Georges Seurat (1859-1891). Sanatçının 1890 yılında yaptığı Sirk adlı tablosundan detay. Renkleri sanatçı karıştırmıyor, renkler optik algılama ile karışıyor.
Empresyonist ressamlar renkleri parçalama işini içgüdü ile uygularlardı. Neo Empresyonistler bu işi zamanın son araştırmalarına uygun bir şekilde yaptılar. Bu araştırmaların sonuçlarına göre, birbirine zıt renkler aynı anda görülünce, bu renklerin karışımından elde edilen etkiyi sağlıyor, ayrıca bu etkileri daha da kuvvetlendiriyordu. Kırmızıyla mavi yan yana gelince, hem onları kırmızı ve mavi olarak, hem de mor olarak görüyorduk; mor renk, böylece daha parlak görünüyordu.
“Sanat uyumdur”.
Resimde uyumun birbirine zıt ya da birbirine benzeyen renklerin, tonların ve çizgilerin analojisi olduğunu düşünüyorlardı.
Michel Eugène Chevreul fizik alanında renk ve renk efektleri alanında cok önemli buluşlar yaptı ve yayınladı. Neo Empresyonistler renk seçimlerini Chevreul’un 72 parçadan oluşan renk diyagramına göre yaptılar.
Resimde yöntemin bilimsel ilkeler üzerine kurulmasını savundular.
Optik olarak Empresyonizmi kalıcı kılmak istediler.
Tüm kenar çizgileri kaldırdılar.
Delacroix saf renkler kullanmıştı ama paletinde geleneksel toprak renkleri de vardı. Empresyonistler saf renkleri karışımlarla kırmışlardı. Kaldı ki onların renk kullanımı içgüdüsel idi. Neo Empresyonistler renk kullanımını metodik hale soktular.
Tekniğin lideri Georges Seurat (1859-1891), saf renklerin palette karıştırılmadan, noktalar halinde yan yana getirildiği Noktacılık (Pointilizm) tekniğini benimsedi. Seurat genç yaşında ölünce Pointilizm akımını Paul Signac (1863-1935) sürdürüyor. Onun metodu, Seurat’ınkinden daha bilimsel, renk açısından daha zengin ve daha aydınlık. Signac, Henri Matisse ve André Derain’i etkiliyor.
Signac, St. Tropez’de Çam Ağacı, Puşkin Müzesi, Moskova.
Pointilist tekniğin en meşhuru Hollandalı ressam Vincent van Gogh (1853-1890).
O da Japon resim sanatından ve Gaugin’den çok etkileniyor.
Hollanda’da iken yaptığı resimlerde renkler canlı değil.
Ömrünün son üç senesinde yaptığı resimler özgün, dolayısıyla önemli.
İçe dönük.
Resimlerini çok çabuk bitiriyor.
Doğanın değil, kendi gerçeğini yapıyor.
Renk çok önemli.
Saf renkler kullanıyor.
Hacimsiz, sade formlar yapıyor.
Vahşi bir lirizmi var.
Dinamizm.
Kalın boya.
Ekspresyonizmin öncülerinden.
Duyguların fışkırışı.
Ekspresyonist ifade için deformasyon kullanıyor.
Van Gogh, Gece Görünümleri.
Bu dönemin bir diğer önemli sanatçısı ise Henri de Toulouse-Lautrec (1864-1901) idi.
O da Japon resim sanatından etkilenmişti.
İzlenimcilerden en çok Edgar Degas’nın etkisinde kalıyor.
Van Gogh ile birlikte sergi açıyor.
Resmi ayrıntısız. Ayrıntısız sanatın daha inandırıcı, daha güçlü olduğunu düşünüyor (Japon etkisi).
Afişin bir sanat olarak değer kazanmasını sağlıyor.
View Comments
bnce cok guzel bır resım cızılmısd