1781 tarihli Kabus adlı tablonun ressamı, hayatının önemli bir bölümünü İngiltere’de geçirmiş olan İsviçreli Johann Heinrich Füssli’nin (1741-1825) yarattığı dünya şaşırtıcı, iç karartıcı ve erotik bir dünyaydı. Bundan dolayı Füssli’nin yalnızca romantizmin öncülerinden biri değil, aynı zamanda sembolizmin, hatta sürrealizmin habercisi olduğu kabul edilir.
Ressam, gravürcü ve şair William Blake (1757-1827), İngiliz resminin en önde gelen ve tam anlamıyla romantik kişiliğidir. Krallık Resim Akademisi’nde Reynolds ile çalışmış, edebiyatın klasiklerini de resmetmiştir. Yukarıdaki tablosu, Dante’nin İlahi Komedya’sından Cehennem’i ve Dante ile Beatrice’nin buluşmasını göstermekte, 1824 tarihini taşımaktadır. Evrene melankolik bakışıyla, karmaşık düşleriyle bir romantiktir. Günümüzde sembolizmin öncülerinden biri olarak kabul edilir.
Blake çocukluğundan beri hayaller görüyor, Tanrı’yı ve yıldız kanatlı melekler gördüğünü söylüyordu. İleri yaşlarında, şiirlerinin ve desenlerinin “Yukarıdan” indirildiğini söyler oldu. Edebi yapıtlarında kehanetlerde bulundu. Simgeler aracılığıyla her türlü zorbalığa saldırdı. Usun karşısına, üstün tuttuğu sezgiyi koydu.
Alman romantik resminin öne çıkan temsilcilerinden biri Caspar David Friedrich‘dir (1774–1840). 1809 tarihli Deniz Kıyısındaki Keşiş hiç kuşkusuz onun tabloları arasında bir başyapıt ve bütün bir Alman Romantisizmi içerisindeki en cesur resimdir. Resmin kompozisyonu bütün gelenekleri yıkıyor. Resimde herhangi bir perspektif derinliği bulunmuyor. Siyah giysili küçük insan figürü resimdeki tek dikey figürü oluşturuyor. Friedrich’in adamın iki yanında yapmayı tasarladığı iki teknenin ise üstünü sonradan boyadığı biliniyor. Bütün hatlar tablonun dışına doğru yönlendiği için sonsuzluk resmin gerçek konusu haline geliyor. Tablosunda, doğa güçleri karşısında insanın büyük yalnızlığını ve bunun sonucu olan yıkımı dile getirir. Küçücük bir siluet olan keşiş, bize doğa güçlerinin ortasındaki insan varlığını ve önemsizliğini anımsatmaktadır. Elbe’de boğulan erkek kardeşinin onun doğa tapıncında payı olduğu düşünülebilir. Tablo, kederli ve bomboş, hemen hemen “sürrealist” bir evrenin habercisidir.
Ressamın karşısında gördüklerini değil, kendi içinde gördüklerini tuvaline geçirmesine inanan Friedrich’in romantizmini etkileyen görünümler Kuzey Almanya’ya aittir. Sanatını derin bir doğa bilgisi üzerine oturtmuştur. Schelling’in düşüncesine ve romantik felsefeye uygun olarak, Görünmeyen’in belirtisini görür. Peyzajları, metafizik ve trajik boyutlarıyla peyzajın doğaüstüleştirilmesine yöneliktir. Dresden’e yerleştikten sonra Kleist, Novalis, Runge gibi büyük Alman romantiklerle ve Goethe ile ilişki kurmuştur.
Bu resim 1810 yılında Prusya Kraliyet Prensi tarafından satın alındı. Prensin tabloya yaptığı yorum, “Gökyüzünün sonsuz genişliği … buna karşılık ne bir rüzgâr, ne bir Ay, ne de fırtına var — gerçekte bir fırtına biraz teselli verici olurdu çünkü hiç değilse resmin bir yerlerinde hayat ve hareket görülebilirdi. Sonsuz denizde ne bir tekne, ne bir gemi, ne de bir deniz canavarı var. Ve kumların üzerinde tek bir sap ot bile yok, sadece birkaç martı havada uçuyor ve yalnızlığı daha da umarsız ve dehşet verici bir hale getiriyor” oldu. Tablo günümüzde Berlin’de Nationalgalerie’de sergileniyor.
“Kaşif” tartışmalı bir unvandır. “Keşfettiği” yer, yereller tarafından uzun zamandan beri bilinir; bu bilgi kendisi…
Paranoyak milliyetçilik, vatandaşın korkularını istismar ederek, güvensizlik ve nefreti körükleyerek kendilerine yarar sağlamaya çalışan siyasetçilerin…
Kaya sanatı, Paleolitik dönemin en önemli kültürel dışavurumudur. Kendini, mağara duvarlarında, sığınılan kaya altlarında göstermiştir.…
Almanya’daki sığınmacıların üniversite eğitimi alamıyor, çalışamıyor ve yaşadıkları yerden ayrılamıyorlar. Barakalarda yaşıyorlar ve yaşadıkları barakalar…
19. yüzyılda demiryolu bir yenilik simgesiydi; yeni bir hayat getiriyor ve eskisini yok ediyordu. Bu…
Rusya’nın Altay Cumhuriyeti’nin Gorno-Altaysk şehrindeki müzede gördüğüm balbal ve balbal parçalarını da balbal dosyamıza eklemek…