Eski Kültürler

Likya Işık Ülkesi 71 Kelebekler Vadisi, İsion Kalesi, Trysa

  • Kelebekler Vadisi’nde, kanatlarının üstü kaplan postunu andıran, kanatlarının altı ise gelincik renginde olan kaplan kelebeklerini özellikle temmuz ayında görebiliriz. Kaplan kelebeklerinin dünyadaki tek yurdu burasıdır. Kelebekler, genellikle yolun hemen kenarındaki değirmenin sarmaşıkları arasında olurlar.
  • Deniz seviyesinde yaşayan Akdeniz kelebeklerinin tamamı bu vadide bulunur. Vadide, 35 gündüz, 40 kadar da gece kelebeği tespit edilmiştir. Bu kelebek türlerine, özellikle haziran-ekim ayları arasında rastlayabiliriz.
  • Şelalelerin yarattığı nemli ortam nedeniyle Kelebekler Vadisi’nde 100’e yakın bitki türü yetişir. İnmesi çok zor olan vadiye karadan ulaşım yoktur denebilir, kayda geçmiş, ölümle sonuçlanmış çabalar vardır. İnsandan olabildiğince uzak kalarak flora ve fauna zenginliğini bir ölçüde de olsa koruyabilmiştir.

 

Kelebekler Vadisi’ne bakış.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

  • Antalya ilimizde Demre’nin Beymelek Mahallesi’ndeki İsion Kalesi’nde bulunan 10 şarap işliği, bize bölgedeki yüksek kapasitede şarap üretimini belgeler. Kale 2013 yılında restore edilmiştir. Myra kentinin savunmasında kullanılan kale, MÖ 250 yıllarına tarihlenmektedir. Likya’yı araştıran Spratt ve Müller’e göre kale adını Mısır Tanrıçası İsis’ten almaktadır. Beymelek adının ise Selçuklu Emiri Beg Melik’den (Sultan’ın oğlu) aldığı düşünülmektedir. İsion Kalesi’nin planı ve yapım tekniği Helenistik kalelere benzer. Üç katlı kulelerinin günümüze oldukça korunmuş bir biçimde ulaşması, kırma çatı ile örtülü olduklarını düşündürmüştür.

 

Helenistik Dönem’den, MÖ 2. yüzyıla tarihlenen, kireç taşından yapılma, Tyrsa Gölbaşı’ndan İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne getirilmiş olan Likya lahdi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

  • Karkabo Köyü’ndeki Alakilise, Gölbaşı’nda yer alan Helenistik Dönem’de (MÖ 330-30) Kyaenai’ye bağlı Trysa (Likçe adı Trusn), Istlada ve Trebendai’yi de Likya kentleri arasında saymamız gerekir. Tyrsa’dan geriye kalan yapıların neredeyse tamamı mezar veya tapınaktır. Buranın zengin bir dini merkez olduğu tahmin edilmektedir. 1841 yılında A. Schönborn tarafından bulunmuştur. 20 metrelik bir kaideye oturtulmuş devasa bir anıt mezar ve heykeli Schönborn’u hayran bırakmış, ardından gelen O. Benndorf bu anıtın 120 m uzunluğundaki frizini lahitle birlikte Viyana’ya götürmüştür. İkinci bir lahit de İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndedir. Sit alanında kalanlar bir duvarın çevrelediği çok sayıda lahit, kabartmalı bir sütun mezar, Zeus ile Helios’a adanmış bir tapınaktır.

 

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Gandhara Sanatı 2

Gandhara bölgesinde taş levhalar, sütunlar, kaideler ve heykeller üzerine, çoğu kare ağızlı keski, delgi ya…

12 saat ago

Gandhara Sanatı 1

Gandhara, günümüzde Pakistan’ın kuzeybatısında Peşaver Havzası ve Afganistan’ın doğu sınırlarında yer alan, MÖ 1. binyıldan…

2 gün ago

Seramik 47 İber Seramiği

MÖ 6. yüzyılda yaşamış olan çeşitli etnik grupların adlarını Yunan ve Latin yazılı kaynaklarından öğreniyoruz. …

3 gün ago

Japonya 152 Japonya Hakkında Muhtelif 12

Kasım 2016’da Fukuoka’da Hakata İstasyonu yakınındaki ana caddede büyük bir göçük meydana geldi. Çöken yer…

4 gün ago

Göçmenler 22

Melezleşmiş bir ırk; etkilerin, geleneklerin ve ırkların piçi. Saflığa, daha doğrusu saflık ideasına güvenmemeyi öğrenmişti;…

4 gün ago

Faşizm Diktatörlük 50

İspanyolca kökenli otogolpe (autogolpe), yürütme erkini elinde tutan kişinin, mevcut anayasal düzeni devre dışı bırakarak…

6 gün ago