Orişa, Orisa ya da Orixa, Yoruba dini veya ruhani sisteminde Tanrı’nın alametlerinden birini yansıtan bir ruha verilen isimdir. Yorubalar çok önem verdikleri ve sayıları 401 olan orişaya inanır. Bunlar tanrısal özellikleri bulunan güçlü varlıklar olup yine Tanrı tarafından yaratılmışlardır. Tanrı’nın önünde insanları temsil ederler. Yoruba inancına göre, Tanrı dünyayı yaratmak istediğinde, orişaları göndermiş, insanları yaratmak üzereyken de bu orişalara danışmıştır. Geleneksel Yoruba inancında büyük bir Tanrı inancı olsa da, bu yüce Tanrı’ya giden yolun, küçük tanrılardan, yani orişalardan geçtiği kabul edilir. Bu orişalar, Tanrı’ya giden asansör ya da merdiven gibidirler. Yüce Tanrı’dan ne istenilirse, küçük orişalara başvurmak gerektiğine inanılır. Orişaların bazılarının isimleri Obatala, Orunmila, Ogun, Eşu (Şeytan), Ela, Şango …şeklinde sayılabilir (1). Yorubalar’a göre, tüm tanrılar insanlığın da parçası olduğu evrensel fenomenlerin dışavurumlarıdır (2). Orişa panteonunun Yunan panteonu ile yapısal benzerliği vardır: örneğin Ogun’un karşılığı Prometheus’tur (3). Mükemmellik, tanrılara bahşedilmemiştir (4). Orişa inancı, ilahi bir yaratıcının varlığını içtenlikle kabul eder (5).
Ataların dünyası, Yaşayanların dünyası ve Doğmamışların dünyasının geçişken güç girdabı, Yorubalar’ın evrensel bilinç tanımını oluşturur (6). Yorubalar’da atalar ritüeller, sihirli sözler ya da atanın isminin yeni doğan bebeğe verildiği sembolik aktarımlar yoluyla varlıklarını sürdürürler; doğan çocuk aracılığıyla yaşayanların arasına sembolik olarak geri dönerler. Ataların, Yaşayanların ve Doğmamışların dünyası, dünyevi ve içsel bilinçle birlikte oluşmuştur. Bu, atalara tapınmaktan oldukça farklı bir kavramdır (7).
İfa, kehanet ve fal orişasıdır. Aynı zamanda İfa Corpus olarak bilinen kehanetsel dini metin ile de bilinir. Yoruba dininde, kurulması düşünülen ailenin mutluluğu, çocuk sahibi olma konusu, zenginliği gibi konular için, aynı şekilde yeni doğan çocuğun talihinin ne olacağını öğrenmek için mutlak surette orişa İfa’ya başvurulur. İfa’nın geçmişi, bugünü ve geleceği ve gizli olayları görme yeteneği olduğuna inanılır. İfa eskiden para olarak kullanılan yuvarlak madeni levhalara (11 veya 17 tane olur) geçirilmiş bir iple yapılan bir eşyadır. Bu bir tabla üzerine atılarak gelecek öğrenilir (8).
Beyaz giyinmiş, Kübalılar gibi koyu renk teni olan Meryem Ana, Trinidad şehrindeki bir Santeria’nın baş köşesinde yer alıyor. Katolik ve Yoruba inançlarını birleştiren Santeria ya da Orişaların Yolu, Küba’da en çok takipçisi olan din.
16.-19. yüzyıllar arasında Batı Afrika’dan sömürgelere götürülen kölelerin dinleri sinkretik (farklı dinsel inanç ve uygulamaları karıştıran, bağdaştırmacı) özellikler taşır. Burada da Roma Katolik Kilisesi’nin ayin usulleri, öğreti ve ikonografisi Afrika kültleriyle, atalara tapım ve animizm ile karışmıştır (9). Afrika çıkışlı bu sinkretik dinlere Haiti’de Voodoo, Jamaika’da Obeah, Brezilya’da Orişa, Kuba’da Santeria adı verilmektedir.
İfa, kültürünü, Hıristiyan ve diğer dinlere uyum sağlayarak devam ettirmiştir (10). Afrika kıtasından gelen diğer din ve kültürlerin çoğu yozlaşıp yok olurken, Yoruba tanrıları Atlas Okyanusu boyunca taşınmış, Yeni Dünya’da da hayatta kalabilmiştir. Roma Katolik inancı azizleri, manevi arayışın seçilmiş kanal ve sembolleri, Nihai Gerçeklik’in bekçileri olarak görüyorlardı. Azizler, Yüce Tanrı’nın şefaatçileriydi; Yaşayanların, Doğmamışların ve Ataların dünyaları arasındaki köprülerdi (11).
Resmi rakamlara göre Kübalıların %85’i Roman Katolik’tir. Bunların eskiden %10’u, devrimden sonra ise %5’i kiliseye düzenli giderken, Santeria’ya gidenlerin kiliseye gidenlerden çok olduğu söyleniyor (12).
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 1998.
Yararlanılan Kaynaklar
Kölecilik yadsınamaz bir gerçeklikti; insanlıkçılık (hümanizm), iyi bir efendi gibi davranmaktan ibaretti. Romalılar köleleri büyük…
Antik köleliğe en az uzakta (yakın denebilir herhalde) duran psikolojik örnekseme ırkçılıktır. Kölelik, ekonomi dışı…
İmparatorluk döneminde kadına karşı ön yargılı bakış açısı dul kadınların tekrar evlenmesini istememek, bedensel hareket…
7. yüzyılda, imparatorluk sarayına Wu Zetian (saltanatı 690-705) hükmediyordu. Çin tarihinde Hükümran İmparatoriçe unvanını alan…
Kadın güzelliğini anlatan bir Çin atasözü “Balıklar batmış, yaban kazları düşmüş,” der. Eski Çin’de güzellik…
Evdeki en yaşlı erkek hane halkının başıydı ve ailesinin ona itaat etmesi gerekirdi. Evi karısı…