Gizli sömürgecilik (hortlak sömürgecilik – stealth colonialism), karşılıklı fayda kılıfı adı altında ortaklıklar, yatırım anlaşmaları, yeşil enerji projeleri ve dijital dönüşüm vaatleri üzerinden işliyor; çevre ülkelerde egemenlik kaybı, ekolojik yıkım ve altyapısal bağımlılık yaratıyor.
Geçmişte klasik sömürgeciliğin, merkezde faşizme zemin hazırlaması gibi, bu yeni dönemde de gizli sömürgeci yapılar içinde gelişen süreç olarak faşizm, hızlanan göç hareketleri gibi sonuçları üzerinden merkez ülkelere geri dönüyor.
Gizli sömürgecilik, çıkarılan yasalar, dağıtılan imtiyazlarla ulusal egemenlik erozyonu anlamına da gelir. Bu dönemde ekolojik bir yıkım da söz konusudur. Gizli sömürgecilik, ülke topraklarını uluslararası şirketlerin kullanımına açmak, ormanları madenciliğe kurban etmek, doğal kaynakları yerli ve yabancı sermayeye devretmekle de gerçekleşir.
‘Gizli (stealth) Sömürgecilik’ ve Türkiye, Ergin Yıldızoğlu, Cumhuriyet, 2 Ekim 2025.

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Roma, 2026.
“Hindistan üniversitesinin İngiliz ve Amerikan üniversitesi ile ilişkisi – gerçekte bağımlılığı – o kadar temel ve hatta o kadar genetiktir ki, orada üretilen bilgi, bir emperyal hakimiyet ilişkisi ile kendimizle ilgili düşünce tarzımızı bile şekillendirerek hemen etkili olur. Hindistan üniversitesinin metropolitan üniversitelere bu asalakça entelektüel bağımlılığı, hiçbir yerde İngilizce öğretiminde olduğu kadar açık değildir.”
“Üçüncü Dünya”dan kimi yazarları eğitim programlarımıza dahil etmek kuşkusuz bir kazanım olur; fakat özellikle “Üçüncü Dünya”nın, sözgelimi Afrika, Arap ya da Karayipler edebiyatının doğrudan ve özerk bir şekilde değil, metropolitan ülkelerin denetimindeki biriktirme, yorumlama ve yeniden konumlandırma ızgaralarından geçerek bize ulaşması, bu kazanımın göreli olarak önemsiz bir kazanım olmasına neden oluyor. Bir Latin Amerika romanı Delhi’ye ulaştığında, karmaşık bir metropolitan aracılar kümesi aracılığıyla seçilmiş, çevrilmiş, yayınlanmış, gözden geçirilmiş, açıklanmış ve yeri ayrılmış oluyor. Emperyalizm böyle işler; bir “Üçüncü Dünya” metninin küresel olarak dağıtılması metropolitan ülkede olur.”
Teoride Sınıf, Ulus, Edebiyat, Aijaz Ahmad, Alan Yayıncılık, 1995. Sayfa 56, 57.


Leave A Reply