Tarihyazımı tarafından büyük ölçüde unutulmuş olan kadınlar, yakın zaman önce çağdaş Avrupa toplumlarının tarihçesine dahil edildiler.
1980’li yıllarda eski sömürge ülkelerin tarihyazımına eleştirel yaklaşan bir akım olan Postcolonial Studies, sömürge tahakkümünün yalnızca askeri, hatta ekonomik ya da siyasi olmakla kalmadığını, büyük ölçüde ve bu akıma göre her şeyden önce de kültürel ve entelektüel bir tahakküm olduğunu kabul ettirdi.
Fransız filozof Paul Ricoeur (1913-2005) Hafıza, Tarih, Unutuş (2000) adlı kitabında, rahatsız edici anı yığını karşısında, hatırlamak bir ödevdir anlayışına karşı çıkar ve adil bellek siyaseti dediği bir görüşü, tarihselliği kavrayan, eleştirel mesafe koyan, belleklerin çoğulluğunu kabul eden ve unutmakla arasında hassas bir denge kuran bir siyasetin gerekliliğini savunuyordu. Gelecek karşısında ölümcül olabilecek ya da felç edebilecek tekrarlardan kaçınmak gerekir, dolayısıyla unutmak hem kurtuluş yolu hem de gerekliliktir.
Yararlanılan Kaynak
Avrupa’nın Kısa Kültür Tarihi, Emmanuelle Loyer, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2022. Sayfa 70, 87, 168.
"Hitler bütün Polonyalıları yok etmeyi hedefliyordu. Onlar Slavdı, aşağıydı. Babam Nazilerin milyonlarca Polonyalıyı öldürdüğünü söylemişti.…
Her şey, ırkçılığın son zamanlarda yeni bir güç ve yayılım kazandığını gösteriyor. Nazizm’i oluşturan parçalardan…
Spinoza (1632-1677), kutsal kitap dilinin insanlara kendi hakikatlerini, beklentilerini, isteklerini vererek onların aklına değil, deneyim…
Milliyetçilik, ‘ilerici’ bir kisveden 18. yüzyıl sonlarında tutucu bir ideolojiye dönüştü. Neo-nasyonalizm, ‘bastırılmış milliyetçiliklerin geri…
“Estonya, Sovyetler’e katıldığında radyodan duyulan yaşasın çığlıklarının ‘tamam artık yeter’ işareti verilene kadar sürdüğünü, bu…
Tatlı, tuzlu, ekşi ve acı dört temel lezzet. Tatlı damağın her tarafına yayılırken ekşi canlılık…