Edebiyat

Proust’a Dair 6

1920’lere ait bu fotoğraf bana yalnızlığı çok iyi yansıtıyor gibi geldi.
Fotoğraf: Salzburg Museum, Panorama Museum.

Walter Benjamin, edebiyatta bütün büyük yapıtların ya yeni bir tür kurduğunu ya da bir eskisini ortadan kaldırdığını söyler. Bütün büyük yapıtlar özel vakalardır. Marcel Proust’un eserini ‘edebiyatın büyük özel vakası’, ‘zamanımızın en çarpıcı edebi başarısı’ diye anar.

Kayıp Zamanın İzinde aynı anda hem kurmaca hem otobiyografi hem de güncel değinmeler toplamıdır, der.

Sonu gelmez cümlelerle yazılmıştır diyerek onu ‘dilin Nil’i’ diye tarif eder: ‘Yatağından taşan ve çevredeki hakikat topraklarını besleyen, bitekleştiren bir ırmak’, ‘Her türlü ölçüyü aşan söz şehveti’, ‘sonu gelmez kah…kah…’larla birbirine bağlanan yan cümle dizilerini, astımının yarattığı soluksuz kalma korkusunun ritmik biçimde ve adım adım yeniden üretimi olduğunu yazar.

Eserin yaratılmasına eşlik eden koşulları da özel bulur: Ender rastlanan bir fiziksel illet, olağanüstü bir zenginlik ve kuraldışı bir cinsel eğilim.

Proust hayatı gerçekte olduğu gibi değil, hatırladığı gibi betimler. Yazar için önemli olan, kendi hatırası değil, hafızasının dokuduğu ağdır: Gayri iradi hatırlamasını (mémoire involontaire), hatırlamadan çok unutuşa yakın bulur. Proust’un kokulara duyarlılığını anıların kokulara yapışmasına bağlar.

Romalılar için metin, ‘dokunmuş olan’ demekti. Benjamin’e göre Proust’unkinden daha sıkı dokunmuş metin yoktur.

Provalar hep kenar notlarıyla geri dönerdi; prova kağıdındaki bütün boş alanları yeni metin eklemek için kullanırdı. Yaşanmış olay sınırlı, hatırlanan olay ise sınırsızdı.

Jean Cocteau bu tutumun mutluluk arayışı olduğuna dikkat çeker. Bu arayış, varoluşu hafızanın emrine vermiştir. Metinlerinden sızanın can sıkıntısı olduğu da söylenmiş; saplantılı benzerlik düşkünlüğünden, her yerde ve her şeyde benzerlikler bulma isteğinden bahsedilmiştir.

Swann’ın, Proust’u andıran, hem aristokratların bilgisizlik ve duyarsızlığını küçümseyen, hem de onların arasında bulunmak isteyen ‘yüzyıl sonu esteti’ olduğu kabul görür.

Walter Benjamin, Kayıp Zamanın İzinde için merkezinde yalnızlık olan, ‘Batı edebiyatında zorlu bir kendine gömülme çabası’, ‘bütün bir ömrü aydınlatma gayreti’, der.

Benjamin, Michelangelo’nun Sistine Şapeli’nin tavanına Yaratılış’ın resmini yapmak için yattığı yapı iskelesi ile Marcel Proust’un el yazısıyla dolu sayfaları havaya kaldırarak hasta yatağında okuması arasında benzerlik kurar.

 

Son Bakışta Aşk, (Proust İmgesi), Walter Benjamin, Metis Yayınları, 2018. Sayfa 113-129.

admin

Önceki Yazılar

The Darjeeling Himalayan Railway 2

UNESCO World Heritage Sites Listing Criterion (ii): “…An outstanding example of the influence of an…

22 saat ago

The Darjeeling Himalayan Railway 1

The Darjeeling Himalayan Railway is synonymous with the development of the Darjeeling hills. Along with…

2 gün ago

Gurka, Gorka ya da Gorkhali

Gurkalar’ın çoğu Gurung, Magar, Rai ve Limbu etnik topluluklarından gelir. Güney Asyalı askerlerdir. Çoğu Nepal…

7 gün ago

Postkolonyalizm 19

İngiltere, sömürgeci ve işgalci politikalarıyla etkisi bugün de süren sorunlar bıraktı: Filistin meselesi, Kıbrıs meselesi,…

1 hafta ago

Dünyadan Atasözleri

İnsanlar yaşadıkça ihtiyarladıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça ihtiyarlarlar. Malezya Ne kadar alçaktan uçarsan, düştüğün zaman o…

1 hafta ago

Müziğe Dair 4

Ortodoksluğun müzik enstrümanlarına koyduğu yasak, kilise vokal müziğinin gelişimine yol açmıştır. Rus halk şarkılarının çok…

1 hafta ago