Categories: Sanat

Çağdaş Sanata Varış 47 | Kontrüktivizm 1

KONTRÜKTİVİZM 1
1916

YAPISALCILIK/OLUŞTURMACILIK/YAPILANDIRMACILIK/YAPICILIK/İNŞACILIK/KURGULAMACILIK

(terimin Türkçe karşılığı için uzlaşmaya varılamamıştır. Tespit edebildiğimiz karşılıkların hepsini vermek istedik.)

  • Ana vatanı Rusya. Avrupa’da da hemen benimsendi.
  • Didaktiktir.
  • Kurucusu ressam ve heykeltraş Vladimir Tatlin (1885-1953).
  • Akımın sanatçıları burjuva ön yargılarına karşıdırlar.

Vladimir Tatlin, Üçüncü Enternasyonel’e ait Anıt’ın modeli, 1919. Modern Müze, Stockholm, İsveç.
Bu abartılı sentez, resim, heykel ve mimarlığın devletin propaganda ve enformasyon organıyla birleştiğini gösteren en iyi simgedir. Bu yapı için tasarlanan yükseklik en az Empire State binası kadar olacaktı, yani en az 375m. İçinde toplantı salonları, bürolar, en tepede de enformasyon merkezini barındıran bir silindir, bir küp ve bir kare yer alacaktı, tümü ayrı hızda dönecekti. Bu tasarım, kinetik mimarlığın ilk örneklerinden biridir. Özel bir projeksiyon aygıtı ile halka her gün, her saat yeni bültenler, hükümet bildirileri ve devrimci sloganlar verilecekti.
Kule, SSCB’nin pek çok kentinde sergilendi, gezdirildi, üzerinde kule resmi olan pul hazırlandı, büyük heyecan yarattı. “Dünya işçileri arasındaki uluslararası bağlaşmanın yalın ve yaratıcı bir biçimde en ideal, en canlı ve klasik ifadesi” olarak tanımlandı. Anıt model olarak kaldı, hiç gerçekleştirilmedi ama bütün dünyanın ilgi odağı oldu. Fakat çok geçmeden Rus halkı arasında alay konusu oldu.

 

  • Rusya’nın endüstrileşme özlemi ile çok paralel bir akımdır.
  • 1920’lerde birçok eleştirmene göre sanat, anarşi ve komünizm ile özdeş hale gelmişti. Konstrüktivizm, Marksist ideolojinin ifade edilmesine çok uygundu. Bu akım gerçekten “kızıl”dı. Doğasında propaganda vardı. Politik bir sanat değil, sanatın sosyalleşmesi amaçlanıyordu. Sanatçının, bilim adamının ve mühendisin yanında yer alması gerektiğine inanıyorlardı. Aslında bu yeni bir düşünce değildi. 19. yüzyılın sonunda, 20. yüzyılın başında Louis Henry Sullivan(1856- 1924), Frank Lloyd Wright (1867-1959), Henry van de Velde (1863-1957) gibi mimarlar yeni biçemin ön saflarında artık mühendislerin yer aldığını söylemişlerdi.
  • Sanat sanat içindir görüşünü kabul etmiyorlardı.
  • Geometrik biçimlerde, katışıksız renklerde akılcı bir düzen vardı ve topluma kabul ettirmek istedikleri de düzendi.
  • Daha önceki sanatçıların düş gücüne dayalı çalışmalarının yerine, bilim ve tekniğe dayalı üretim ile yaratıcılığın önemsenmesi toplumsal politikaydı. Komünizm’in örgütlü çalışma ve akılcılık üzerine kurulduğuna inanıyorlardı.
  • Güzel sanatların uygulamalı sanatlardan üstün olduğu düşüncesi onlar için geçerli değildi.
  • Sanatta iki eğilim ağırlık kazanıyor:

 *Mantık, akıl, teknoloji, endüstri, zamanın buluşları, araştırmaları ağırlıklı, Delaunay, Léger’nin dahil olduğu Konstrüktivistler.

*Filozof Bergson’un fikirleri ile paralel, teknolojinin ve endüstrinin insanın iç alemini, ruhunu körlettiğini düşünen Kandinski’nin, Kupka’nın, Mondrian’ın, Malevich’in içinde bulunduğu daha mistik akım. Bergson’un felsefesinde insanın herşeyden önce hisleri, iç dünyası önemlidir. Önce iç dünyamızı tanımamız gereklidir.

  • 1917 Ekim Devrimi’nden sonra bir süre daha aynı heves ile devam ediliyor. Ancak bir süre sonra sanatçılar Batı’ya gitmeye başlıyorlar.
  • Tatlin, maddenin kullanılışı üzerine birçok çalışmalar yapmış, makinaya benzer heykeller tasarlamış. Birinde demir, çinko, alüminyum kullanılmış. Bu maddelerin öneminin topluma anlatılması amaçlanmış, fonksiyonu olmayan, ama makine gibi işleyen heykeller yapılmıştı.
  • Konstrüktivizm’e göre resim ve heykel başlı başına bir amaç değil, mimarlığın ve endüstri ürünlerinin gerçekleştirilmesi sürecinin bir parçasıydı.

