Eski Çin kültüründe müzik, kalbin sesi ve evrenin imgesi olarak görülür (1).
Eski Çin müziği hakkında bilinen, tapınak törenlerinde ve saraylarda müziğe yer verildiğidir. Müziğin Çin’de yaygın olduğunun kanıtı olarak, MÖ 246’da İlk İmparator Çin Şi Huang’ın, daha gerekli, daha yararlı işlerle uğraşılması için, müziği yasak etmesi, müzik hakkındaki kitapları ve tüm çalgıları yok ettirmesi gösterilir. Han Hanedanı’ndan (MÖ 206-MS 220) başlayarak Çin’de müziğin yeniden canlandığı; Tang Hanedanı (618-907) ve Sung Hanedanı (960-1279) dönemlerinde Çin müziğinin ‘klasik çağa’ eriştiği kabul edilir. Çin tapınaklarında ve saraylarında koronun söylediği ve çoğu kere 300 kadar çalgının katıldığı bir müziğin yapıldığı söylenir. On iki nota arasından beş tanesi seçilmiş ve beş sesli Çin dizileri ortaya çıkmıştır (2). Müzik kuramcısı Jing Fang’ın (MÖ 78-37) (3), on ikinci notada durmayıp altmışıncı notaya kadar ulaştığı, kuramının önce tanındığı, sonra çok karmaşık bulunup yadsındığı biliniyor. On iki ses, Çin’de uygulama alanına girmemiş, kuramsal çalışmalarda kalmış, beş sesli dizi uygulanmıştır. Çin tiyatrosunda müziğin önemli bir yeri vardır. Sahnedeki olayın evreleri arasında bağ ödevini görür; oyunun türlü ögelerini, şarkı, konuşma ve pantomimi bütünler. 16. yüzyıldan bu yana gelişen Çin operasında ise Batı operasının arya ve recitativo biçimlerine yakınlaşan biçimler vardır. Çalgılara gelince, bunlar ne ile yapılmışlarsa onlara göre adlandırılırlar: ipek telli çalgılar, bambu kamışından nefes çalgıları, madenden ya da taştan yapılmış çanlar, deriden yapılma davullar, tahtadan yapılma vurma çalgılar gibi.
Japon müziği doğrudan doğruya Çin müziğinden etkilenmiştir. Çin müziği, 3. yüzyılda Kore yoluyla Japonya’ya ulaşmıştır. Japonlar Çinlilerin 12 notalı kromatik düzenini tanıdıkları gibi, 5 sesli diziyi de kullanmışlardır. Japonlar çalgılarında da Çin çalgılarını örnek almışlardır (4).
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Yunnan, 2017.
Eski Çin’de her biri bir insan vasfına veya ilişkisine karşılık gelen beş adet müzik aleti vardı: Dürüstlüğü simgeleyen müzik taşı; saflık ve sadakati simgeleyen telli çalgılar; savaş önderleriyle bağlantılı deriden yapılma çalgılar; ayın simgesi ud; evlilikte mutluluğu simgeleyen ud ya da mandolin (5).
Müzik taşı, Çin ve Vietnam’ın en eski müzik aletlerinden biridir. Ksilofon’dan geldiği düşünülmektedir. Geniş açılı bir L harfi şeklinde yassı taş levhadan yapılmış, üst kısmındaki delikten iple ahşap bir ayağa bağlanmıştır ve uç kısımlarına tahta bir tokmakla vurularak ses elde edilir. Gönyeye benzer şekli, talih ile eşsesli olmasından dolayı, talih simgesi olarak kullanılır (6).
Davul, törenlerde çok sık kullanılır, savaşta saldırı işaretini verir ve çıkardığı ses gök gürlemesine benzetilirdi. Gece şehre giriş kapıları kapatılmadan, pazar yeri toplanmadan önce de davul çalınırdı. Mahkeme binasının önünde dava açmak isteyen kişinin çalması için bir şikayet davulu bulunurdu. Taocu tapınaklarda her gece büyük davul çalınır ve çanla ona cevap verilirdi. Çin’in bazı kesimlerinde, davullara topraktan yapılmış, lake ile canlı renklere boyanmış, yankı yapan parçalar takılırdı. Güneyde yaşayan, Han ırkından olmayan etnik grupların büyük davulları iki bin yıldan daha uzun süredir kullanılmaktadır ve grubun en değerli varlıklarındandır (7).
Yararlanılan Kaynaklar
(1) Zaman İçinde Müzik, Evin İlyasoğlu, YKY, 1994. Sayfa 4.
(2) Müzik Tarihi, İlhan Mimaroğlu, Varlık Yayınları, 1987. Sayfa 15, 16.
(3) Kısa Çin Tarihi, Gordon Kerr, Say Yayınları, 2021. Sayfa 44.
(4) Müzik Tarihi, sayfa 17.
(5) Çin Simgeleri Sözlüğü, Wolfram Eberhard, Kabalcı Yayınları, 2000. Sayfa 223.
(6) A.g.e., sayfa 224.
(7) A.g.e., sayfa 91, 92.
Daha önce aynı konuyu Mihail Bakhtin’in değerlendirmesiyle yazmıştık. Şimdi ise Macar asıllı düşünür Györgi Lukacs’ın…
Alt-yapı kurumları toplumun ekonomik yapısını (üretim araçlarına kimin sahip olduğu, hangi toplumsal kesimin ekonomiye egemen…
From the second half of the 4th millennium BC, the so-called Kura-Araxes Culture spread throughout…
Biliyorsunuz Roma’yı Nazlı Birgen rehberliğinde Caravaggio ve Pasolini’nin izinde gezmiş, anılarımı haziran ayında paylaşmıştım. Son…
Destan (epik), şimdiki zamanla ilişki kurma imkanı sunmayan, tüketilmiş bir geçmişe hapsedilmiştir. Roman ise epiğin…
1960’ların sonlarından itibaren edebiyat kuramları metinden okura doğru kaymaya başladı. Umberto Eco, o zamana kadar…