Categories: Eski Kültürler

Bizans İmparatorluğu 52 | Bizans’ta Mimari 2

  • Kemer yapımı ve beton kullanımı gibi, Romalılar tarafından geliştirilmiş kubbe, Erken Hıristiyan ve Bizans mimarlığının da önemli bir ögesiydi.
  • Kubbe, Hıristiyanlığın ilk yıllarında mezarlarda yaygın olarak kullanılmıştı. Roma ve İran’da da kubbeli yapılar vardı. Ama Bizanslı mimarlar daha önce kullanılmış elemanları birleştirerek yeni bir stil yaratmış oldular. Bizans yapı ustaları, pandantif denen üçgen unsurları kullanarak kubbe yapısı ile kare planlı bir bina arasındaki boşlukları doldurabileceklerini keşfettiler. Pandantifler, bazilikadaki merkezi bölümün üstünde kubbe kullanmayı mümkün hale getiriyordu. İstanbul’daki Aya Sofya (533-37), yarım kubbeli eksedralarla (ekoylum) çevrelenen bir merkezi basık kubbeden yararlanmaktadır. Bu yarım kubbeler de kendi küçük yarım kubbeleriyle taşınmaktadır. Roma, Erken Hıristiyan ve Bizans kubbeleri genellikle beton veya tuğlayla tek-cidarlı olarak yapılmıştı. Çift-cidarlı kubbe Rönesans’ta yapıldı. Önceleri kubbe, arkat üzerindeki duvarlara taşıtılır, kalın duvarlar tarafından payandalanırdı.
  • Altın, ipek ve mermer Augustus zamanından beri Roma İmparatorluğu’nun kullandığı malzemelerdi. Özellikle devşirme malzeme olarak kullanıldığı zaman daha da kıymetli olduğu düşünülürdü. Bizanslılar da eski mermerleri yeniden kullandılar. Bizans’ta da savaşlar ve depremler sonunda taş ve mermer ocakları kapanıyor, açık olduklarında ise malzeme çok pahalı oluyordu. Dolayısıyla devşirme malzeme kullanımı çok yaygındı. Spolia’nın (yeniden kullanılan malzemenin) varlığı, genellikle sütun başlıklarındaki garip görünümlerle kendini gösterir. Eski başlık, yeni Hıristiyanlık bağlamı içinde yeniden kurgulanır. Eski mimari biçimler, yeni dine ve onun sembollerine uyacak şekilde uyarlanmaktaydı. Malzeme ayrıca, ekonomik nedenlerin yanı sıra binayı daha önceki çağlarla ilişkilendirmek için sembolik nedenlerle de yeniden kullanılırdı. Antik Roma’dan kalma spolia, Erken Hıristiyanlık ve imparatorluğun şanıyla ilişkilendirildiği için kiliselerde özellikle tercih edilmekteydi. Venedikliler San Marco’nun cephesinde Konstantinopolis’i hatırlatan bir imparatorluk görkemi vermek için Bizans mermerlerini gemilerle ülkelerine taşımışlardı. Osmanlılar da kalan malzemeyi kendi saray ve camilerinde kullandılar.
  • 9. yüzyılda maliyet düşürmek için devşirme malzeme çok kullanıldı. Marmara Adası’ndan bile taş çıkartılmadı. O dönem sütun başlıkları sade ve derinliksizdir. Eski başlıklar yontulup tekrar kullanıldı.
  • Prota’nın (Kınalıada) sert kayaları sur yapımında kullanılmıştı.

Sütun, Romalılar tarafından dekoratif bir eleman olarak kullanılırdı. Bizans mimarisinde destek elemanı görevini yüklendi. Bizans, çok çeşitli sütun başlıkları kullandı.
Yeni kiliselerin iç mekanında, sütunlar tarafından taşınan arkatlar vardı. Başlangıçta, Erken Hıristiyan dönemin sütun ve başlıkları Roma’daki öncellerine çok benziyordu. 527-536 yılları arasında inşa edilmiş Konstantinopolis’teki Aziz Sergios ve Bakhus Kilisesi’nin (Küçük Ayasofya) sütun başlığı dantel benzeri kıvrımdal bezemeleri ve girift halkaları ile Roma etkisinden kurtulmuştu. Bunlar gibi üç ana modelden (Dor, İyon, Korent) farklı sütun başlıklarına kompozit/karma düzen adı verilir.
Fotoğraf:www.panoramio.com

