Edebiyat

Edebiyata Dair 9

Roman, biyografik bir türdür. Konusu şahıstır. Bazen gerçekten yaşamış bir insanı, bazen kurgusal bir insanı anlatır. Bu yüzden pek çok romanının ismi, bir insanın ismidir: Don Kişot, Robinson Crusoe, Oliver Twist, Anna Karenina, Martin Eden…

Antik çağlarda romana yakın bazı eserlere rastlanır. Ancak bu edebi türün yaygınlaşması, ortaçağın sonlarına doğru olmuştur.

Halkımız roman denen edebi türle Tanzimat’ın ilanından sonra tanıştı (1839). Bir genelleme yapacak olursak Batılı yazarların kişiye, bizim yazarlarımızın mekana öncelik verdiğini söyleyebiliriz.

Bireyi anlatan bir diğer edebi tür otobiyografidir. Otobiyografide bir insan kendi hayat öyküsünü anlatır. Avrupa’da otobiyografik eserler 11. yüzyılda ortaya çıktı, 16. yüzyılda yaygınlaştı. Japonya’da da ortaya çıkışları da aynı dönemlere rastlar.

Edebi türlerin doğuşu, toplumdaki değişimlere paraleldir. Avrupa’daki sosyalist hareketler olmasa, işçi sorunları üzerine yazılmış Proletarya Edebiyatı doğmazdı. Bilimsel devrim yaşanmasa, edebiyata Pozitivist bir yaklaşım getiren Doğalcılık (Natüralizm) denilen edebi akım da olmazdı. Teknolojinin hızla ilerlediği bir çağda yaşamasaydık, bilim kurgu romanları yazılmazdı.

Tanzimat’a kadar Türkçe edebiyatta otobiyografi diye bir şey yoktur. Nadiren bir yazar kendinden bahseder. Buna genellikle Sefaretname denilen türde rastlarız. (Sefaretnameler, elçilerin yabancı ülkelerde gördükleri şeyleri, gayri resmi bir dille anlattığı yazılardır.) Elçi, ‘Biz’ diyerek, kendi adına değil heyeti adına yazmıştır. Osmanlı İmparatorluğu boyunca önemli eserler vermiş mimarların belgelerde isimleri anılır ama çoğu hakkında bilgimiz yoktur. Padişahın kulları, deyip geçmişiz. Şahıs değil, unsur. Birey değil, birim.

Çoğu okur kendisini ilgilendirmeyen konuları pek okumaz. Ayrıca bizzat yaşamak istemedikleri şeyleri seyretmekten veya okumaktan zevk alırlar. Bu bir tür arınma, bir temizliktir.

Bir Kedi Bir Adam İki Kadın, Cuniçiro Tanizaki, İthaki Yayınları, 2022.

Önsöz, Alper Kaan Bilir. Sayfa 10-13, 23.

 

18. yüzyılın ikinci yarısı, gece görüntülerine, karanlık cinayetlere, hayaletlere uygun, yarı yıkılmış şatolarla, manastırlarla ve insanı tedirgin eden mahzenlerle dolu Gotik romanın yükselişine tanık oldu. Aynı dönemde mezarlık şiiri ve morg erotizmi gelişti. Böylelikle, kimileri kasvetli manzaralar, hortlaklar ve tüyler ürpertici durumlar tasvir ederken, kimileri de o zamana kadar zevk ve keyif kavramının Güzellikle bağdaştırılmış olduğundan hareketle dehşet duygusunun nasıl olup da hoşa gittiğini merak etti.

Friedrich von Schiller, 1792’de şöyle yazar: “Üzücü, korkunç ve hatta dehşetli şeylerin bize çok çekici gelmesi, kederin ve terörün aynı güçle bizi itmesi ve çekmesi doğamızın genel bir olgusudur. İnsanlar, beklenti içinde cinayet öyküsü anlatan birinin çevresinde toplanacaktır; maceralı hayalet öykülerini hevesle ve bir solukta okuruz ve tüylerimizi ne kadar çok ürpertirse isteğimiz o kadar artar,” derken idam sehpasına gidenlere eşlik eden kalabalığa da dikkat çeker.

Stratonikeia ve Lagina gezimizden.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Muğla, 2024.

Aynı dönemde harabeler de bütünlüklerinin bozulmuş olması, zamanın üzerlerinde bıraktığı izler, üzerlerini kaplayan yabani otlar, çatlaklar ve yosunlar yüzünden beğeniliyordu.

Güzelliğin Tarihi, Umberto Eco, Doğan Kitap, 2006. Sayfa 285, 288, 289.

 

 

admin

Önceki Yazılar

Gandhara Sanatı 1

Gandhara, günümüzde Pakistan’ın kuzeybatısında Peşaver Havzası ve Afganistan’ın doğu sınırlarında yer alan, MÖ 1. binyıldan…

9 saat ago

Seramik 47 İber Seramiği

MÖ 6. yüzyılda yaşamış olan çeşitli etnik grupların adlarını Yunan ve Latin yazılı kaynaklarından öğreniyoruz. …

1 gün ago

Japonya 152 Japonya Hakkında Muhtelif 12

Kasım 2016’da Fukuoka’da Hakata İstasyonu yakınındaki ana caddede büyük bir göçük meydana geldi. Çöken yer…

2 gün ago

Göçmenler 22

Melezleşmiş bir ırk; etkilerin, geleneklerin ve ırkların piçi. Saflığa, daha doğrusu saflık ideasına güvenmemeyi öğrenmişti;…

3 gün ago

Faşizm Diktatörlük 50

İspanyolca kökenli otogolpe (autogolpe), yürütme erkini elinde tutan kişinin, mevcut anayasal düzeni devre dışı bırakarak…

4 gün ago

Faşizm Diktatörlük 49

Faşizm, eşitsizliği meşrulaştırır. Alman asıllı Amerikalı milyarder girişimci Peter Thiel’in (1967-) “doğal hiyerarşiler” teorisi, zenginlik…

5 gün ago