Kültür

Batı’da Doğu, İslam ve Türk Algısı 54

Lord Byron (1788-1824), Arnavut kıyafetli portresi, Thomas Phillips, 1813.
1810 yılında İstanbul’a gelen Byron’a göre Arnavutlar yarı Asyalı olmakla birlikte Avrupalılaşmaya yatkın melez bir kavimdi (sayfa 82).
Fotoğraf: oggito.com

 

Rusya ve İspanya Şark’a diğer Avrupa ülkelerinden daha yakındırlar. Onlar, Avrupa’nın iki Şark çeperidir. Fransızlar Ruslara barbares du Nord, İspanyollara barbares du Sud demişlerdi. Bu tanımlama, İspanyol kültürü üzerindeki Mağribi etkisi ile Rusya üzerindeki Moğol etkisi nedeniyle yapılmıştır. 19. yüzyılın başlarında çok sayıda kitap ve makale, Rusya’nın yapısı gereği saldırgan ve yayılmacı bir Asya devleti, Avrupa özgürlükleri ve uygarlığı için bir tehdit olduğu algısını yaratmıştı. Çarın zulmünden kaçıp çoğu Paris’e giden Polonyalı göçmenler, Rusya’ya ilişkin Batı düşüncesine önemli katkı sağladı (sayfa 79, 80).

“Avrupa” fikri her zaman “Şark” dünyasıyla kültürel tezat çerçevesinde tanımlanmıştı. Avrupa hayal gücünde “Şark” ilkel, irrasyonel, miskin, yoz ve zorbaydı; Avrupa’nın sömürge dünyası üzerindeki hakimiyetine dayanak oluşturan entelektüel bir kurguydu bu. “Şark” coğrafi bir kategori değildi.

Kültürlerin iklim ve coğrafyayla şekillendiğini savunan Montesquieu, 1748’de, Avrupa’yı ileri Kuzey ve geri Güney diye ikiye ayırmıştı. Ona göre, geçmişte Müslüman yönetiminde kalmış olan İspanya ve Sicilya hiçbir zaman tam Avrupalılaşmamıştı. Voltaire, bu fikri geliştirdi: Avrupa uygarlığının Batı’daki ilerici okumuşlar dünyası ve yarı Asyalı Doğu. Hegel ise kıtanın kuzey-batı kesiminin Avrupa’nın çekirdeğini (Fransa, Benelüks ülkeleri ve Alman toprakları), İspanya’dan Karadeniz’e uzanan çeperin ise bir iç “Şark”ı oluşturduğunu düşünmüş, 1843’te şöyle yazmıştı: “Bizim Şark, Yunanistan ve adaları; Türkiye ve ilhak edilmiş Eflak-Boğdan toprakları; Adriyatik kıyısındaki Avusturya toprakları; İngiliz yönetimi altındaki Malta ve İyon Adaları; Rusya’nın Karadeniz ile Azak Denizi’ne hükmeden Güney Avrupa kesimi.” (Sayfa 81, 82)

 

Fransız romantikler 1820’lerden itibaren Endülüs’ü keşfe giriştiler. Yahudi ve Mağribi mirasından etkilendiler. Flamenko, Arap Endülüsü imajı ile romantik bir mit oluştu. Théophile Gautier 1843 yılında “Asya sınırındaki Yunanistan gibi, Afrika sınırındaki İspanya da Avrupai yaklaşıma uymaz. Şark ruhu oraya bütün biçimleriyle sızmıştır. İber Yarımadası’nın güneyinde, doğudan batıya uzanan Sierra Morena sıradağlarının güneyinde insan birdenbire Avrupa’dan Afrika’ya geçmiş gibi olur,” diye yazar (sayfa 82). İvan Turgenyev de Avrupa’nın ahlaki ilerleme, özgürlük ve demokrasinin kaynağı olduğuna inanmıştı (sayfa 87).

Avrupalılar, Orlando Figes, YKY, 2020.

 

 

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Çağdaş Dönem Gerçekleri

“Daire günde 118 avroya, kısa dönemli olarak kiralanıyor; bu fiyata vergi dairesi İrlanda'da bulunan Fransız…

11 saat ago

Faşizm Diktatörlük 48

20. yüzyılın sonlarında diktatörlüklere otokratik rejimler, diktatörlere de otokrat denmeye başladı. Princeton Üniversitesi profesörlerinden Stephen…

2 gün ago

Hammershøi 2

Ev İçi Tabloları (Interiors) Kopenhag’da, on yıl yaşadığı evini, sarı ve leylak rengi duvarlarıyla 60…

2 gün ago

Hammershøi 1

İsmini ilk defa bu yıl Madrid’de duydum. Sergisini hayranlıkla gezdim. Kendi bildiğini okumasına bayıldım. Tablolarındaki…

3 gün ago

Keltler 6 Gömü Usulleri

En yoğun Kelt kalıntıları kategorisini yeraltı mezarları oluşturur. Her mezarda kişisel giysiler ve cenaze sunguları…

4 gün ago

Keltler 5 İnançlar

Güneş, Ay, hayvanlar ve ormanlara taparlardı. Ayinlerinde dans edilirdi. Şehirlerde, açık havada veya mağaralarda tapınıldığı;…

5 gün ago