Üretme Tarzı: Sanat, bireysel yaratıcılığı vurgular. Oysa televizyon programı bir ekip ürünüdür. Televizyondaki tekrarları Yazarın Ölümüne tanık gösterebiliriz. Bir filmin yaratıcısı yönetmen iken, televizyondaki yaratıcılar yazarlar ve prodüktörlerdir.
Sergileme Tarzı: Resimler ve heykellerin galeriler ve müzelerde sergilenmesi de televizyonun sergileme tarzından çok farklıdır. YouTube gibi çevrimiçi görüntü kaynakları, bunu daha da ileri bir noktaya taşır. Televizyon yayını çoğulluk ilkesine dayanır: sayısız kez kopyalanabilir, kaydedilebilir, değiş tokuş edilebilir, yeniden gösterilebilir, televizyon içeriğine herkes sahip olabilir.
Alımlama Tarzı: Güzel sanat formları, sergi yerinin mimarisi, davranış kodları, her eserin kendi başına ele alınması, dingin ve saygı uyandıran bir atmosferde gerçekleşmesi ile öne çıkar. Bir sanat eserine bakmak, bir ölçüde düzenlenmiş bir etkinliktir. Buna karşılık, medya içeriğinin nerede gösterilebileceği, kimin tarafından tüketileceği, nasıl tüketilmesi gerektiği hakkında hiçbir kısıtlama yoktur. Bu konuda yerleşik bir sosyal kod veya görgü kuralı bulunmamaktadır. TV içeriği, başka bir işle meşgulken göz ucuyla da izlenebilir, hatta görmezden de gelinebilir.
Japonya’da bir şirket kadınların bacaklarını reklam alanı olarak kiralıyor. Şirketin sözcüsü, 18 yaşını dolduran ve herhangi bir sosyal ağda 20’den fazla kontağı olan her kadının bacaklarının reklam için kullanılabileceğini söyledi. Kadınların yapması gereken, reklamı bacağına yapıştırmak, mini etek giymek, sekiz saat boyunca reklamı halka açık alanlarda göstermek ve çalıştıklarını kanıtlamak için fotoğraflarını Facebook ve Twitter’a yüklemek.
Fotoğraf:t24.com.tr
The Darjeeling Himalayan Railway is synonymous with the development of the Darjeeling hills. Along with…
Gurkalar’ın çoğu Gurung, Magar, Rai ve Limbu etnik topluluklarından gelir. Güney Asyalı askerlerdir. Çoğu Nepal…
İngiltere, sömürgeci ve işgalci politikalarıyla etkisi bugün de süren sorunlar bıraktı: Filistin meselesi, Kıbrıs meselesi,…
İnsanlar yaşadıkça ihtiyarladıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça ihtiyarlarlar. Malezya Ne kadar alçaktan uçarsan, düştüğün zaman o…
Ortodoksluğun müzik enstrümanlarına koyduğu yasak, kilise vokal müziğinin gelişimine yol açmıştır. Rus halk şarkılarının çok…
Müzisyen bir aileden gelen ve 1660’da başlayan Restorasyon Dönemi’nde Londra’da yaşamış olan Henry Purcell (1659-1695)…