Categories: Eski Kültürler

Bizans İmparatorluğu 116| Hipodrom 2

  • Hipodrom üç bölümden oluşmaktaydı: Spina, Carceres ve Sphendone.
  • Spina, hipodromun tam ortasına, eksen duvarına, omurgasına verilen addı. Bugünkü seviyeden 5 metre aşağıda bulunan arenayı, alçak bir duvar olan spina ortadan ikiye böler ve atlı arabalar, bu duvar etrafında dönerlerdi.
  • Spina genellikle obelisk ile süslenirdi. Spinayı süsleyen yapıtlar zamanla artmış ama günümüze üçü ulaşmıştır. Büyük Konstantin zamanında spinada Romus ve Romulus’u emziren dişi kurdun ve Adem ile Havva’nın heykellerinin de olduğu düşünülüyor.
  • Büyük Konstantin’in Yunanistan’ın Delphi şehrindeki Apollon Tapınağı’ndan getirttiği savaş ganimeti Yılanlı Sütun ya da Burmalı Sütun önce Aya Sofya’nın önündeydi, sonra spinaya getirildi. Yılanlı Sütun, Antik Yunanistan’ın Persler’e karşı verdiği sonuncu savaşın, 31 Yunan sitesinin birleşerek MÖ 479 yılında Platea’da kazandıkları zaferin anıtıydı. Sütunun malzemesi savaşta edinilen tunç ganimetlerin eritilmesi ile elde edilmişti. Sütun, gövdesi birbirlerine dolanmış üç yılandan oluşur. Sütunun bir de tılsımı vardı: Burma dikiti oluşturan yılan motifleri, şehri zararlı sürüngenlerden koruyacaktı. Hem Bizans’ta hem Osmanlı’da obelisklerin tılsımlı olduğu düşünülürdü. Yılanlı Sütun, 17. yüzyıla kadar sağlamken, bir yeniçeri kılıcıyla yılan başlarını uçurduktan sonra tılsımını yitirdi denir. Bir başka görüşe göre ise burma dikitin yılan başlarının 1700 yılında sarhoş bir Leh diplomat tarafından kırıldığı yönündedir. Kayıp yılan başlarından biri sonradan bulunmuştur; İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir. Sütunun orijinalinin yüksekliğinin 8 metre olduğu söylenir. Anıttan günümüze 5.30 metrelik bir bölüm ulaşmıştır.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmekte olan, günümüze ulaşabilmiş tek bronz yılan başı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Spina’nın ikinci obeliski ise, Büyük Konstantin’in şehri imarı sırasında, Hipodrom’u süslemek amacıyla kente getirtmek üzere Mısır’da yerinden indirttiği dikilitaştır. İmparator I. Theodosius’un (379-395), 390 yılında Hierapolis’ten, Karnak’taki Amon-Ra Tapınağı’ndan  getirtip Hipodrom’a koydurduğu Antik Mısır eseri III. Tutmosis Dikilitaşı’dır. Dikilitaşın spina üzerine yerleştirilme çalışmalarının 32 gün sürdüğü bilinmektedir. Anıtın taşınma sırasında kırılması veya hafifletilmek istenmesi nedeniyle alt kısmından yaklaşık üçte birinin kesilmiş olduğu düşünülmektedir. Taşın bugünkü yüksekliği 19.59 metredir. Kaidesinin iki yüzünde Grekçe ve Latince yazıtlar yer almaktadır. Diğer iki yüzünde ise, anıtın dikilişi ve araba yarışları ile ilgili sahneler kabartma olarak betimlenmiştir. Bu bölümün üzerindeki esas kaidenin dört yüzünde ise, İmparator I. Theodosius, ailesi ve saray erkanı kabartmaları vardır. Dikilitaşın piramit biçimli en üst bölümünde, dikdörtgen çerçeve içinde Firavun III. Tutmosis ile tanrı Amon-Ra el eledir. Anıt üzerinde Amon-Ra’nın betimlendiği yerlerde onun her şeye hayat, ebedilik ve tat veren, tanrıların kralı ve gökyüzünün sahibi olduğu bildirilmiştir. Firavun ise, Yukarı ve Aşağı Mısır’ın kralı, Ra’nın oğlu, ebedi hayat, devamlılık ve hazza sahip olan şeklinde yüceltilerek tanımlanmıştır. Anıtın en tepesinde yer alan çam kozalağı biçimli tepeliğin 869 yılındaki depremde düştüğü bilinmektedir.
  • Spinaya 4.-5. yüzyılda dikildiği düşünülen Örme Sütun, İmparator VII. Konstantin Porfirogenetos (913-959) ve oğlu Romanos tarafından onarılmış ve üstü altın yaldızlı bronz levhalarla kaplanmıştır. Bununla ilgili yazıt, kaidenin doğu kenarında yer almaktadır. Yazıtta anıt, Rodos’un ünlü bronz Apollon heykeli ile karşılaştırılmaktadır. Yaklaşık 32 metre boyundaki anıtın üstündeki bronz levhalar Haçlılar tarafından sökülmüştür. Bugün anıtın üzerinde görülen delikler, sökülen bronz levhaların kenetlerinin yuvalarıdır.
  • Hipodrom’un ikinci bölümü olan Carceres, spinanın kuzeyinde yer alan, yarış arabalarının giriş yeri idi. Günümüzde burada, 1898 yılında Alman imparatoru II. Wilhelm’in İstanbul’u ziyaretinin anısına Almanya’da yapılarak 1901’de alana yerleştirilen Alman Çeşmesi bulunmaktadır.

Günümüzde de Sultanahmet Meydanı’nda bulunan Theodosius Dikilitaşı’nın kaidesindeki rölyeflerden biri İmparator Theodosius ve ailesini, Hipodrom’da katishma’da gösterileri izlerken betimler.
Fotoğraf: Fotoğraf: Ortaçağ, Umberto Eco, Alfa/Tarih, 2014.

 

 

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Çin 186 Eski Çin’de Müzik 2

Mandolinin (veya ud) İran’da icat edildiğine inanılır. Şamanlar tarafından büyü seansı esnasında kullanılır. Şekli, şans…

10 saat ago

Çin 185 Eski Çin’de Müzik 1

Eski Çin kültüründe müzik, kalbin sesi ve evrenin imgesi olarak görülür (1). Eski Çin müziği…

1 gün ago

Edebiyata Dair 23 Lukacs’a Göre Destan ile Roman Farkı

Daha önce aynı konuyu Mihail Bakhtin’in değerlendirmesiyle yazmıştık. Şimdi ise Macar asıllı düşünür Györgi Lukacs’ın…

3 gün ago

Edebiyata Bakış Açıları 4 Toplum Odaklı Bakış Açısı

Alt-yapı kurumları toplumun ekonomik yapısını (üretim araçlarına kimin sahip olduğu, hangi toplumsal kesimin ekonomiye egemen…

3 gün ago

The Kura -Araxes Culture – Early Bronze Age

From the second half of the 4th millennium BC, the so-called Kura-Araxes Culture spread throughout…

4 gün ago

Pier Paolo Pasoloni (1922-1975) 2

Biliyorsunuz Roma’yı Nazlı Birgen rehberliğinde Caravaggio ve Pasolini’nin izinde gezmiş, anılarımı haziran ayında paylaşmıştım. Son…

6 gün ago