Ayvansaray’da ele geçen bu mermer sütun başı 6. yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilmekte. İstanbul Arkeoloji Müzeleri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Bizans’ta başkentte binalar, belli bir sıra taştan sonra 4-5 sıra tuğla örülerek yapılırdı. Böylece her bölüm kendi içinde çalışır, savaşta mancınığa hedef olduğunda isabet ettiği bölüm yıkılır, duvar çökmezdi. İmparatorluğun güneyinde sadece yerel taş kullanılır, tuğla gibi pahalı malzeme kullanımı pek tercih edilmezdi.
  • Bizans’ta bina yapımında kullanılan Horasan harcı denen dere kumu, tuğla parçaları ve kireçten oluşan harcın içine bazen saman da konurdu. Bizans eserlerinin restorasyonunda bu harç yerine çimentodan yapılan harcın kullanılması, yenileme çalışmalarına yöneltilen temel eleştiri konusudur.
  • Kurutulmuş çamur blokları hava koşullarına dayanıklı tuğlalar haline getirme fikri MÖ 3. binyılda gelişti. Tuğla kullanımı, bazı bölgelerde, bazı dönemlerde mimarlığın karakteristik bir ögesi oldu. Roma tuğlası günümüz tuğlasına göre daha uzun ve dardı. İtalya’da binalar genellikle tamamen tuğladan yapılmaktaydı. Öte yandan İmparatorluğun kuzey kesimlerinde tuğla, dekoratif etkiler oluşturmak için yerel taşlarla karıştırılıyordu. Bizans’ta ustalar tuğlaya damga vururdu. Konstantinopolis’te kullanılacak tuğla, Marmara Ereğlisi’nde üretilip gemi ile başkente getirilirdi. Ancak yukarıda izah edilen sebeplerle tuğlalar birden çok defa kullanıldığı için, üzerindeki damga binanın yapım tarihi hakkında doğru tarihi bilgi vermez. Bizans’ta kemer, kubbe ve tonozlar genelde tuğla gibi hafif malzeme ile yapılırdı.
  • 12.-13. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmış, harçla örülmüş görüntüsü veren ama geri çekilmiş tuğla ile yapılan yeni örgüye gizli tuğla tekniği adı verilir.
  • Taş ve tuğla almaşık örgülü duvarlar Bizans binaları için tipiktir.
  • Kullanım zorluğundan ötürü bu dönemde cam hala az kullanılıyordu. Su mermeri konarak mekanın aydınlık olması sağlanırdı.
  • Ekseriyetle üzeri kiremitle döşeli ahşap çatı yapılırdı. Çatı eğimi çok olmazdı. Kiremitlerin üzeri nadiren desenli olurdu. Kiremiti gaga burunlu mıh ile ahşaba çakarlardı. Günümüze kalan mıhlardan çatıda kullanılan ahşabın kalınlığını anlıyoruz. İstanbul’da hem Bizans’tan hem de Osmanlı’dan yadigar kurşun kaplı kubbeleri olan yapılar da vardır.
  • Osmanlı’da gezgin minare ustaları olduğu gibi, Bizans’ta da gezgin inşaat ustaları vardı. Mekanikos, mühendis gibi hesapları yapan; arkitekton ise kalfa gibi çalışan kişiye verilen addı.

admin

Recent Posts

Mitos 1

Mitos yazısında Yararlanılan Kaynaklar Ortadoğu Mitolojisi, Samuel Henry Hooke, İmge Kitabevi, 2002. Kızılderili Mitolojisi, Alice Marriott ve Carol K. Rachlin,…

9 saat ago

Yemek Kültürü 9 | Ön Asya Mutfağında Yemek Çeşitleri 7

Sebzeler ve Meyvalar     Eski Yunanlılar ve Romalılar 1000 çeşidi aşkın bitkiyi tanımlamışlardı. İ.Ö. 5 yy. dan günümüze ulaşmış…

9 saat ago

Postmodern Edebiyat 2

19. yüzyılın gerçekçi edebiyatında, yazar her şeyi bilir ve güvenilirdir. Romandaki karakterlerin davranışları ve motivasyonları rasyoneldir. Olaylar neden-sonuç ilişkisinde gelişir…

4 gün ago

Yemek Kültürü 8 | Ön Asya Mutfağında Yemek Çeşitleri 6

Pilav     Eski Yunanlılar pirinci, Büyük İskender’in Hindistan’a düzenlediği seferden sonra tanıdılar. Romalılar hiçbir zaman pirinç ekmediler ve yemediler.…

4 gün ago

Postmodern Edebiyat 1

Postmodern bir dönüşün ilk tespitlerinin yapıldığı alanlar edebiyat ve mimari olduğu için önce bu alanlara odaklanacağız ve edebiyat ile başlayacağız.…

1 hafta ago

Yemek Kültürü 7 | Ön Asya Mutfağında Yemek Çeşitleri 5

BALIK Sümerlerde yaygın olan balıkçılık hem denizde hem nehirlerde yapılıyormuş. Eski Yunan’da tuzlu balık mutfağın önemli bir parçasıymış. Taze balık…

1 hafta ago