Hemingway’in 1923 yılına ait pasaport resmi.
Edebiyatı yaşanmış olayların, gözle görülen gerçeklerin edebiyatı olarak tanımlanan (1), Amerika’nın en sevilen romancılarından biri olan Ernest Hemingway (1899-1961), kısa yalın cümleler kurardı. Roman yazmaya başlamadan önce gazeteciydi. Mesleğini hemen hiç bırakmadı, dış ülkeler muhabiri olarak savaşları takip etti. Üniversite mezunu değildi.
Hemingway’in öykülerinin hepsi dinamik, akıcı ve sürükleyicidir. Yazarın durup dinlenmeden yeni yeni serüvenler, hayatlar, ülkeler ardında koşması bu anlatılara da sinmiştir. Kişileri durup düşünmezler, hayale dalmazlar, hep hareket halindedirler (2). Alkol ve ölüm onun eserlerinde önemli bir yer tutar. Kişileri korkunç tehlikeler ve kabuslarla dolu bir dünyada yaşarlar. Tek kurtuluş yolları kendi kişiliklerine uyan bir hayata kendilerini uydurmalarıdır. Bu da cesaret, doğruluk ve erkeklik kudretiyle olur (3). Anlatıcılığı duygusallıktan arınmıştır, süslemelerden uzaktır, diyalog kurmada ustadır. Merkeze insanı ve insani duyguları koyar. İnsanı yalın anlatır. Ama kimliği öykülerine sinmiştir (4).
Eserlerinde sık sık tekrarlanan yarı-otobiyografik Hemingway kahramanı Nick Adams, okurda çoğu zaman yazarın öteki benliği izlenimi bırakır. Bu prototip, bir derlemeye de adını vermiştir: Nick Adams Öyküleri.
Hemingway, boğa güreşi ve büyükbaş hayvan avı meraklısıydı. Kahramanları her zaman cesur, davalarına bağlı, ruhsal ve bedensel yaraları olan kadın ve erkeklerdir. Yazdıklarında savaş, av, boks gibi erkeksi unsurları öne çıkarır ama aslında bunların ardında kahramanların kuşkuları, yalıtılmışlık duyguları ve başarısızlıkları saklıdır (5).
Yaşamı boyunca savaşa özel bir ilgi duymuştur. Gözündeki bozukluk yüzünden orduya girme isteği sürekli geri çevrilen Hemingway, sonunda Amerikan Kızılhaç Örgütü’nde ambulans şoförü olarak Birinci Dünya Savaşı’na katılmayı başarmıştır. 1918’de Avusturya-İtalya sınırında yaralanıp kahramanlık madalyası almıştır (6).
Savaş sonrası ilk evliliğini yapıp dış haberler muhabiri olarak Paris’e gittiğinde burada yaşayan F. Scott Fitzgerald, Ezra Pound ve Gertrude Stein’ın yüreklendirmesiyle gazetecilik dışında yazdıklarını yayınlamaya başlamış, ilk önemli başarısı Güneş de Doğar adlı romanı olmuştu (7).
Yararlanılan Kaynaklar
Milliyetçilik, ‘ilerici’ bir kisveden 18. yüzyıl sonlarında tutucu bir ideolojiye dönüştü. Neo-nasyonalizm, ‘bastırılmış milliyetçiliklerin geri…
“Estonya, Sovyetler’e katıldığında radyodan duyulan yaşasın çığlıklarının ‘tamam artık yeter’ işareti verilene kadar sürdüğünü, bu…
Tatlı, tuzlu, ekşi ve acı dört temel lezzet. Tatlı damağın her tarafına yayılırken ekşi canlılık…
Ming Hanedanı döneminde (1368-1644) edebiyat gelişti, yayıncılık işi patlama yaptı. Çin’de yaşayan İtalyan Cizvit misyoner…
Song Hanedanı döneminde (960-1279) öyküler önemini yitiriyor, drama ve roman gelişiyor, bu durum Moğollar döneminde…
Eski Çinlilerin tanımına göre ancak ahlaksal ya da siyasal bir değeri olan yapıt yazınsal sayılabilir.…