Kültür

Japonya 146 Japonya Hakkında Muhtelif 9

“Parlayan şeylere bakmak bizi genelde rahatsız eder. Biz öyle ışıl ışıl parlayan şeyleri hiç sevmeyiz. Gümüş kullansak da Batılılar gibi parlatmayız; tam tersine kararması hoşumuza gider. Japon kristalleri, içlerindeki belli belirsiz gölgelerle daha görkemli bir hissiyat oluşturuyor. İçinde çim deseni varmış gibi görünen ve opak kısımları olan kristalleri görmekten hoşnut oluyoruz. Sığ ve berrak şeylerden ziyade derin ve gölgeli şeyleri tercih ediyor, o bulanık ışığı seviyoruz. İnsan elinin uzun yıllar objeye değmesi sonucu oluşan cilayı, parmak izimiz olduğu için dikkatle muhafaza ediyoruz (1).

Japon stili bir odanın tüm güzelliği gölgelerin yarattığı ışık oyunlarından doğar. Ardiye, mutfak, koridor gibi yerlerin duvarlarında parlak cila olabilir ama oturma odasının duvarları çoğunlukla soluk bejdir ve cilayla parıltı katılmaz. Eğer parıltı katılırsa cılız ışığın yumuşak ve kırılgan güzelliği kaybolur. Duvarın yüzeyindeki bu loş aydınlık tüm dekorasyon fikirlerinin üzerindedir. Işığı kaybetmemek için soluk bej rengi duvarlarda desen kullanımı tercih edilmez (2).

Büyük tapınakların mimarisinde ana salonlar bahçeden uzakta yer alır. Bu nedenle içeri giren ışık iyiden iyiye seyrekleşir. Altın, karanlık bir yerde ışık toplayabildiği için eski insanlar Buda heykellerini altın rengine boyamış, soyluların günlük yaşamlarını sürdürdükleri odaların duvarları altın rengi yapılarak ışık yoksunluğu telafi edilmeye çalışılmıştır (3).

Japonlar karanlığın toplandığı renkleri severken Batılılar gün ışığının istiflendiği renkleri tercih eder. Japonlar gümüşün kararmasını severken Batılılar kararan gümüşü kirli ve sağlıksız bularak ışıldayana kadar parlatır. Odanın içini de olabildiğince gölge oluşmayacak şekilde düzenler, tavanı ve duvarları açık renklere boyarlar. Bahçe dekorasyonu yaparken Japonlar serpilmiş ağaçlar, bitkiler tercih ederken Batılılar bahçeyi düz bir çim alanla kaplarlar (4).

Japonlar çok uzun zamandan beri boyu ten rengindense beyaz ten rengine kıymet vermiş, onu daha güzel bulmuşlardır. Bir Japon ne kadar beyaz tenli olursa olsun, beyazlığının içinde bir miktar gölge barındırır. Bu yüzden Japon kadınlar görünen yerlerini, beyaz bir pudra ile kapatırlar ama yine de derilerinin en iç katmanına kadar nüfuz etmiş bu koyu rengi silmeyi başaramazlar. 1890’larda dönemin kadınları bir tür yüzü öne çıkarma uygulaması olarak dişlerini siyaha boyuyorlar, kaşlarını tıraş ediyorlar, yanardöner yeşil siyah arası bir dudak boyası sürüyor, üzerini sedefle süslüyorlardı (5).”

 

Yararlanılan Kaynak

(1) Gölgeye Övgü, Cuniçiro Tanizaki, İthaki Yayınları, 2024. Sayfa 24-26.

(2) A.g.e., sayfa 36, 37.

(3) A.g.e., sayfa 40, 43.

(4) A.g.e., sayfa 55.

(5) A.g.e., sayfa 52, 56, 57, 59.

 

admin

Önceki Yazılar

Keltler 1

Efsaneye göre, Herakles’e aşık olan Keltine, ondan bir oğlan doğurur. Ona, Keltos adını verir. Keltler’in…

2 saat ago

Faşizm Diktatörlük 47

Popülizmin düalist mantığı bakın ne kadar güzel özetlenmiş: “Doğal aileye evet, LGBT lobisine hayır! Haçın…

2 gün ago

İber Monolitleri 2

MÖ ikinci binyılın son çeyreğinde İber halklarının dış dünya ile çok ilişkisi olmuş, bu yüzden…

3 gün ago

İber Monolitleri 1

İnsanın şematik betimi Bronz Çağ (MÖ 2200-1300) figüratif sanatında çok görülür. Taş üzerine yapılan eserler,…

4 gün ago

Dr. David Livingstone 3

Livingstone ABD’li gazeteci Henry Morton Stanley’nin New York Herald’da başlattığı yayın bombardımanı aracılığıyla efsaneleşti ve…

5 gün ago

Dr. David Livingstone 2

Kasım 1855’te yerlilerden hep duyduğu şelaleye vardı. Çavlana hayran kaldı ve ona Kraliçe Victoria’nın adını…

6 gün ago