Alman sanatçı Joseph Beuys’ın (1921-1986) Berlin’de eski gar binasından çağdaş sanat müzesine dönüştürülmüş Hamburger Bahnhof’taki Joseph Beuys Salonu’nda sergilenen eserlerinden biri.
Dadacılar gibi Beuys için de estetik bir etkinlik olarak sanat yapmak yanlıştı; bir sanatçı olarak yaptığı şeylerin gündelik yaşamdan ayrılamayacağını düşünürdü. 1985’te kendisiyle yapılan bir röportajda bir hemşirenin de, doktor veya öğretmenin de sanatçı olduğunu söylemişti. İnsanın dünyası ile sanatın dünyasının bir bütün olduğunu savunmuştu. Beuys, 1962 yılında Fluxus’a katılmış, 1963’ten başlayarak düzenli olarak Fluxus olaylarında yer almıştı. Bu grubun üyeleri sıradan, gündelik hareketlerin de sanatsal etkinlikler kadar dikkate değer olduğuna inanıyordu. Fluxus Manifestosu’nda, herkes tarafından anlaşılan, sanat olmayan gerçekliği destekleme çağrısı yapılmıştı.
Beuys, Fluxus ve Sitüasyonist Enternasyonel (SE), toplumsal ve politik geleneklere, kontrole karşı çıkışlarında tarihsel avangard ile bağlantı kurar.
The Darjeeling Himalayan Railway is synonymous with the development of the Darjeeling hills. Along with…
Gurkalar’ın çoğu Gurung, Magar, Rai ve Limbu etnik topluluklarından gelir. Güney Asyalı askerlerdir. Çoğu Nepal…
İngiltere, sömürgeci ve işgalci politikalarıyla etkisi bugün de süren sorunlar bıraktı: Filistin meselesi, Kıbrıs meselesi,…
İnsanlar yaşadıkça ihtiyarladıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça ihtiyarlarlar. Malezya Ne kadar alçaktan uçarsan, düştüğün zaman o…
Ortodoksluğun müzik enstrümanlarına koyduğu yasak, kilise vokal müziğinin gelişimine yol açmıştır. Rus halk şarkılarının çok…
Müzisyen bir aileden gelen ve 1660’da başlayan Restorasyon Dönemi’nde Londra’da yaşamış olan Henry Purcell (1659-1695)…