Categories: Sanat

Çağdaş Sanata Varış 300|Çağdaş Mimarlık 4

Yahudi Müzesi, 2001, Berlin, Almanya.
Burası, Yahudilerin Almanya’daki 2000 yıllık yaşamını betimlemeyi hedefleyen bir müze. Mimarı, Daniel Libeskind (1946-).
Yapısökümcü bu proje, önceden Batı Berlin Şehir Müzesi olan 18. yüzyıl yapımı Barok bir binanın yanında gerçekleştirildi.
Libeskind’in binasının dışı çinko kaplı. Bina, içine girilebilen bir heykel gibi. Taban kesiti şimşek şeklinde. Beş katlı, on bin metrekarelik alanı kaplayan binayı, Davut yıldızının bozulmuş şekli olarak okuyorlar. Binanın içi labirent gibi. İçinde Soykırım Kulesi var. 20 metre yüksekliğindeki kuleye ağır, demir bir kapıdan giriliyor. Burası karanlık ve soğuk bir yer. 49 beton yükseltinin üzerine ağaç dikilmiş. Burası E. T. A Hoffman Bahçesi. Müze bir başyapıt olarak kabul ediliyor.
Uçan kirişlerin, yamuk döşeme ve duvarların mimarlığı, yitirenlerin, kaybedenlerin mimarlığıdır, deniyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2004.

  • Ön cephesi camdan yapılan binalar normal olarak çok büyük miktarda enerji tüketirler, çünkü sera gibi ısıyı içlerinde topladıklarından ısınırlar ve serinlemek için havalandırma sistemlerini çalıştırırlar. Renzo Piano’nun (1937-) New York’taki NY Times binası için yaptığı tasarımda yerden çatıya kadar uzanan, seramik çubuklardan yapılmış bir ikinci cephe oluşturularak, doğrudan gelen ışığın emilimi önlenmiş. Bir gölgelendirme sistemi, güneşin konumundan ve geniş bir sensör ağından yararlanarak tenteleri otomatik olarak indiriyor veya kaldırıyor. Böylece aşırı ışığı engelliyor. Gölgelendirme sistemi ile ışıklandırma sistemi arasında kurulan bağlantı sayesinde gün ışığının yetersiz ışıkta da kullanılması sağlanmış oluyor. Elektrikle aydınlanma sadece destek gerektiğinde devreye giriyor. Sabahları daha soğuk olan hava binanın içine çekilerek gün boyu kullanılıyor.
  • Gökdelenlerde iç sıcaklık, dış sıcaklık, binanın yapısı, güneşin açısı, binanın ısı ve enerji üretim sistemlerinin dışarıya verdiği ısı çıktısı gibi çok sayıda değişken aynı anda izlenip, optimum düzey tutturulmaya çalışılıyor.

2009-2015 yılları arasında Malta’nın başkenti Valletta’da İtalyan çok ödüllü mimar Renzo Piano’nun gerçekleştirdiği proje dört bölümden oluşuyordu: şehrin giriş kapısı, şehir surlarının hemen dışı ve peyzajı, eski operanın yıkıntıları arasına açık hava tiyatrosu ve yeni parlamento binası.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yeni Parlamento binasının zemin katı şehirdeki kültürel aktivitelerin yer alabileceği, çoklu ortam hizmeti verilebilen şekilde tasarlanmış. Bu aktivitelerin yapıya canlılık katacağı düşünülmüş. Burası geçici veya daimi sergiler için ideal bir mekan. Bu bölüm binanın dışından da görülebildiği için şehrin girişinde kültürel bir alan oluşturuyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İki bloktan oluşan Parlamento’nun görünümünü hafifletmek ve mevcut yola uygunluk açısından bina oldukça ince sütunlar üzerinde yükseliyor. Bloklardan birinde parlamento, diğerinde ise parlamento üyelerinin ve başbakanın ofisleri bulunuyor. Cephe masif taş ile kaplı. Cephedeki taş çıkıntılar güneşin yönü göz önüne alınarak şekillendirilmiş. Güneş ışınlarını filtrelerken gün ışığını içeri alıyor. Bu parçaların her biri, makine ile yontulmuş. Şehrin tarihi yapısına ters düşmeyen ama en son teknolojiden de istifade eden bir yapı ortaya konmuş.
Binanın taş olması sıcaktan korunma ve doğal havalandırma için tercih edilmiş. Ayrıca kullanılan taş, Malta kalkeri, tarihi binalarda da kullanılmış olduğu için yeni Parlamento binası çevre ile tamamen uyumlu olmuş. Taş ayrıca jeotermal ısı transferi için tercih edilmiş: 140 m derine, deniz seviyesinin 100 m altına inen 40 adet jeotermal kuyu yapılmış. Ayrıca, çatı güneş panelleri ile kaplanmış. Alınan bu önlemlerle bina kışın ısınma için gerekli enerjinin %80’ini, yazın soğutma için gerekli enerjinin %60’ını kendisi üretiyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Müziğe Dair 5

“Hindistan’da, raga adı verilen müzik türünde, günün farklı zamanlarında farklı gamlar kullanıldığı, do majör tonunun…

22 saat ago

Şiddet 25A Kadına Yönelik Şiddet 3

O dönemde (15. yüzyıl) İtalya'da, Avrupa'nın her yerinde olduğu gibi ilk cinsel ilişkinin halka açık…

2 gün ago

Proust’a Dair 7

Alman edebiyat araştırmacısı ve filolog Ernst Robert Curtius (1886–1956), Fransız edebiyatı ve kültürü üzerine önemli…

3 gün ago

Great Women in the Himalayas – Alexandra David-Neel (1868-1969) 3

In 1912 at Kalimpong, she met with the 13th Dalai Lama in exile. She met…

4 gün ago

Great Women in the Himalayas – Alexandra David-Neel (1868-1969) 2

By the time she reached Sikkim in 1912, Alexandra was forty-four years old and already…

5 gün ago

Great Women in the Himalayas – Alexandra David-Neel (1868-1969) 1

Alexandra David-Neel was born in Paris on 24 October 1868 to a French father and…

6 gün ago