Botsvana 1966’da tam bağımsızlığına kavuştuğunda dünyanın en yoksul ülkelerinden biriydi, kişi başına düşen yıllık gelir 60-100 dolardı. Ağırlıklı olarak bir tarım ülkesiydi, su yoktu ve ilkel bir altyapıya sahipti (1). Toprağın komünal, büyükbaş hayvanın özel mülk olduğu ülkede toplam 12 kilometre asfalt yol, üniversite mezunu 22, ortaokul mezunu yüz yurttaşı vardı. Etrafı Beyaz rejimleri ile çevriliydi ve bu rejimler siyahlar tarafından idare edilen Afrika ülkelerine düşmanca davranıyorlardı. Yine de izleyen 45 yılda dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinden biri haline geldi. Bugün Botsvana, Sahraaltı Afrika’da kişi başına düşen en yüksek milli gelire sahip (1992 yılında 3000, 2023’te 18.000 dolar. Namibya 6000, Zimbabwe 2460 dolar); Estonya, Macaristan, Costa Rika ile aynı seviyede. 2000’lerin başında AIDS ülkeyi kasıp kavurdu. Ama başarılı bir kalkınma örneği oldu. Bu konumu, kapsayıcı ekonomik ve siyasal kurumlar geliştirerek elde etti. O zamandan beri demokratik bir biçimde idare ediliyor, muntazaman rekabete dayalı seçimler düzenleniyor ne bir iç savaş ne bir askeri müdahale deneyimi var (2).
Botsvana’nın başkenti Gaborone’de, ülkedeki en görkemli anıt, ülkelerini acımasızca sömürülmekten kurtaran şeflerini anmak için yaptırdıkları bronz Üç Şef Heykeli (Three Dikgosi Monument), Kuzey Kore hükümetine ait bir şirket olan Mansudae Overseas Projects tarafından inşa edilmiş ve Eylül 2005’te dönemin cumhurbaşkanı Festus Mogae tarafından açılmış. Dünyanın en büyük heykel üretim fabrikası olan Mansudae, ülkenin en iyi akademilerinden özenle seçilmiş yaklaşık 1000 sanatçı da dahil olmak üzere yaklaşık 4000 Kuzey Koreliyi istihdam ediyor. Bazı yerel sanatçılar, Üç Dikgosi Anıtı işinin yabancı bir ülkeye gitmesinden memnun olmasa da bu büyüklükteki bir projeyi üstlenebilecek yerel kapasite yoktu. (North Korea built Three Dikgosi Monument Bashi Letsididi, Sunday Standard, 30th March 2014.)
Anıtta yer alan şefler: Fotoğrafta solda Kgosi Sebele I, ortada Kgosi Bathoen I ve sağda Kgosi Khama III.
Fotoğraf: https://en.wikipedia.org
Bağımsızlık döneminin ilk devlet başkanı Seretse Khama, Kral Khama’nın torunudur. 1940’larda İngiltere’de öğrenim gören Seretse Khama, kişisel servete önem vermeyen, kendisini ülkesinin inşasına adamış olağanüstü bir adamdı (3).
Gerek Seretse Khama gerekse Quett Masire ülke için büyük şanstı. Dürüst bir biçimde ve büyük bir gayretle çalışmışlar, kapsayıcı kurumlara giden yolun seçilmesini daha muhtemel kılmışlar, toplumun hayli geniş bir kesitini yetkilendirmişler, kapsayıcı siyasal kurumların temel taşı olan çoğulculuğu etkin kılmışlardı (4).
Botsvana’nın postkolonyal dönemdeki özelliği ise Seretse Khama ve Quett Masire tarafından 1960 yılında kurulan, bağımsızlık mücadelesini yönlendiren ve ülke bağımsız olduktan sonra hükümeti kuran Botsvana Demokratik Partisi’nin, Sahraaltı’nda ekonomik yönü, siyasi yönüne ağır basan tek siyasi parti olmasıdır (5). Tsvana şeflerinin ve elitinin çoğu Demokratik Botsvana Partisi’ne katıldı (6).
1966-1980 yılları arasında yönetimde olan ilk Cumhurbaşkanı Seretse Khama’nın (1921-1980) beyaz İngiliz eşi, halk tarafından kabul edilmemiştir. Botsvana, Sahraaltı’nda bir liderin eşinin halk tarafından kabul edilmediği tek Sahraaltı ülkesidir. (İngiliz film yapımcısı Amma Asante’nin 2016 tarihli A United Kingdom adlı filmi bu olayı konu alır.) Bağımsızlığını kazanır kazanmaz çok partili sistemi benimsemiş olması da bir istisnadır. Diğer Sahraaltı ülkeleri sert ulusallaştırmalar, müdahaleci bir ekonomi benimsemişken Botsvana’da herhangi bir askeri darbe, devrim, ayaklanma olmaksızın; ekonomiye müdahaleci değil ekonomiyi şekillendirici bir kalkınma modeli uygulanmıştır (7).
Yararlanılan Kaynaklar
(1) Küreselleşme Büyük Hayal Kırıklığı, Joseph E. Stiglitz, Plan B Yayıncılık, 2002. Sayfa 58.
(2) Ulusların Düşüşü, Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Doğan Kitap, 2014. Sayfa 390.
(3) A.g.e., sayfa 113.
(4) A.g.e., sayfa 393, 434.
(5) Sahraaltı, Volkan İpek, İletişim Yayınları, 2024. Sayfa 188.
(6) Ulusların Düşüşü, sayfa 391.
(7) Sahraaltı, sayfa 189.
Walter Benjamin, edebiyatta bütün büyük yapıtların ya yeni bir tür kurduğunu ya da bir eskisini…
Alman siyaset teorisyeni Karl Loewenstein 1930’larda ABD'de sürgünde yaşarken militan demokrasi önermişti. Militan demokrasi olarak adlandırdığı…
Mantarlara dair genel bilgileri paylaşalım: Mantarlar asla naylon torbaya konmazmış. Mantar, hava geçirmez ortamda bozulur,…
Türkiye'de müstakil bir Mikoloji Kürsüsü yok. Mikoloji çalışmaları genellikle biyoloji, botanik veya tıp fakültelerinin mikrobiyoloji…
Mantar, 550 milyon yıl önce, sudan karaya çıkan ilk canlı biçimlerinden biri. Mantarların bitki oldukları…
Okumanın dijital ortama taşınması, farklı çözümler üretilmesini de gündeme getirdi. Dijitalden okumayı, dijitalden dinleme takip…