Edebiyat

Edebiyata Dair 23 Lukacs’a Göre Destan ile Roman Farkı

Daha önce aynı konuyu Mihail Bakhtin’in değerlendirmesiyle yazmıştık.

Şimdi ise Macar asıllı düşünür Györgi Lukacs’ın (1885-1971) irdelemesini paylaşacağız.

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Roma, 2026.

“Destanlar kahramanlık hikayeleridir, Tanrı eliyle verilmiş bir kişilik vardır, iyi ile kötünün arasındaki savaşı anlatır ve dizelerden oluşur. Roman ise günümüz dünyasının destanıdır ve dizelerle değil düzyazı ile yazılır.

Destanı yaratan dünya ile romanı yaratan dünyanın koşulları farklıdır.

Destanların dünyasında bireyselliği vurgulanmış kahramanlar yoktur. Bu kahramanlar roman kahramanları gibi arayış içinde değildirler.

Romanın ortaya çıktığı dönem, toplum olma döneminin başladığı dönemdir. Toplumu ise, farklı düzlemlerde, birbirleriyle çatışan farklı seslerin bir uzlaşma arama çabası oluşturur. Sınıf bilincinin ortaya çıkmasıyla romanın ortaya çıkması arasında ilişki vardır.

Destan kahramanı bir birey değildir. Destanın konusunu bireylerin yazgısı ve hikayeleri değil, toplumun yazgı ve hikayeleri oluşturur. Destanda kendi kişiselliğini tartışma konusu haline getirmiş bireyler ya da farklı düşünce sistematikleri bulunmaz. Destanda tek olanın, kralın/kahramanın, diğerleriyle (varlıklar, nesneler ya da kişilerle) olan ilişkileri kahramanın gözünden yansır. Destan kahramanı somuttur.

Destandan romana geçişin ilk örneğini Dante (1265-1321), İlahi Komedya (1308-1321) ile vermiştir. Destanların biçimi ve anlatımlarının kapalılığı korunmakla birlikte, kahramanların bilinçli olmaları, gösterdikleri direniş ile gerçek kişiliklerini bulmaları bakımından destan kişilerinden ayrılmışlardır. Dante, kahramanlarını kendi yazgılarını yaratan kişiler olarak betimler.

Roman kahramanları soyut varlıklardır. Roman soyut kalmaya mahkumdur çünkü anlamın aranması, bulunması ya da yokluğunun anlaşılması onu soyutlaştırır. Romanlar, destanlar gibi kural koyucu değildir ve kesinlik taşımazlar. Roman içerik olarak destanın kapalılığını ortadan kaldırması, kesinlikten uzaklığı onun soyut diye nitelenmesine sebep olur. Destanın açık seçik sunduğu kavram ve değerler romanda öznel olur, yani soyutlaşır.

Destan bir sonsuzluk içerisinde ilerler, roman ise sonsuz değildir, bir sonu vardır.

Destanda esas konu biçim değildir ama romanda aslolan biçimdir.

Destan çocukluk dönemini, roman ise olgunlaşmış erkeklik (!) dönemini yansıtır.”

 

Edebiyat ve Kuramlar, Fatma Erkman-Akerson, İthaki Yayınları, 2010. Sayfa 211-217.

 

admin

Önceki Yazılar

Göçmenler 30 Mübadele

6 Şubat 1923’te Lozan Antlaşması’nın eki olarak Türk-Yunan Zorunlu Nüfus Değişimi Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma…

20 saat ago

Göçmenler 29 Sağlıklı Göçmen Teorisi ve Göçmen Paradoksu

Yapılan çalışmalar sağlıklı göçmen teorisini desteklemiştir. Bu teori, ülkelerin göç almayı tercih etme nedenlerinden biridir.…

2 gün ago

The Arena of Arles

From the 3rd century BC, gladiator combats were organized in Rome when important funerals took…

3 gün ago

Göçmenler 28

Sömürge dönemi boyunca Britanya’da Avrupalı olmayan nüfus azdı, fakat dekolonizasyon sonrası, özellikle de 1960’ların sonundan…

4 gün ago

Types of Burials 5 Punic Ibiza 1

In the sixth century BC, Baal Hammon and Tanit gained increasing importance in Carthage and…

5 gün ago

Types of Burials 6 Punic Ibiza 2

The grave goods from Puig des Molins consist of objects for personal use, such as…

7 gün ago