
Viyana’nın ünlü Burgtheater’ının 1890-1898 yılları arasında sanat yönetmeni olmuş Avusturyalı avukat ve sanat kritiği Max Burckhard (1854-1912), bir Yahudi’nin yaratıcı olamayacağı üzerine teoriler geliştirmiştir. Alma Mahler de (1879-1964) kocalarından ikisi Yahudi olmasına rağmen Yahudileri aşağı seviyede görüp; ‘Hıristiyan parlaklığı’ diye tanımladığı bir şeyle bezenmiş olarak, büyük bir zevkle kendini onlardan üstün hisseder.
Alma Mahler veya Sevilme Sanatı, Françoise Giroud, Pan Yayıncılık, 2008.
Jean-Paul Sartre (1905-1980), Yahudilik Sorunu başlıklı yazısında Nazileri değil, ırkçılığın Fransa’daki etkisini irdelemişti. Fransa’nın Cezayir’de yaptıklarını katliam olarak nitelendirmesi yazarın evinin iki defa bombalanmasına neden olmuştu. Sartre, yazısında antisemitizmi “Bir Yahudi nereden gelirse gelsin ve ne yapmış olursa olsun öldürülmeli. Çok basit bir sebepten: Bir Yahudi olduğu için,” diye özetlemişti. “Bir zencinin her zaman kötü şeyler yaptığı” yargısının hakim olduğu bir dünyayı ise Saygılı Yosma adlı eserinde anlatmıştı.
Arkabahçe, Ebru Çaloğlu, Remzi Kitabevi, 2021. Sayfa 47, 48.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Ukrayna Gezisi, 2010.


Leave A Reply