Categories: Geziler

Mumbai 1

Yapımı 1869 yılında tamamlanan Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla kaderleri değişen kentlerden biri Mumbai.

Maharaştra Eyaleti’nin başkenti olan Mumbai’nin eski adı Bombay. Hindistan’ın en büyük, dünyanın en büyük üçüncü şehri.

Onüç milyonluk şehrin metropol bölgesinde 20 milyon insan yaşar. Mumbai, Hindistan’ın Gayri Safi Milli Hasılasının %35’ini üreten, ülkenin dış ticaretinin yarısının yapıldığı limanı ile üretken, üretken olduğu için de her gün yüzlerce kişinin akın ettiği ve nüfusunun üçte birinin sokaklarda yaşadığı bir kent.

Aynı zamanda Hindistan’ın en zenginleri de burada yaşıyor.

Ülkenin en çok uçak inip kalkan uluslararası havaalanı Mumbai’de.

Ülkenin en müreffeh kenti.

Mumbai Hali.

Bağımsızlık mücadelesinde de önemli rol oynamış. Mahatma Gandhi 30 yıl bu şehirden mücadelesini   sürdürmüş. Gandhi’nin İngilizlerle işbirliği yapmama kampanyasının en önemli halkası Tuz Yürüyüşü idi. Bombay’ın kuzeyindeki Dharasena’da Gandhi ve müritleri, dört yüz polisin koruduğu hükümetin tuz fabrikasına yürümüşlerdi. Fabrikaya yaklaştıkça sopalarla yere seriliyorlar, yerlerini sessizce başkaları alıyor, az sonra onlar da düşüyorlardı. Fabrika çalışmayı sürdürmüş, geçici bir hastane açmak gerekmiş ve bütün Hindistan, köleliğinin bilincine varmıştı. Genel vali çekip gitmiş, Gandhi’nin adı Batı’da soylu pasiflik ile özdeşleşmişti.

Şehrin adı 1996’da aşırı sağcı Şiv Sena belediyesi tarafından, İngilizleri anımsatan Bombay adı yerine, bir Hindu tanrıçasının adı ile değiştirilmiş.

1966’da kurulan Şiv Sena partisi 1985’te Mumbai’de belediye seçimlerini kazandı. Yine aşırı sağcı bir Hindu partisi olan BJP ile güçbirliğine gitti. Şu anda Hindistan başbakanı Narendra Modi BJP partisinden. Sağın yükselişi ile organize suçlar artmış. Aşırı sağcıların söylemi, sürtüşme yaratmış. İşsizliğin arttığını, “bu toprakların çocuğunun” işe alınmada öncelikli olması gerektiğini söylüyorlar. Müslümanları, Hıristiyanları, Parsileri işgalciler, yabancılar olarak görüyorlar. Hinduluğu yücelten ideoloji, anti-Hindu saydıkları filmleri, sanat eserlerini yasaklıyor, Hindu milliyetçiliğini esas alan eğitim sistemini uygulamaya koyuyor, kız öğrencilerin jean ve etek giymeleri yasaklanırken, Hint giysileri özendiriliyor. 1998’de BJP’nin çoğunluk partisi olması ile aşırı sağcılar önemli görevlere getiriliyorlar. Aralık 1992 ve Ocak 1993’te Mumbai’de iki ayaklanma olmuş. Bunların sonucunda 150.000 kişi şehri terk etmiş, resmi kaynaklara göre 784 kişi ölmüş, 5000 kişi yaralanmış. Ölen ve yaralananların %70’inin Müslümanlar olduğu açıklanmıştı.

Olayları yaratanların Şiv Sena taraftarları olduğu düşünülüyor. Mart 1993’te yapılan on bombalı saldırı neticesinde 317 kişi ölüyor, birçok bina hasar görüyor. Sorumluluğu üstlenen yine olmuyor ama bu defa da Müslümanlardan şüphe ediliyor. Şehir yaralarını çok hızlı sarıyor ancak şehirde mafya babalarının varlığı biliniyor. Aşırı sağcılar hakim oldukları yerlerde sömürge dönemini hatırlatan yolların ve binaların da adlarını Hindu kökenli isimlerle değiştiriyorlar.

Şehir 1862’de birbirine bağlanan yedi adadan oluşuyor. Tarihinde Müslümanların, Portekizlilerin ve sonra İngilizlerin hakimiyetine giriyor. En büyük ada Portekiz prensesi ile evlenen II. Charles’a evlilik hediyesi olarak veriliyor (1661). Zaman içinde Charles diğer dört adayı ve limanı da ele geçiriyor ve “güzel koy” anlamına gelen Bombay adını veriyor. Şehrin korunaklı limanı ve stratejik konumundan ötürü Doğu Hint Şirketi bu toprakları Charles’dan çok düşük bir fiyatla kiralıyor. Onsekizinci yüzyılda şehir, Şirket’in ana merkezi oluyor. Zamanın valisi ticareti artırmak için Hindu, Müslüman ve Parsileri de buraya kabul ediyor. 1850’de yapılan demiryolu, göçü daha da artırıyor. Bombay’ın pamuk tarlalarının bulunduğu Deccan platosuna demiryolu ile  bağlanmasıyla birlikte İç Savaşta pamuk darboğazı içine giren Amerika Birleşik Devleti’ne yapılan pamuk ihracatı patlıyor. Süveyş Kanalı’nın açılışı ile Avrupa pazarlarına ulaşımı kolaylaşan şehrin ticareti çok olumlu yönde etkileniyor. Yakın tarihte yaşanan karışılıklara ve artan suç oranına rağmen Mumbai, Hindistan’ın ticari ve finansal merkezi olmaya devam ediyor.

