, giyinmek için postundan derisinden, alet yapmak için de boynuzundan ve kemiğinden faydalanmışlar (2).
Laponya’nın Finlandiya-Levi kasabasına bağlı Kongas Köyü’nde geyik çiftliklerini gezmek mümkün.
Son zamanlarda bozulan ekosistemi eski dengesine kavuşturmak için çaba gösteren Samiler, azalan ren geyiği popülasyonunu koruma altına almaya çalışıyor. Ren geyiği yavrularının üçte birini yiyen ayılar da Samiler için bir sorun. Onlar, yeni projelerle bu duruma karşı önlem almaya çalışıyor (3).
Laponya‘da ren geyiklerinin nüfusu (250.000) insanlardan (190.000) fazla. Bu hayvanlar yarı evcil. Geyiklerin bir kısmı taşıma işlerinde kullanıldığı gibi bir kısmı da besin olarak tüketiliyor. Her geyiğin sahibi var. Ren geyikleri boynuzları ve tırnakları sayesinde karın altından yiyecek bulup çıkartabiliyorlar. Tek bir ren geyiği iki kişilik arabayı rahatça çekebilecek kadar kuvvetli adalelere ve zemine sağlam basan toynaklara sahip. Finlandiya‘nın ormanları da kişilere sahiplendirilmiş. Sınır veya duvar çekilemiyor ama sahipleri için ormanlar gelir kaynağı. Finlandiya’daki orman endüstrisi, mekanik (kereste) ve kimyasal (kağıt ve kağıt hamuru) orman endüstrilerinden oluşuyor. Finlandiya dünyanın en büyük kağıt hamuru, kağıt ve karton üreticilerinden ve Avrupa’nın en büyük kereste üreticilerinden biri (4). Finlandiya, her kesilen ağaç yerine 4 ağaç dikilen endüstriyel ormanlara sahip.
Ren geyiklerinin günümüzdeki yaşam alanları Kanada’nın Quebec bölgesi, Alaska, Grönland, Lapland/Laponya, Rusya, Moğolistan ve Çin.
Tam olarak evcilleştirilebilen bir hayvan olarak kabul edilmese de ren geyiklerine ilk hükmedenlerin Sibirya göçebeleri olduğu düşüncesi genel kabul görüyor (5). İskandinav yarımadasından Rusya’ya kadar uzanan bölgede ise bu işi ilk becerenler yaklaşık 3000 yıl önce Samiler olmuş. Samiler binlerce yıldır kutup yazı başlarken geyiklerin peşinde kuzeye çıkmışlar, yaz sonunda da güneye inmişler.
Ren geyikleri besleyici özelliği olan likenleri çok seviyorlar. Geyikler kar ortamında 1-2 metre derinliğe kadar eşeleyerek likenlere ulaşabiliyorlar. Ayrıca bitkileri, ağaç kabuklarını, mantarları, yosunları yiyorlar. Sabah ve akşam saatlerinde besleniyorlar.
Göçleri sırasında yaşlı dişi geyikler rehberlik ediyor. Sürünün uyumu, tendonların ayak kemikleri üzerinde kaymasının çıkardığı, sadece ren geyiklerinin işitebildiği sesin takip edilmesiyle sağlanıyormuş. Avcıların veya vahşi hayvanların sürü başlarını öldürmeleri durumunda sürünün dağıldığı ve kurt, vaşak ve kutup ayısı gibi hayvanlara yem oldukları biliniyor. Kurtlar en büyük düşmanları. Saatte 70 kilometre gibi bir hızla koşabiliyorlar (6). Ren geyikleri 12-15 yıl arasında yaşıyorlar. Boynuzlarının açıklığı 150 santimi bulabiliyor. Tüylerinin rengi doğduklarında açık gri iken yaşlandıkça koyulaşıyor. Kışın renkleri açılırken kılları sıklaşıyormuş. Böylelikle hem daha zor görünür olurken soğuktan ve rüzgardan daha rahat korunuyorlarmış. Ren geyiklerini eksi 40 dereceye kadar dayanabildikleri söyleniyor (7).
Yararlanılan Kaynaklar
(1) Lapland Finlandiya’da Bir Kış Masalı, Yıldırım Büktel, e Yayınları, 2017. Sayfa 42.
(2) A.g.e., sayfa 52.
(3) Laponya’nın Beyaz Kaderi, Johan Augustin, Everywhere, Sayfa 158-167.
(4) Ben Kuzey Işıklarını Görebilme İhtimalini Sevdim, Tayfun Bayazıt, Oksijen, 18-24 Şubat 2022.
(5) Lapland Finlandiya’da Bir Kış Masalı, sayfa 79.
(6) A.g.e., sayfa 80.
(7) A.g.e., sayfa 81.
"Hitler bütün Polonyalıları yok etmeyi hedefliyordu. Onlar Slavdı, aşağıydı. Babam Nazilerin milyonlarca Polonyalıyı öldürdüğünü söylemişti.…
Her şey, ırkçılığın son zamanlarda yeni bir güç ve yayılım kazandığını gösteriyor. Nazizm’i oluşturan parçalardan…
Spinoza (1632-1677), kutsal kitap dilinin insanlara kendi hakikatlerini, beklentilerini, isteklerini vererek onların aklına değil, deneyim…
Milliyetçilik, ‘ilerici’ bir kisveden 18. yüzyıl sonlarında tutucu bir ideolojiye dönüştü. Neo-nasyonalizm, ‘bastırılmış milliyetçiliklerin geri…
“Estonya, Sovyetler’e katıldığında radyodan duyulan yaşasın çığlıklarının ‘tamam artık yeter’ işareti verilene kadar sürdüğünü, bu…
Tatlı, tuzlu, ekşi ve acı dört temel lezzet. Tatlı damağın her tarafına yayılırken ekşi canlılık…