Aleksandr Mihayloviç Rodçenko (1891- 1956), Rus heykeltıraş, fotoğrafçı ve grafik tasarımcısı, Konstrüktivizm’in kurucularından biridir. Fotomontaj ve fotoğrafçılığa başlamadan önce ressam ve grafik sanatçısı olarak çalıştı. Resimleri sosyal içerikleri olan, yenilikçi ve ressam estetiğine aykırı çalışmalardı. Fotoğraflarını genellikle sıradışı açılardan çekerdi. Uzunca süre fotoğraf filmlerinde taban olarak cam kullanılmıştı. 1870’li yılların ortalarına doğru gümüş bileşiklerinin jelatin taban üzerine kullanımıyla, cam negatiflerde çıkan problemlerin çoğu çözüldü. Rodçenko, jelatin gümüş baskı yöntemini kullandığı, alışılmamış açılar kullanarak çektiği fotoğraflarıyla fotoğrafçılığı “görüntünün kaydı” olmaktan çıkardı. Arkadaşı Mayakovski’nin dergi kapaklarını, Potemkin Zırhlısı’nın afişlerini, 1925 Paris’teki Sovyet pavyonunun tasarımını yaptı. Avrupa’da da ünlü oldu. 1930’larda SSCB’de politik iklim değişti. Yukarıda görülen ‘Pioneer with a trumpet’ adlı eseri yüzünden formalist olmakla suçlandı. Ekim grubundan ayrılmak zorunda kaldı.

Rus asıllı, ABD’ye göç etmiş olan Naum Gabo (1890-1977) da eserleri ile Konstrüktivizm’in önemli üyelerinden.
Head No. 2, 1916. Büyütülmüş kopya, 1964. www.tate.org.uk

Rus ressam, tasarımcı, tipografist, grafiker, desinatör ve fotoğrafçı El Lissitzky (1890-1941), birçok çalışmasının yanında SSCB’nin propaganda çalışmalarına dizaynlarıyla katkıda bulundu. Uzayın gündeme gelmesi, insanın öneminin yeniden değerlendirilmesi gereğini doğurdu.
El Lisstsky, Süprematist olarak da değerlendirilir ama yanlıştır. İddialı dikeyleriyle yatayları Mondrian’ı ne kadar Konstrüktivist yaparsa, grafik çalışmalarında diagonallere duyduğu eğilim de El Lissitsky’i o kadar Süprematist yapar. Bu, biçem sorunu değildir. Amaç sorunudur. Çalışmaları 20. yüzyılın grafik sanatına yön vermiştir.
Güneşe Karşı Zafer, Yeni İnsan, taş baskı, 1923. Tate Modern, Londra.

Macar ressam ve fotoğraf sanatçısı Lászlo Moholy-Nagy (1895-1946), endüstri ve teknolojiyi sanatla bütünleştirmek gerektiğine inanmış, Konstrüktivizm’den çok etkilenmiştir. Bauhaus’ta ders de vermiştir. Kendisine özgü saydamlık oyunları ile yanılsama yaratan eserler vermiştir. Yapıtlarının en büyük özelliği ışık tutkusunu yansıtması olmuştur. Kinetik bir heykel de yapmıştır.
1921 yılında bir tabelacıya telefonla bilgi vermek suretiyle üç resim yaptırmış, bu yolla yeni sanatın kişisel üslup ve ustalıkla hiçbir ilgisi olmadığını göstermek istemişti. Yeni kullanıma giren telefonun da eserin siparişinde kullanılması teknolojiyi de olaya dahil etmişti.
1926 yılından sonra resimlerini bazısı düz, bazısı girintili plastik maddeler üzerine yapmış, böylece ışığın nesne üzerindeki boşluklara da ulaşmasını sağlamıştı.
A 11, 1924. Guggenheim Müzesi, New York.

 

 

 

Füsun Kavrakoğlu

Paylaş
Published by
Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Faşizm Diktatörlük 50

İspanyolca kökenli otogolpe (autogolpe), yürütme erkini elinde tutan kişinin, mevcut anayasal düzeni devre dışı bırakarak…

2 saat ago

Faşizm Diktatörlük 49

Faşizm, eşitsizliği meşrulaştırır. Alman asıllı Amerikalı milyarder girişimci Peter Thiel’in (1967-) “doğal hiyerarşiler” teorisi, zenginlik…

1 gün ago

Madhubani Sanatı

Madhubani sanatı, Hindistan'ın Bihar Eyaleti’nin kuzey kısmı ile  Nepal'in doğu bölgelerini kapsayan tarihi ve kültürel…

2 gün ago

Batıda Doğu İslam ve Türk Algısı 95

Hegel için antik Yunan coğrafyası, Sokrates’i ile Oedipus ve Antigone’si ile özgür ve uygar birey…

3 gün ago

Göçmenler 21

“Derin bir hasret çekiyorlardı. Orada ne işleri vardı? Öylesine özlemini çektikleri şey doğdukları kent değil,…

4 gün ago

Okumak 6

Klasiklerle çağdaş eserleri dengeli biçimde okumak gerektiği söylenir. ‘Hayat ne kadar yıpratıcı olursa, şiir o…

5 gün ago