Hergün iki milyona yakın yolcunun ve bin trenin gelip gittiği, İngiliz dönemi binalarından, eski adı ile Victoria Terminali (1887) mimari olarak pek çok stilin birarada kullanıldığı bir bina. Binayı süsleyen heykeller yazar Rudyard Kipling’in babası John Lockwood Kipling’in Bombay Sanat Okulu’ndaki talebeleri tarafından yapılmış; güneşin etkisini azaltmak için de vitraylar kullanılmış. Kipling, terminal binasına yakın İngiliz stili kapalı çarşının dış yüzündeki frizleri de dizayn etmiş.
Çarşıda bugün taze meyva, sebze, baharat ve evcil hayvanlar satılıyor.

Galler Prensi Müzesi beyaz Murgal dönemi kubbesi ve kırmızı tuğlaları ile İslam ve İngiliz mimarisinin bir karışımı. Müzenin inşaatı Veliaht Galler Prensi V. George tarafından başlatılmış. Müzede yeşim taşından objeler, porselen, fildişi, silah ve doldurulmuş hayvan koleksiyonları, tablolar ve en önemlisi minyatürlerin sergilendiği galeriler yer alıyor.

1924 yılında, Kral V. George ile Kraliçe Mary’nin ziyaretinin anısına inşa edilen Hindistan Kapısı bir zafer takı. Ama 1948 yılında İngilizlerin ülkeyi terk ettikleri nokta da burası olmuş. Burası da Galler Prensi Müzesi’nin mimarının bir eseri.

Hindistan Kapısı’nın önünden kalkan tekneler Elephanta Adası’na gidiyor. Adaya giderken petrol çıkarma platformlarının yakınından geçiliyor. Adaya varınca, yolun bir kısmını küçük, yanları açık vagonları olan bir trenle gitmek mümkün. Sonra, tepeye çıkan merdivenler tırmanılıyor ve tepedeki kaya-oyma Şiva Tapınağı’na varılıyor. MS. 8. yüzyıldan günümüze ulaşan tapınağın içi Tanrı Şiva’nın değişik yönlerini gösteren pek çok duvar panelleriyle kaplı. Merkezde 6 metre yüksekliğindeki üç başlı Şiva heykeli çok etkileyici. Bu üç yüzü ile Şiva’nın yaratıcı – koruyucu – yıkıcı karakteri simgeleniyor. Sütunların başlıklarında çeşitli, birbirini tekrar etmeyen motifler kullanılmış. Sadece bu tapınağı görmek için bile Mumbai’ye gitmeye değer.

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Batı’da Doğu, İslam ve Türk Algısı 15

Sigismund olan doğum adını 22 yaşına geldiğinde Sigmund’a değiştiren; liseyi takdirle bitiren Freud, “1873 yılında Viyana Üniversitesi’ne ilk girdiğimde biraz…

2 gün ago

Yemeklik Yağ

Önce koyun kuyruğu alınır, tencerelere doğranır, kavrulurdu. Yağlar eridikten sonra kalan kıkırdakların üzerine tuz ekilip ekmek arasında çocuklara verilirdi. Bu…

2 gün ago

Likya Işık Ülkesi 54 Simena – Kale Köy

Kale Köy, Simena antik kentinin üzerine kurulmuştur. Simena hakkındaki bilgiler oldukça yetersizdir. Kaya mezarlarından birinin üzerindeki yazıta dayanılarak antik kent,…

2 gün ago

Batı’da Doğu, İslam ve Türk Algısı 14 Endülüs ve Çingeneler 2

  Çingenelerin ilk çıkış toprakları Hindistan’dı. Tarihlerinde iki kez büyük katliamla karşılaştılar. İlki 11. yüzyılda, Hindistan’a kadar yayılan Gazneliler zamanında,…

7 gün ago

Balyan Ailesi

Ermeni Balyan Ailesi 18. yüzyıldan itibaren dört kuşak, Osmanlı İmparatorluğu’na kadrolu mimar-müteahhitlik yapmış, şehrimize pek çok önemli eser kazandırmışlardır. Bakalım…

7 gün ago

Likya Işık Ülkesi 53 Kekova Adası

Kekova, kıyıda kurulmuş Theimussa (Üçağız) ve buradan teknelerle ulaşılan Simena (Kaleköy) ve karşısında uzanan batık bir şehrin yer aldığı Kekova…

7 gün ago